RENAUD LAMBERT
Çeviri: AHMET ÖYLEK
Venezuela’dan sonra sıra Tayvan’da mı? Batı basınının bir kısmına göre, Amerika’nın Karayipler’deki askeri müdahalesi, Pekin’in Taipei’ye karşı benzer bir operasyon düzenlemesinin önünü açtı. Kanıt mı? Çin ordusu, 29 ve 30 Aralık’ta birçok gözlemcinin işgalin ön hazırlığı olarak nitelediği bir tatbikat sırasında adayı kuşattı. Bu gözlemciler, ABD ve Çin başkanlarının aynı arzu ile yanıp tutuştuğundan hiç kuşku duymuyor: Savaş sonrası kurulan uluslararası düzenin “maskaralıklarına” son vermek ve yerine, Amerikalı savaş danışmanı Stephen Miller’ın (1) ifadesiyle, “nüfuz, zorbalık ve güç tarafından yönetilen” yeni düzen getirmek.
Asya’da Çin’i de içine alan bir çatışma tehdidiyle çalkalanıyor olsa da bu tehdit Tayvan’dan çok Japonya’yı ilgilendiriyor; zira Taipei açıklarında yapılan gösterişli manevra esasen Tokyo’yu hedef alıyordu. Sert açıklamalar, stratejik devriye uçuşları, ekonomik yaptırım tehditleri… Doğu Asya’nın iki devi arasındaki ilişkiler benzeri nadir görülen bir sarsıntıdan geçiyor. Ancak kökeni dünyanın öte yakasında bulunan bu sarsıntı, “Trump ile birlikte yaşanan kopuş” söylemlerine rağmen, ABD’nin uluslararası düzene karşı takındığı kayıtsız tavrın aslında yeni olmadığını gösteriyor.
Özel İçerik
Bu içerik sadece gazeteye abone olan okuyucular içindir.Yazının devamını okumak için gazetemize abone olmak ister misiniz?
