FRÉDÉRIC LORDON
Ekonomist, “La Crise de trop. Reconstruction d’un monde failli – Fazla Gelen Kriz: İflas Etmiş Bir Dünyanın Yeniden İnşası” (Fayard, Paris, 2009) kitabının yazarı.
Açık deniz denizcileri ona “uğursuz dalga” der… Okyanus akışkanlar mekaniğinin korkunç bir tuhaflığıdır; devasa bir istisna, zaten hırçın olan denizin ortasında, diğerlerinden sıyrılarak yükselir… Uğursuz dalganın önünde hiçbir şey duramaz. Tankerler veya en ağır konteyner gemileri bile ondan korkar. Eğer bugün finansal ve ekonomik alanda işleyen eğilimler kesişirse, yakında bunun bir benzerini yaşayabiliriz. Önceki finansal krizler, tek ve açıkça tanımlanabilir bir alandan kaynaklanıyordu: 2007 – 2008’deki konut kredisi krizinde, menkul kıymetleştirilmiş konut kredileri, 2000 – 2001’de internet şirketleri balonunun patlamasında ise bu şirketlerin hisseleri söz konusuydu. Oysa bugün, tablonun dört bir yanında alarmlar çalıyor. Bu esnada ABD’deki dengesiz iktidar, Hürmüz Boğazı’nda devasa bir petrol krizi kurguluyor; bu da küresel durgunluk (resesyon) ve enflasyonun son derece şiddetli bir kombinasyonu ortaya çıkaracak. Kapitalizm tarihinde benzer bir denk gelişi arasanız da bulamazsınız.
Gözümüze ilk çarpan, beş aydır yükselen finansal kriz oldu. Ancak bu ilk başta düşündüğümüz türden bir kriz değil. O dönemde, yapay zekâ şirketlerinin borsadaki akıl almaz değerlemeleri endişe yaratıyordu. Henüz bir kuruş bile kazanmayan, 2025’te 20 milyar dolar ciroya karşılık 8 milyar dolar zarar açıklayan, ancak 2030’da kârlı olmayı öngören ve bu arada 600 milyar dolar daha harcamayı planlayan OpenAI’ın değerinin 800 milyar dolar olması, bu durumun bir çılgınlık olduğu hipotezini pek de dışlamıyor.
Oysa bakılması gereken yer burası değildi. Hisse senedi piyasalarındaki çöküşler kuşkusuz çarpıcıdır ama nadiren gerçekten tehlikelidir. 1929 elbette unutulmaz ama yalnızca 19 Ekim’de yüzde 20’den fazla değer kaybının yaşandığı 1987’deki çöküş kolayca sindirilmişti. 2000’deki krizin büyümeyi daha fazla etkilemesinin nedeni muhtemelen ekonomik gidişatın zaten aşağı yönlü olmasıydı. Hayır; yıkıcı finansal krizler her zaman aynı yerde doğar: Özel borç piyasalarında. Burada bankaların doğrudan ya da dolaylı etkisi öylesine büyüktür ki ciddi bir sarsıntı kaçınılmaz olarak ani bir kredi daralmasına dönüşür ve bu da ekonomiyi anında durma noktasına getirir.
Özel İçerik
Bu içerik sadece gazeteye abone olan okuyucular içindir.Yazının devamını okumak için gazetemize abone olmak ister misiniz?
