ANTOINE PECQUEUR
Gazeteci
Suriye çölünde bir vaha… Orta Doğu’daki en etkileyici arkeolojik alanlardan biri olan bir antik şehir… Zamanında, Roma ve Pers dünyaları arasındaki bir kavşak; kervan yolları üzerindeki ana durak noktalarından biri… Günümüzde çok yakınında modern bir şehir de bulunuyor. Yunanca adıyla Palmira, Aramicenin bir varyantından gelen adıyla Tadmor… Yüzyıllar boyunca ve son olarak Suriye iç savaşı sırasında büyük yıkımlara maruz kalmış bir görkem abidesi…
Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO), 1980 yılında Palmira’yı Dünya Mirası Listesi’ne dahil etti. Ancak kentin incelenmesi 18. yüzyıla kadar uzanır; bölgede araştırılan ilk arkeolojik alanlar arasındadır. Bu çalışmalar, Palmira’nın milattan sonra birinci yüzyıl sonrasında Roma İmparatorluğu’na dahil olduğunu, ancak aynı zamanda güçlü Yakın Doğu etkileri taşıdığını ortaya koydu. Paris-I Panthéon – Sorbonne Üniversitesi’nde Doğu Arkeolojisi Profesörü olan Pascal Butterlin, alanın “Suriye ulusal anlatısının bir parçası” olduğunu anımsatıyor: “Palmira kalıntıları, ülkenin birliğini simgeleyen banknotlarda bile yer almaktadır; bu birliğin temelinde özellikle 3. yüzyılda İmparator Aurelianus’a karşı gelen Kraliçe Zenobia’nın figürü bulunmaktadır.” Kentte, bir kilometreden uzun olan Büyük Sütunlu Cadde boyunca tiyatro, agora ve hamamlar sıralanır. 2015 yılında IŞİD, anıtların önemli bir kısmını yok etti. Kentin ana tanrılarına adanan Bel ve Baalşamin tapınaklarını havaya uçurdu ve müzenin antik eserler müdürünü idam etti. Butterlin bu durumu, “O zamana kadar ikincil hasarların kurbanı olan kültürel miras, artık doğrudan bir hedef haline gelmişti” diye özetliyor. 2016 yılında Rus ordusu Palmira’nın kontrolünü geri aldıktan sonra, St. Petersburg Mariinsky Tiyatrosu orkestrası antik tiyatroda bir konser vermişti.
Özel İçerik
Bu içerik sadece gazeteye abone olan okuyucular içindir.Yazının devamını okumak için gazetemize abone olmak ister misiniz?
