CHRISTOPHE VENTURA
Fidel Castro, 2000’li yılların başında o günleri şöyle anlatıyordu: “Sovyetler Birliği ve Avrupa’daki sosyalist blok, 1991’de ortadan kalkınca Küba darbenin şiddetiyle sarsıldı. Büyük güç bir gecede çökmüş; bizi tek başımıza, yapayalnız bırakmıştı.”(1) Küba devriminin tarihi lideri şöyle devam ediyordu: “Ürettiğimiz şekeri sattığımız tüm pazarları kaybetmiştik; bir gecede ne akaryakıt kaldı, ne hammadde, ne yiyecek, ne de temel tüketim malzemeleri… Hiçbir şey kalmamıştı.” Küba’da üretim sınırlıydı; üretilenler ise – o dönemde şekerin yanı sıra tütün ve turunçgiller – kargo gemileriyle Moskova’ya ve sosyalist blok ülkelerine gönderiliyordu.
2016’ya gelindiğinde, iki koldan uygulanan baskının bir tarafı gevşiyormuş gibi görünüyordu. ABD Başkanı Barack Obama, adaya tarihi bir ziyaret gerçekleştirdi. 1928’de Calvin Coolidge’ın yaptığı ziyaretin ardından hiçbir ABD Başkanı, sahil şeridi Malecón boyunca yürümemişti. Havana ve Washington, 2014 yılının sonundan itibaren, Küba tarafında Raul Castro’nun önderliğinde ilerleyen benzeri görülmemiş bir normalleşme sürecine girmişti. İki düşman, Ocak 1961’deki diplomatik kopuştan 54 yıl sonra, yani 2015’te, başkentlerindeki büyükelçiliklerini yeniden açtı. Bu kopuştan bir yıl sonra, 1962’nin Şubat ayında, Karayip ülkesine bugün hâlâ devam eden bir ambargo (Havana’ya göre abluka) uygulanmasına karar verilmişti.
Barack Obama, ünlü selefi John F. Kennedy tarafından başlatılan ve ardından gelen sekiz başkan tarafından kimi zaman gevşetilip kimi zaman sertleştirilerek uygulanan politikanın başarısız olduğunu düşünüyordu. Bu nedenle Küba’ya yönelik yaptırımları hafifletti. Bu adım özellikle turizmin yoğunlaşmasına, döviz girişinin kolaylaşmasına ve Amerikan ihracatının artmasına katkı sağladı. O dönemde Raul Castro tarafından tasarlanan “Küba’nın sosyalist kalkınma modelinin güncellenmesi” esas olarak üç temel sütuna dayanıyordu: (2) Küba’nın (lüks ve kitlesel) turizm sektöründe uzmanlaşması, büyümeyi ve yerel kalkınmayı teşvik etmek için uluslararası sermayenin kontrollü biçimde ülkeye girişine izin verilmesi, ulusal para birimi peso’nun değerinin aşamalı ve kontrollü biçimde düzenlenebilmesi için ülkeye büyük miktarda dolar girişinin sağlanması… Bu üç unsurun, devrimin geleceğini güvence altına alması ve mengeneyi oluşturan ikinci kolu da gevşetmesi bekleniyordu.
Özel İçerik
Bu içerik sadece gazeteye abone olan okuyucular içindir.Yazının devamını okumak için gazetemize abone olmak ister misiniz?
