ANNE – CÉCİLE ROBERT
Çeviri: GÜL İLBAY
Le Point dergisinin sayfaları arasında yolunu şaşırmış birkaç ikinci sınıf hukukçu dışında (1) aklı başında hiçbir uzman ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaşın yasal olduğunu savunmuyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nden yetki alınmadığı ve bu yetkinin zaten istenmediği göz önüne alındığında, bu kadar ani ve büyük ölçekli bir güç kullanımını ancak kendini savunma gerekçesi haklı gösterebilirdi. “Önleyici meşru müdafaa” kavramı, Tel Aviv’in on yıllardır süregelen çabalarına rağmen tanınmadığı için bazı avukatlar ve uluslararası hukuk profesörleri, yalnızca askeri araçlarla durdurulabilecek “yakın bir tehdit” karşısında “önleyici silahlı eylem” gibi yeni bir varsayımı savunmaya çalıştı; (2) ancak bu çabaları sonuçsuz kaldı. Bu anlamsal manevranın kurnazlığına rağmen hukuk değişmedi. Savaş ilanından başka çare bırakmayan, varoluşsal ve çok yakın bir saldırı olmadığı sürece güç kullanımı kesinlikle yasaktır. Savaş hukuku üzerine referans gösterilen bir kitabın yazarı olan Brüksel Özgür Üniversitesi profesörü Olivier Corten, 1945’ten bu yana yapılan antlaşmaların ve yargı kararlarının, meşru müdafaayı yalnızca silahlı bir saldırıya karşılık verme ile sıkı biçimde sınırladığını hatırlatır. (3) Diplomatik müzakerelerin tam ortasında İran’ın bombalanmaya başlanması, bu temelde hareket etmenin meşruiyetini savunanların kötü niyetini kanıtlamaya yeterlidir.
Varsın olsun! Eğer yasalar bize savaşı yasaklıyorsa, yasalar yanlıştır! “Gerçekliğin karmaşıklığına ve olguların inadına” duyarsız, endişe verici bir “hukuki saflık” tespit eden emekli profesör Denys de Béchillon, çareyi ahlaka sığınmakta buluyor: “Gerçekten de pek çok yorumcunun yaptığı gibi sadece (yasalara) bağlı kalabilir miyiz? Yalnızca bu bakış açısıyla yetinebilir miyiz? Varsayım olarak, bir şeyin yasa dışı olduğu için kötü olduğunu ima etmek, hatta silahlı bir müdahaleyi sırf bu nedenle başka hiçbir gerekçe göstermeden mahkûm etmek doğru mudur? Ben buna inanmıyorum. Dürüst olmak gerekirse, bu tür bir mutlakçı tavrın tarih karşısında dayanaksız kalacağından, hukuk devletinin üstünlüğünün savunulması açısından zararlı olacağından ve sonuç olarak bu tavrı oldukça isteyerek benimseyen üniversiteler için oldukça yıkıcı olacağından korkuyorum.” (4) Dolayısıyla, yerleşik kurallar, güdülen amacın “haklılığı” karşısında geri çekilmelidir. “İyilik” adına askeri harekâta girişenler, Birleşmiş Milletler Şartı’nın katı hükümleri nedeniyle kurtarıcı görevlerinde engellenmemelidir.
Özel İçerik
Bu içerik sadece gazeteye abone olan okuyucular içindir.Yazının devamını okumak için gazetemize abone olmak ister misiniz?
