GIDEON LEVY
Gazeteci. Tel Aviv’deki Haaretz gazetesinin yazarı.
Çeviri: IŞIL GÜRCAN
Bu satırlar iki mola arasında; hızla sığınaklara gidilmesini emreden sirenlerin kulak tırmalayan çığlıkları arasında yazıldı. Cep telefonuna gelen uyarı sinyalinin tonu bile korkutucu; özellikle de gecenin bir yarısı çalmaya başladığında. Milyonlarca İsrailli, haftalardır her gün defalarca sığınaklara girmek zorunda kalıyor. Savaşın ilk günü, en azından Tel Aviv ve çevresinde bunu 20 kez yaptılar… Ülkenin bazı bölgelerinde, özellikle de Arap nüfusun çoğunlukta olduğu yerlerde ise sığınak yok.
Her ne kadar şimdiden tam olarak değerlendirmek zor olsa da savaşın İsrail toplumuna ödettiği bedel çok ağır. İran’la yaşanan çatışmanın ve Gazze’deki askeri müdahalenin yol açtığı yıkımın kapsamını anlamak muhtemelen yıllar alacak. Ekonomi, güvenlik, İsrail’in uluslararası konumu ve ülke sakinlerinin geleceği bu yıkımdan payını alıyor; dökülen kandan, devasa boyuttaki yıkımdan ve uzun yıllar sürecek travmalardan bahsetmiyorum bile. İflas eden şirketlerin sayısı artıyor, eğitim sistemi neredeyse tamamen durmuş durumda. İnsanlar psikolojik olarak çöküyor. Kendini “normal” bir ülke olarak gören bu toplum, iki buçuk yıldır normal olmayan koşullarda yaşıyor. Her İsrailli bunun bedelini ödedi ve ödemeye devam edecek.
Halkın büyük çoğunluğunun gözünde, Gazze’de yaşananların mutlak bir gerekçesi vardı: 7 Ekim 2023’teki Hamas saldırıları. (1) Birçok İsrailliye göre ordularının bir imha savaşı yürütme hakkı ve yükümlülüğü vardı. Bu nedenle toplum, ahlaki boyutu da dahil olmak üzere savaşın bedelini oldukça kolay kabullendi. Medya, Filistin bölgesinde işlenen neredeyse hiçbir vahşeti göstermedi. Ayrıca ülkenin, dışarıdan gelen öfkeyi savuşturmak için sarsılmaz bir argümanı var: Dünya Yahudi düşmanıdır ve İsrail’den nefret eder.
Özel İçerik
Bu içerik sadece gazeteye abone olan okuyucular içindir.Yazının devamını okumak için gazetemize abone olmak ister misiniz?
