MATT BERNARDINI ve MORGANE FERT MALKA
Gazeteciler.
Donald Trump’ın ikinci döneminin başından beri uyguladığı ve sadece ABD’nin temel çıkarlarına odaklanan “alışveriş” odaklı dış politika tarzı, genellikle karanlık ve gizemle örtülü olan bir kavramın rolünü ve önemini ortaya çıkardı: Gölge diplomasi. Her şeyin müzakere edildiği ve hiçbir şeyin imkansız sayılmadığı bu dünya; uluslararası kurumlardan, büyükelçiliklerden ve stratejik düşünce kuruluşlarından uzakta şekilleniyor. Büyük ahlaki ilkelere kayıtsız kalan bu yapı, gerektiğinde hukukun sınırlarını ihlal etmekten çekinmiyor. Bütün sistem, “altın bir güneşin”, yani kazançlı işlerin etrafında dönüyor; en akılalmaz olanların bile… Örneğin, Eylül 2022’de Ukraynalılar tarafından sabote edilen Rusya ile Avrupa arasındaki doğalgaz boru hatları olan Kuzey Akım’ın (Nord Stream) yeniden devreye sokulması gibi. Böyle bir projenin aktörleri, gölge diplomasinin iyi birer temsilcisidirler. Çeşitli ülkelerin hükümetlerine, büyük şirketlerine, lobi şirketlerine ve istihbarat servislerine mensupturlar. Özellikle, gerçek ya da varsayılan bağlantılarını kullanarak çok uluslu şirketler ya da hizmet ettiklerini iddia ettikleri devletler arasında büyük anlaşmaların önünü açan ve aynı zamanda kendileri için de kâr sağlayan aracılar öne çıkar.
Washington, Londra ve Varşova’nın uzmanlık, eğitim ve lojistik desteğiyle düzenlenen bir Ukrayna operasyonu sonucunda, Kuzey Akım’ın dört hattından üçünün tahrip edilmesi, (1) Rus gazının Baltık Denizi üzerinden Almanya’ya taşınmasının kesin olarak sona erdiği izlenimini yaratmıştı. Peki boru hatları onarılamaz mı? Görüştüğümüz kişilerin çoğuna göre bu sorunun kendisi bile anlamsız. Hattın yeniden hizmete alınması için gerekli kaynakların bir araya getirildiği varsayılsa bile, ABD ve Avrupa yaptırımlarının yükü altındaki bu altyapı, özellikle Almanya’da siyasi açıdan zehirli olarak görülüyordu. Projenin kesin olarak terk edilmesi durumunda iki milyar Avro’luk yatırımını kaybedecek olan Fransız Engie şirketinde hiç kimse bir “yeniden doğuş” beklemiyor. Çokuluslu Avrupa şirketleri, Kuzey Akım’ın yok edilmesinin finansal ve endüstriyel bir felaket anlamına geldiğini biliyor ancak konuyu kendi hükümetleriyle görüşmeye bile cesaret edemiyor. Peki ABD’nin, Ukrayna’daki savaşın başından bu yana Avrupa’ya fahiş fiyatlarla sattığı sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ile rekabet edecek bir tedarik kaynağının yeniden canlanmasına izin vermekten ne gibi bir çıkarları olabilir?
Buna rağmen, gizli kalması gereken çok sayıda bilginin kesiştiği noktada ortaya çıkan tablo, Kuzey Akım’ın yeniden faaliyete geçebileceğine işaret ediyor; hem de Avrupa Birliği ülkelerinin gözü önünde ve ABD’nin himayesinde… Böyle bir senaryoda, el ele verecek olan Washington ve Kremlin, Avrupa gaz piyasası üzerinde ek bir koz elde etmiş olacak. Elbette bu gelişmeler henüz öncül ve aralıkla müzakerelerden ibaret. Ancak bu görüşmelerin varlığı bile, diplomasinin nasıl ilerlediğine ve kamuoyuna yapılan açıklamalar ile masadaki çıkarlar arasındaki uçuruma dair çok şey anlatıyor.
Özel İçerik
Bu içerik sadece gazeteye abone olan okuyucular içindir.Yazının devamını okumak için gazetemize abone olmak ister misiniz?
