PHILIPPE DESCAMPS
Çeviri: GÜL İLBAY
Grönland’ın jeopolitik açıdan aşırı şekilde ön plana çıkması, büyük olasılıkla Gerard Mercator’un 1569’da çizdiği dünya haritasına dayanıyor. Flaman coğrafyacı ve matematikçinin, yerküreyi düz bir yüzeyde göstermek için seçtiği silindirik izdüşüm yöntemi, kutup bölgelerini ciddi biçimde çarpıtıyor. Danimarka’ya bağlı özerk bir bölge olan Grönland, bugün yayımlanan pek çok dünya haritasında, Afrika kıtasıyla neredeyse aynı büyüklükte görünüyor; oysa gerçekte Afrika’dan 13 kat daha küçük. Aynı çarpıtma, 57 bin nüfusa sahip ve yüzde 80’inden fazlası buz örtüsüyle kaplı olan bu adanın askeri, denizcilik ve ticaretle ilgili konulardaki algısını da etkiliyor.
Atlantik ve Pasifik okyanuslarını birbirine bağlayan Kuzeybatı Geçidi’nin bin yıllık mitolojisi, küresel ısınma ile birlikte yeniden canlanıyor. Oysa, Roald Amundsen’in 1906’daki başarısından bu yana, sadece 317 gemi (48’i Amerikan) Grönland ile Kanada’nın kuzeyindeki adalar arasında uzanan karmaşık ve tehlikeli rotalardan birini geçmeyi başarabildi. (1) 2025 yılında ise sadece 34 küçük tekne, rüzgârlar, akıntılar, buz kütleleri, buzdağları, dipsiz derinlikler, belirsiz sığlıklar ve tehlikeli kıyılar gibi doğa koşullarına karşı verilen bir keşif gezisini başarıyla tamamlayabildi. Yılda sadece birkaç hafta geçilebilen Kuzeybatı Geçidi, kilometre olarak Panama Kanalı’ndan daha kısa olsa da yolculuk süresi açısından daha uzundur. Bu geçit, muhtemelen hiçbir zaman ticari bir deniz yolu haline gelmeyecek; en azından birkaç on yıl, hatta birkaç yüzyıl boyunca. Bu geçidin geleceği, buzulların erimesinin Rusya’nın Kuzey Deniz Rotası için açtığı imkânlarla haksız yere karıştırılıyor. Ancak bu rota hâlâ oldukça hassas ve lojistik açıdan çok maliyetli… (2)
Özel İçerik
Bu içerik sadece gazeteye abone olan okuyucular içindir.Yazının devamını okumak için gazetemize abone olmak ister misiniz?
