• Abonelik
  • Künye
  • Gizlilik İlkeleri
  • Yayın İlkeleri
  • Kullanım Koşulları
  • Çerez Politikası
  • Reklam
  • İletişim
Çarşamba, Şubat 4, 2026
Le Monde diplomatique Türkçe
No Result
View All Result
  • Anasayfa
  • LMd
  • Yazarlar
  • Konuk Yazarlar
  • Politika
  • Gündem
  • Dünya
  • Finans
  • Kültür-Sanat
  • Anasayfa
  • LMd
  • Yazarlar
  • Konuk Yazarlar
  • Politika
  • Gündem
  • Dünya
  • Finans
  • Kültür-Sanat
No Result
View All Result
Le Monde diplomatique Türkçe
No Result
View All Result
Anasayfa Konuk Yazarlar Mustafa Kemal Erdemol

Suriye’de yeni durum

Suriye’de son günlerde yaşananlar, Kürt grupların, dengelerin her an değişebildiği bir coğrafyada bu değişkenliğe uygun esnekliğe sahip olma becerisinden yoksun olduklarını ortaya koyuyor. Türkiye, gelişmelerden memnun olsa da uzun vadede sorunlarla karşı karşıya kalabilir.

2 Şubat 2026
in 9, Konuk Yazarlar, LMd, Mustafa Kemal Erdemol
2026 büyük savaşın yılı mı?

MUSTAFA K. ERDEMOL

Baş döndürücü bir hızla gelişti her şey. Suriye’de, olacakları daha önceden kestirebilenler dışında, kimilerince beklenmedik değişimler oldu kısa süre içinde. Bu değişimlerden en çok etkilenenler de yakın bir zamana kadar “etkili bir aktör” olan, Kürt grupların ağırlıkta olduğu Suriye Demokratik Güçleri (SDG) kuşkusuz.

Buradan başlayalım: Manzara SDG açısından hayli dramatik. “Destekleyici aktörlerle” birlikte Suriye’de “oyun kurucu” olduğu inancına fazlaca kapılan SDG, bizzat desteklediği kesimlerce oyun dışı bırakıldı. Kimileri bunu “ABD’nin Kürtlere ihaneti” ya da “Kürtlerin aldatılması” olarak değerlendiriyor. Olanı biteni, “aldatma / aldatılma” benzeri kavramlarla açıklama huyum yoktur. Kaldı ki ne olduysa Kürt grupların “bilinçli tutumuyla” oldu. Temsilcileri resmi anlamda “aldatma / aldatılma” sözcüklerini kullanmadı ama kimi Kürt aydınlarındaki yaygın “hissiyat”, ABD tarafından “aldatılmış” oldukları yönünde. Madem ortada kabul edilmiş bir olgu var o zaman kavramı kullanmamda sakınca yok. Evet, ABD ile müttefikleri Kürtleri bir kez daha aldattı. Bu sonuncuyla beraber ABD tam yedi kez Kürtleri “ortada bıraktı”.

1920’de imzalanan Sevr Antlaşması’yla Kürtlere özerklik vaat etmiş, Kurtuluş Savaşı’nın ardından imzalanan 1923 tarihli Lozan Anlaşması sonucu bundan caymıştır örneğin. Kürtler bunu ABD tarafından ilk aldatılmaları olarak kabul eder. ABD, Irak’ta önce 1958’de iktidara gelen Abdülkerim Kasım rejimini zayıflatmak, sonra da 1963’te Kasım’ı deviren Baasçıların Sovyetler’le yakınlaşmasını sabote etmek için Kürtleri İran Şahı ile birlikte silahlandırmıştı. Bu destek 1975’te ABD Başkanı Gerald Ford’un onayıyla kesildiğinde Kürtler “ikinci kez aldatılmıştı”. 1980’lerde Irak yönetimine karşı Kürtlere destek veren Ronald Reagan yönetimi, Bağdat’ın Irak Kürdistanı’nda kimyasal silah kullanmasına sessiz kalmış, hatta dolaylı destek vermişti. Bu aldatılmanın üçüncü örneğidir.

2017’de ABD’nin Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) Bağımsızlık Referandumu’ndaki tutumu “aldatmada” en belirgin olgudur. IKYB Başkanı Mesut Barzani, referanduma gitme cesaretini / desteğini ABD’den almış, ancak ABD desteğini çekince referandum başarsızlıkla sonuçlanmıştı. Bu dördüncü aldatılmadır. Beşincisi 2003’deki Irak’ta yaşanan gelişmelerin bir sonucu olarak 2004’de Suriye Kürtleri de yeniden hareketlenmiş, aynı yılın mart ayında ayaklanmıştı. Önceleri Esad yönetimine karşı destek verir gibi olmalarına rağmen ne Batı’dan ne de ABD’den kararlı bir destek gelmişti. Altıncı “aldatma” 2011 Arap Ayaklanmaları sırasında yaşandı. ABD yine Kürt grupları Esad yönetimine karşı desteklemiş, ancak Şam sahadaki üstünlüğü ele geçirince bu desteğin de devamı gelmemişti.

Yedinci “aldatma” da 2014 yılında IŞİD’e karşı mücadele adı altında Kürtleri kurulan koalisyonun bir parçası haline getirip, silah başta olmak üzere her türlü yardımı sağlayan ABD’nin karar değiştirmesiyle yaşandı. Kürt grupları, 2019’da Trump’ın Suriye ile Türkiye sınırlarından asker çekmesiyle ciddi anlamda “güvenlikten” yoksun hale geldi. Trump’ın hamlesi Türkiye’nin sınır ötesi harekat yapmasını kolaylaştırıyordu. Ahmet el Şara’nın Suriye’nin başına getirilmesinden sonra – ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın ifadesiyle – “artık ihtiyaç duyulmayan” Kürt gruplarıyla yollar kesin olarak ayrıldı.

Bu çok kısa özet, Kürt grupların, dengelerin her an değişebildiği bir coğrafyada bu değişkenliğe uygun esnekliğe sahip olma becerisinden yoksun olduklarını ortaya koyuyor. Büyük güçler için söz konusu olanın “çıkarları” olduğunu hesaba katarak, ayaklanmanın başlarında Esad’ın, “her şeye rağmen” dış aktörlere karşı birlikte hareket etmeleri çağrısına kulak tıkamamaları daha iyi bir tutum olabilirdi. Kürt grupların, IŞİD’e karşı koalisyondaki etkileri açısından bakıldığında “pazarlık” edecek güçleri de vardı. Bunun iyi kullanılamadığı, tamamen ABD’nin yönlendirilmesine rıza gösterildiği ortaya çıktı.

Bölge devletlerden hiçbiriyle ilişki kurma şansının olmayışı, belki de ABD ile “gönülsüz” bir işbirliği kurmayı gerektirmiş olabilir. Bu anlaşılır bir gerekçe olmakla beraber “geçmiş deneyimlerin” ışığında, başta Türkiye olmak üzere bölge ülkelerinin güvenlik kaygıları dikkate alınarak adım atılması gerekirdi. Bölgede diğer halkların da tepkisini çekecek bir “ABD dostu” imaj çizilmeyebilirdi.

SDG, Arap aşiretleriyle ittifakının sınırlı / süreli olduğunu da hesaba katmalıydı. Kürt özerkliğine Arap aşiretlerin rıza göstermeyeceği sır değildi. Entegrasyon görüşmelerinde önce kabul eder bir tutum takınıp daha sonra ABD’nin dolaylı baskısıyla reddeder konuma geçmek de ciddi bir yanılgıydı. Kürt grupların belki de gücünün siyasi anlamda karşılığını alabileceği en avantajlı durumdan hızla uzaklaşmasında bu tutumun da katkısı olmuştur kuşkusuz. Şimdi Kürtler ciddi bir dışlanmışlıkla, kıyımla karşı karşıyalar.

Suriye’deki duruma gelince; neyin ne olacağına, nasıl biçimleneceğine jeopolitiğin karar verdiği bir kez daha kanıtlandı. Bugünkü jeopolitik SDG gibi bir devletaltı yapıyla bir devletin (ABD ya da bir başkasının) sürekli işbirliği yapmasını imkânsız kılıyor. NATO üyesi Türkiye’nin ABD ve Batı tarafından tercih edilmesinde şaşılacak bir yan yok. Türkiye’nin özellikle Ukrayna – Rusya krizinde kendisini konumlandırdığı yer Suriye’de etkili olmasını sağlayabildi.

SDG’nin denklem dışı bırakılmasının Türkiye’yi memnun ettiği açık. Bu nedenle Şara yönetiminin tamamen ABD ile İsrail’e “teslim” olmasından yakındığı da yok. Ancak, istediği olmuş gibi görünmesine rağmen Türkiye uzun vadede uğraşmak zorunda kalacağı sorunlarla karşılaşabilir. Normalleşmemesi halinde – aslında normalleşse de – İsrail ile ilişkilerin her türlü seyrinin yeni mekanı artık Türkiye’nın sınırları oldu. Bunun kimi sıkıntılar yaratacağı kesin gibi.

Ancak, Suriye’de şu an gelinen noktanın dolaylı bir Türkiye – İsrail “normalleşmesinin” sonucu olduğunu söylemeliyim. Türkiye – İsrail gerginliği, sözünü ettiğim jeopolitik gerekçelerle sürdürülebilir değil. Başta ABD olmak üzere ilgili aktörlerin iki ülkeye de “normalleşme” baskısı yaptığı biliniyor. Türkiye’nin hemen “sıcak ilişkiye” dönüşmese de “ılımlılaşmış” bir Türkiye – İsrail normalleşmesinde şartının Suriye’de isteklerinin yerine getirilmesi olduğunu anlamak zor değil. Bunun yapıldığı anlaşılıyor.

Sonuç olarak; SDG’nin etkisizleştirilmesiyle Türkiye’nin istediği olmuş ancak İsrail, Suriye’de kalıcı hale gelmiştir. Bunun bir erken seçimde AKP iktidarına yararı olabilir elbette. Ama Türkiye burnunun dibinde bir İsrail’le yaşamak durumundadır artık. Suriye, şimdilik, dört ya da beş parçalı bir ülke olmaktan “kurtuldu”. Ancak “jeopolitiğin” yarın ne getireceği belli olmaz.

Tags: ABDAhmed ŞaraANKARAKürtlerLe Monde diplomatique Türkçe Şubat 2026ŞamŞaraSURİYETÜRKİYEYPG
Anka Haber Ajansı Anka Haber Ajansı Anka Haber Ajansı

Hakkında

Le Monde diplomatique Türkçe

Aylık olarak yayınlanır.

Kategoriler

  • LMd
  • Yazarlar
  • Konuk Yazarlar
  • Politika
  • Gündem
  • Dünya
  • Finans
  • Kültür-Sanat

Bağlantılar

  • LMd Dijital Abonelik
  • LMd Abonelik
  • Reklam
  • Arşiv
  • Dünyada LMd
  • Abonelik
  • Künye
  • Gizlilik İlkeleri
  • Yayın İlkeleri
  • Kullanım Koşulları
  • Çerez Politikası
  • Reklam
  • İletişim

© 2023 Le Monde Diplomatique Türkçe - Tüm hakları saklıdır.

No Result
View All Result
  • Anasayfa
  • LMd
  • Yazarlar
  • Konuk Yazarlar
  • Politika
  • Gündem
  • Dünya
  • Finans
  • Kültür-Sanat
  • ————
  • Abonelik
  • Künye
  • Gizlilik İlkeleri
  • Yayın İlkeleri
  • Kullanım Koşulları
  • Çerez Politikası
  • Reklam
  • İletişim

© 2023 Le Monde Diplomatique Türkçe - Tüm hakları saklıdır.

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

Bu internet sitesi çerezleri kullanır. Bu internet sitesini kullanmaya devam ederek çerezlerin kullanılmasına izin vermiş olursunuz. Çerez Politikası sayfamızı görüntüleyin.
Are you sure want to unlock this post?
Unlock left : 0
Are you sure want to cancel subscription?