OLIVIER KOCH ve NIKOS SMYRNAIOS
Sırasıyla Sorbonne Paris-Nord Üniversitesi’nde bilgi ve iletişim bilimleri öğretim üyesi ve Toulouse Üniversitesi’nde aynı disiplin dalında profesör. “L’Espace public sous l’emprise du capital. De la presse bourgeoise aux géants de la Silicon Valley – Sermayenin hakimiyetindeki kamusal alan. Burjuva basından Silikon Vadisi devlerine” (Le Bord de l’eau, Bordeaux, 2025) kitabının yazarı.
Çeviri: DİLAN YAVUZ
Dünya Gazete ve Haber Yayıncıları Birliği (WAN-IFRA) son üç yıldır, yayıncılara ve gazetecilere yönelik eğitim oturumları düzenliyor ve onları “yapay zekâ tarafından şekillendirilen geleceği benimsemeye” çağırıyor. Bu işveren grubu, haber profesyonellerini kaçınılmaz ve arzu edilen bir geleceğe hızla hazırlamak istiyor. “Haber odası için yapay zekâ katalizörü” olarak adlandırılan bu program, Avrupa, Asya – Pasifik, Güney Asya, Latin Amerika ve Avustralya’yı hedefliyor ve bir basın kuruluşunun tüm faaliyetlerini kapsıyor: “Veri odaklı” haber üretimi, algoritmik izleyici analizi, yönetim, otomatik içerik üretimi ve gelir elde etme. Üç aylık eğitimin sonunda, katılımcılar bu araçları entegre etmek için “net bir yol haritasına” (1) sahip oluyorlar.
London School of Economics (LSE) de aynı yolda ilerliyor. “Journalism AI” programı, Associated Press, BBC News ve Washington Post gibi tanınmış haber kuruluşlarında yürütülen deneyimlere dayanan bir “en iyi uygulamalar” rehberinin derlenmesini sağladı. Bu rehber, metin veya görsel oluşturma becerisine sahip üretken yapay zekânın “doğru kullanıldığında” kurtarıcı bir araç haline geldiğini anlatan başarı öykülerinden oluşuyor. Yapay zekânın, gazetecilerin düşük katma değerli görevlerini üstlenerek onların üretkenliğini artırabileceği; daha özgün ve daha kişiselleştirilmiş içerikler tasarlamak için kullanıldığında ise değişkenliği ile bilinen kitleleri kendine bağlayabileceği iddia ediliyor. Son olarak, işlenecek konuların belirlenmesini ve açıların seçimini ona devretmenin, gazetecilerin yaratıcılık eksikliğini gidermek için yeterli olacağı öne sürülüyor. Londra’daki kurum, gazetecilik mesleğinin bugüne kadar özünü oluşturan ayrıcalıkların elinden alınmasını, “ilerlemenin” bir göstergesi olarak görüyor.
Maliyetleri düşürmek isteyen basın gruplarını ikna etmek çok da zor olmadı. Yönetimler, son iki yıldır üretken yapay zekâ araçlarını uygulamakla görevli özel departmanlar kuruyor. Editörler, çevirmenler, yazarlar, mizanpajcılar ve sosyal medya yöneticileri, faaliyetlerinin ve uzmanlıklarının bir kısmını otomatikleştiren robotları giderek daha fazla kullanıyor. Reuters ajansı, 2024 yılında çalışanlarına ayda en az yirmi kez bu araçları kullanmayı zorunlu hale getirdi ve bu talimatın yerine getirilip getirilmediğini bir kontrol panelinden takip etmeye başladı. Prompt sanatı (yapay zekâya verilen talimatlar), kariyer gelişiminin şartı olan yeni bir mesleki dil, bir okuryazarlık olarak ortaya çıkıyor. Bild ve Politico’nun sahibi olan Alman Springer grubu, yapay zekâ sayesinde “ürün ve hizmetlerini kullanıcılarının bireysel ihtiyaçlarına daha iyi uyarlamak” istiyor, çünkü “robotların yakında haberleri ve gerçekleri daha verimli bir şekilde aktaracağına” inanıyorlar. (2) Almanya’nın en çok okunan tabloid gazetesi Haziran 2023’ten itibaren, çalışanlarının yüzde 20’sini işten çıkarmayı planlıyordu. Aynı yıl, L’Est Républicain muhabirlerin yazdıkları metinlerin yeniden yazılmasını otomatikleştirdi; bu iş o zamana kadar editörlere aitti. Les Échos – Le Parisien grubundaki, kısa eğitimler gazetecileri yapay zekâyı iş rutinlerine entegre etmeye teşvik ediyor. İşlerinin robotlar tarafından “ikame edileceği” fikri editörlerin üzerinde kara bir bulut gibi dolaşıyor; bu tehdit, gerçekleşse de gerçekleşmese de yönetimlere “işgücünü disipline etme” (3) adına güçlü bir yönetim argümanı sunuyor.
Özel İçerik
Bu içerik sadece gazeteye abone olan okuyucular içindir.Yazının devamını okumak için gazetemize abone olmak ister misiniz?
