QUENTİN MÜLLER
Gazeteci, “L’Arbre et la Tempête. Socotra, l’île oubliée – Ağaç ve Fırtına. Unutulmuş Ada: Socotra” kitabının yazarı, Marchialy, Paris, 2025.
Savaşmak mı, yoksa zaman kazanmak mı? İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney’in 28 Şubat’taki ABD – İsrail bombardımanında ölmesinin ardından sosyal medyada bir video yayınlayan Husi lideri Abdülmelik el-Husi, pek de intikamcı bir tavır sergilemedi. Sakin bir üslupla, ABD veya İsrail’e karşı doğrudan tehditlerde bulunmadan, “her türlü gelişmeye” hazır olduğunu belirtti. Bu temkinli duruş, gergin iç siyasi bağlam ve organizasyonel zorluklarla açıklanabilir. Yemenli isyancılar, 2014’teki darbeden bu yana kontrol ettikleri bölgelerde giderek artan bir toplumsal tepkiyle karşı karşıya. Birçok insani yardım çalışanının tutuklanmasının ardından yardım kuruluşlarının faaliyetlerini azaltması, zaten endişe verici olan gıda ve sağlık durumunu daha da kötüleştirdi. Günlük zorluklarla boğuşan halk, Gazze’deki Filistinlileri desteklese de hareketin yükselişinden sorumlu olduğu düşünülen İran’ın yanında askeri olarak yer almanın getireceği sonuçlara katlanmaya pek istekli değil.
Mart 2025’teki Amerikan bombardımanları ve geçen yaz düzenlenen İsrail saldırıları sadece sivil halkı etkilemedi. Aynı zamanda sivil Ensarullah – Husilerin diğer adı – hükümetinin neredeyse tamamını yok etti; birçok üst düzey yöneticiyi ve kadronun büyük bölümünü başkent Sana’yı terk ederek Hacce, Amran veya Saada gibi dağlık bölgelere sığınmaya zorladı. 16 Ekim 2025 günü yapılan bir açıklamayla Genelkurmay Başkanı Muhammed Abdul Kerim el-Ghamari’nin öldürüldüğünün – tam olarak ne zaman öldürüldüğü bilinmiyor – açıklanması, İsrail istihbarat servisi Mossad ile ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı’nın (CIA), kendilerine hareketin üst düzey yetkililerini ortadan kaldırmaya yetecek kadar hassas bilgi sağlayabilen bir muhbir ağına sahip olduğunu gösterdi.
Özel İçerik
Bu içerik sadece gazeteye abone olan okuyucular içindir.Yazının devamını okumak için gazetemize abone olmak ister misiniz?
