• Abonelik
  • Künye
  • Gizlilik İlkeleri
  • Yayın İlkeleri
  • Kullanım Koşulları
  • Çerez Politikası
  • Reklam
  • İletişim
Çarşamba, Şubat 4, 2026
Le Monde diplomatique Türkçe
No Result
View All Result
  • Anasayfa
  • LMd
  • Yazarlar
  • Konuk Yazarlar
  • Politika
  • Gündem
  • Dünya
  • Finans
  • Kültür-Sanat
  • Anasayfa
  • LMd
  • Yazarlar
  • Konuk Yazarlar
  • Politika
  • Gündem
  • Dünya
  • Finans
  • Kültür-Sanat
No Result
View All Result
Le Monde diplomatique Türkçe
No Result
View All Result
Anasayfa Konuk Yazarlar Önay Alpago

Aile içi eşit yaşamın güvencesi

Kadınlara sağladığı haklar bakımından İslam coğrafyasında ve hatta bazı Batı ülkelerinde dahi devrim niteliğinde bir düzenleme olan Türk Medeni Kanunu, son yıllarda kadın - erkek eşitliğine karşı olan çevrelerin hedefi haline getiriliyor, eşitlikçi aile modeli zayıflatılmak isteniyor.

2 Şubat 2026
in Gündem, Konuk Yazarlar, Önay Alpago
2026 büyük savaşın yılı mı?

ÖNAY ALPAGO

Hukukçu, eski devlet bakanı, Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi.

Özel hukuk ile kamu hukuku, hukuk biliminin iki temel dalını oluşturur. Özel hukuk, bireyler arasındaki her türlü özel ilişkiyi düzenlerken; kamu hukuku, devletin bireylerle ve kendi organlarıyla olan ilişkilerini kurallara bağlar.

Özel hukukun en önemli dallarından biri medeni hukuktur. Bireyin doğumundan ölümüne kadar olan tüm özel ilişkileri medeni hukukun konusunu oluşturur. Kişilik haklarının kazanılması ve sınırlandırılması, nişanlanma, evlenme, evlilik birliğinin sürdürülmesi ve sona ermesi, mirasın paylaşımı, her türlü sözleşme ile malvarlığı ilişkileri medeni hukukun kapsamındadır. Bu nedenle medeni hukuk, tüm hukuk sisteminin temeli ve can damarı olarak kabul edilir.

Böylesine büyük bir öneme sahip olmasına rağmen Osmanlı Devleti, Tanzimat Dönemi’ne kadar medeni hukuk alanında herhangi bir kanunlaştırma çalışması yapmamıştır. Bunun nedeni, özel hukuk ilişkilerinden doğan uyuşmazlıkların şer’i hukuk çerçevesinde, kadılar tarafından fıkıh kitapları ve fetva dergilerine dayanılarak, resmi mezhep olan Hanefi mezhebinin kurallarına göre çözümlenmesiydi.

Tanzimat Dönemi’nde batılılaşma hareketleriyle birlikte özel hukuk alanında da yenilik ve kanunlaştırma çalışmaları başlamıştır. Bu kapsamda ilk olarak Osmanlı toprak düzenine ilişkin kurallar ele alınmış, ardından Mecelle-i Ahkâm-ı Adliye adıyla bilinen ilk Osmanlı medeni kanunu yürürlüğe konulmuştur. Mecelle, dönemin Divan-ı Ahkâm-ı Adliye Nazırı Ahmet Cevdet Paşa başkanlığında kurulan bir komisyon tarafından hazırlanmıştır.

Mecelle, yalnızca Osmanlı Devleti’nin değil, tüm İslam dünyasının ilk medeni kanunu ve borçlar yasası olma özelliğini taşır. Bu kanunla, İslam hukukunda dağınık hâlde bulunan borçlar, usul ve eşya hukukuna ilişkin kurallar sistematik bir yapıya kavuşturulmuştur. Ancak Osmanlı Devleti’nin bir din devleti olması nedeniyle Mecelle, Hanefi mezhebinin hukuk doktrinine dayandırılmıştır. Bu durum, kanunun farklı mezheplere mensup Müslümanlara ve gayrimüslim Osmanlı yurttaşlarına hitap edememesine yol açmıştır. Ayrıca Mecelle; kişilik, aile ve miras hukuku gibi medeni hukukun temel alanlarını kapsamamaktaydı. Bu yönleriyle önemli bir hukuk eseri olmakla birlikte eksik ve sınırlı bir düzenleme olarak kalmıştır.

Osmanlı Devleti, aile hukukunda bazı düzenlemeler yapmak amacıyla 1917 yılında Hukuk-ı Aile Kararnamesi’ni kabul etmiştir. Bu kararname; nişanlanmanın hukuki bir kurum olarak tanınması, evlenme yaşına sınırlama getirilmesi ve akıl hastalarının evlenmesinin yasaklanması gibi bazı yenilikler içermekteydi. Ancak bu düzenleme yalnızca bir yıl dokuz ay on bir gün yürürlükte kalmış ve daha sonra kaldırılmıştır. Mecelle ise 1926 yılında Türk Medeni Kanunu’nun kabulüne kadar yürürlükte kalmıştır.

Türkiye Cumhuriyeti, hukuk alanında yaptığı köklü reformlarla şer’i mahkemeleri kaldırmış; böylece hem laiklik ilkesinin hayata geçirilmesi hem de ikili yargı sistemine son verilmesi sağlanmıştır. Medeni Kanun’un kabulü, bu sürecin en önemli aşamalarından biridir. Kamu ve özel hukuk alanında laikleşme yoluna giren Türkiye Cumhuriyeti’nin, şer’i hukuka dayalı bir medeni kanunla yoluna devam etmesi mümkün değildi.

Atatürk, medeni hukuk alanında köklü bir düzenlemenin zorunlu olduğunu çok açık biçimde ortaya koymuştur. Henüz Cumhuriyet ilan edilmeden önce yaptığı konuşmalarda, ülkedeki tüm yasaların milli gereksinmelere ve hukuk biliminin gereklerine göre düzenleneceğini, bu süreçte millî egemenlik ilkesinin esas alınacağını vurgulamıştır.

Mecelle’nin düzeltilerek çağdaş bir medeni kanun haline getirilmesi mümkün değildi. Yeni bir medeni kanunun hazırlanması ise uzun yıllar gerektirecekti. Bu nedenle İsviçre Medeni Kanunu’nun örnek alınmasına karar verilmiştir. Dönemin Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt, İsviçre Medeni Kanunu’nun en çağdaş, en demokratik ve anlaşılması en kolay kanunlardan biri olması nedeniyle tercih edildiğini açıklamıştır.

Menteşe Milletvekili Şükrü Kaya başkanlığında kurulan komisyon, İsviçre Medeni Kanunu’nu Fransızcadan Türkçeye çevirerek ve gerekli uyarlamaları yaparak Türk Medeni Kanunu’nu hazırlamıştır. Türk Medeni Kanunu, 17 Şubat 1926 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilmiştir. Toplam 907 maddeden oluşan Türk Medeni Kanunu ile birlikte şu temel düzenlemeler hayata geçirilmiştir:

– Evlenme için buluğa ermiş olmak yeterli sayılmamış, kural olarak 18 yaşın doldurulması şartı getirilmiştir.
– Evlilik, tarafların özgür iradesine bağlanmış; vekil veya temsilci aracılığıyla evlenme kaldırılmıştır.
– Resmi evlendirme memuru önünde yapılan medeni nikâhtan sonra, isteyenlere dini tören yapma imkânı tanınmıştır.
– Çok eşlilik yasaklanarak tek eşlilik (monogami) ilkesi benimsenmiştir.
– Erkeğin tek taraflı iradesine dayanan “talak” usulü kaldırılmış; boşanmanın ancak hâkim kararıyla ve haklı sebeplere dayanarak gerçekleşmesi kabul edilmiştir.
– Evlilik ve miras hukukunda kadın ile erkek eşit haklara sahip kılınmıştır.
– Çocuklar üzerindeki velayet hakkı yalnızca babaya ait olmaktan çıkarılarak anneye de tanınmıştır.

Türk Medeni Kanunu, kadınlara sağladığı haklar bakımından yalnızca Türkiye’de değil, İslam coğrafyasında ve hatta bazı Batı ülkelerinde dahi devrim niteliğinde bir düzenleme olmuştur. Bu kanunla aile içinde erkeğin üstünlüğü anlayışı terk edilmiş, eşitliğe dayalı demokratik aile modeli benimsenmiştir. Kadınlar, doğrudan hak sahibi bireyler olarak kabul edilmiştir. Bu düzenlemeler, hem aile yapısında hem de toplumdaki kadın algısında köklü bir dönüşüm yaratmıştır.

Ayrıca Medeni Kanun, Türkiye’de hukuk birliğinin sağlanmasında temel rol oynamıştır. Din, etnik köken veya cinsiyet ayrımı gözetilmeksizin herkes için tek ve ortak bir hukuk sistemi kabul edilmiştir.

Ancak son yıllarda Medeni Kanun, kadın – erkek eşitliğine karşı olan çevrelerin hedefi haline gelmiştir. Eşitlikçi aile modeli zayıflatılmak istenmekte; yoksulluk nafakasının sınırlandırılması, aile reisliği anlayışının geri getirilmesi, tedbir nafakası ve eşit miras haklarının kaldırılması gibi girişimler gündeme gelmektedir.

Bunun yanı sıra Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesindeki bazı görevlilerin, telefon, SMS, faks ve internet gibi iletişim araçlarıyla da boşanmanın gerçekleşebileceğine ve kadının gıyabında boşanmanın mümkün olduğuna dair açıklamalar yaptığı görülmektedir. Boşanma süreçlerinin hızlandırılması halinde; kadın ve çocukların nafaka, velayet ve tazminat haklarının uzun süren davaların sonuna bırakılması, aile konutundan derhal çıkarılmaları ve ekonomik olarak korunmasız , yalnız ve yoksul bırakılmaları riskini ortaya çıkaracaktır.

Bu nedenle, yaşam, özgürlük ve eşitlik adına laiklik ilkesinden ve bu ilkeyi özel hayatta güvence altına alan Medeni Kanun’dan vazgeçemeyiz. Medeni Kanun’a sahip çıkmaktan vazgeçmek, haklarımızdan, hayatlarımızdan vazgeçmek anlamına gelir.Kaldı ki demokratik, adil ve barış içinde yaşamanın ilk öğrenildiği yer ailedir.demokratik, eşitlikçi ve çağdaş bir toplumun temeli olan Medeni Kanun, aile içi eşitliğin ve demokratik aile yapısının vaz geçilmez güvencesidir. Medeni Kanun, eşit yaşamın anayasasıdır.

Tags: ATATÜRKEŞİTLİKKADINKADINLARLe Monde diplomatique Türkçe Şubat 2026MEDENİ KANUNTürk Medeni Yasası
Anka Haber Ajansı Anka Haber Ajansı Anka Haber Ajansı

Hakkında

Le Monde diplomatique Türkçe

Aylık olarak yayınlanır.

Kategoriler

  • LMd
  • Yazarlar
  • Konuk Yazarlar
  • Politika
  • Gündem
  • Dünya
  • Finans
  • Kültür-Sanat

Bağlantılar

  • LMd Dijital Abonelik
  • LMd Abonelik
  • Reklam
  • Arşiv
  • Dünyada LMd
  • Abonelik
  • Künye
  • Gizlilik İlkeleri
  • Yayın İlkeleri
  • Kullanım Koşulları
  • Çerez Politikası
  • Reklam
  • İletişim

© 2023 Le Monde Diplomatique Türkçe - Tüm hakları saklıdır.

No Result
View All Result
  • Anasayfa
  • LMd
  • Yazarlar
  • Konuk Yazarlar
  • Politika
  • Gündem
  • Dünya
  • Finans
  • Kültür-Sanat
  • ————
  • Abonelik
  • Künye
  • Gizlilik İlkeleri
  • Yayın İlkeleri
  • Kullanım Koşulları
  • Çerez Politikası
  • Reklam
  • İletişim

© 2023 Le Monde Diplomatique Türkçe - Tüm hakları saklıdır.

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

Bu internet sitesi çerezleri kullanır. Bu internet sitesini kullanmaya devam ederek çerezlerin kullanılmasına izin vermiş olursunuz. Çerez Politikası sayfamızı görüntüleyin.
Are you sure want to unlock this post?
Unlock left : 0
Are you sure want to cancel subscription?