BERNARD HOURCADE
CNRS’de emeritus araştırma direktörü, Orient XXI yayın kurulu üyesi.
Amerika Birleşik Devletleri, yıl başından bu yana İran’a karşı bir sert bir yumuşak tavır sergiliyor. Bir yandan İran’ın nükleer programı konusunda Tahran ile müzakerelere yeniden başlamayı kabul eden, hatta uranyum zenginleştirme seviyesi de dahil olmak üzere belirli konularda ilerleme kaydedildiğine dair sinyaller veren Washington, bir yandan da Körfez’e ve bölgedeki üslerine devasa bir hava ve deniz filosu konuşlandırıyor. Birçok gözlemci, iki uçak gemisinin de aralarında olduğu bu kadar çok sayıda uçağın ve savaş gemisinin bölgeye gönderilmesinin, süre bakımından sınırlı olsa da büyük çaplı bir saldırının habercisi olduğu konusunda hemfikir. Böyle bir operasyonun, İran rejiminin geleceği açısından ne gibi sonuçlar doğuracağını kestirmek güç olsa da İran halkının son dönemdeki isyanı ve ardından gelen baskı, ülkede neler olduğunu anlamamıza olanak sağlıyor.
1979 İran Devrimi, popüler İslam’ın siyasi bir güç olarak ortaya çıkmasıyla karakterize edildi. O tarihten bu yana İran İslam Cumhuriyeti çoğunlukla devrimci İslam merceğinden değerlendirildi; ABD’ye bağımlı despotik monarşinin devrilmesine yol açan bağımsızlık, özgürlük, insan haklarına saygı ve sosyal adalet gibi siyasi güçler ve fikirler büyük ölçüde göz ardı edildi ve sık sık rejimin yakında çökeceği öngörüsünde bulunuldu. Bu güçler hiçbir zaman ortadan kaybolmadı. Rejim despotizm ve yolsuzluğa saplanıp kalırken, toplum dönüşmeye ve çoğu zaman da isyan etmeye devam etti.
Bu hassas ve istikrarsız denge bugün sona yaklaşıyor. Çünkü Ocak 2026’daki katliamlar, İslam Cumhuriyeti için ölümcül olabilecek bir kırılma noktasını gösteriyor. Rejim açısından bu durum, yönetme kapasitesinin kalmadığının itirafı anlamına gelen varoluşsal bir krizi ortaya koyuyor. Dahası bu, ideolojik bir intihar niteliği taşıyor; zira rejim şimdiye dek “Büyük Şeytan” olarak nitelediği ABD ile doğrudan bir müzakere ve anlaşma zemini aramak zorunda kalıyor.
Özel İçerik
Bu içerik sadece gazeteye abone olan okuyucular içindir.Yazının devamını okumak için gazetemize abone olmak ister misiniz?
