OLİVİER NEVEUX
Bu makalenin de yer aldığı, “Brecht et les mauvais temps nouveaux” (La Fabrique, Paris, 2026) adlı kitabın yazarı.
Çeviri: IŞIL GÜRCAN
Bugün, bu kötü zamanlarımızda, tiyatro ne işe yarar? Bu sorunun cevabı yok; hatta yanıt anlamsız bile görünebilir. Bu soru, Bertolt Brecht’in bir metnini anımsatır: “Varlıklarını sadece bir eğlence arzusuna borçlu gibi görünen tiyatro meselelerini, bu kanlı savaşların ortasında tartışmak gerçekten de sarsıcı görünebilir.” Ardından şöyle devam eder: “Dünyanın çivisi çıktığı kesin, her şeyi yeniden yerine oturtmak ancak şiddetli sarsıntılarla mümkün olabilir. Ama belki de bu işe yarayacak araçlar arasında küçük, kırılgan ve hafif bir dokunuşla ele alınmayı gerektiren bir araç da vardır.” (1)
Bu varsayım tuhaftır. Tiyatronun kaç tümeni vardır ki? Artık pek kimsenin ilgisini çekmeyen, ateşli söylemleri gerçek etkileriyle kıyaslandığında çoğu zaman gülünç kalan, devrimci, radikal ya da reformist solun bitmek bilmeyen bir kayıtsızlık gösterdiği tiyatro ne yapabilir? Bürokrasinin baskısı altında ezilen, zamansızlıktan ve rekabetten bitap düşen, üstelik devlete ve sisteme yararlı olduğunu kanıtlamak zorunda kalan tiyatrocuların kendisi bile bu haldeyken; tiyatro gerçekten ne işe yarar? “Aldığınız ödenekleri meşrulaştırın, faydanızı kanıtlayın.” Tiyatro, tıpkı uçucu yağlar gibi her tür semptoma çare olarak sunuluyor: Yaşayanları onarmak, taşrayı büyülemek, kamp alanlarını neşelendirmek, cumhuriyetçi uzlaşı yaratmak… İnsan kuşkuya kapılıyor: Yaratmakta ısrar etmenin ne anlamı var? Hiç gitmeyenler için tiyatro ne işe yarar? Elbette doğru… Ama yine de… Fayda, mutlaka kullanımla ilişkili olmak zorunda değildir. Tiyatronun bir kamu hizmeti olarak tüm enerjisini, şu ya da bu insandaki toplumsal belirlenmişlikleri altüst etmeye adaması hem görkemlidir hem de devede kulak… Eğer hayal kırıklığı yaratıyorsa, bunun sebebi, tüm kamu hizmetleri gibi onun da yıllar süren saldırı ve yıpratmalarla yozlaştırılmış olmasıdır. İçinde bulunduğu durum, toplumsal ve politik bir yenilginin tescilidir.
Bu yenilginin birçok sonucu arasında özellikle biri öne çıkıyor: “Politik tiyatronun” geleceği… Sorun şu ki, artık bunun kendisi bir sorun olmaktan çıktı. Çünkü bugün tiyatronun politik olması ya da en azından politik meseleleri ele alması gerekiyor. Çağın ve denetleyici kurumların talebi bu yönde. Bu durum kuşku uyandırıyor. Oysa başka bir politika mümkün. Fakat bize savaş açan bu kapitalizme karşı mücadeleye tiyatro nasıl dahil edilebilir? “Küçük, kırılgan, hafif bir dokunuşla ele alınmayı gerektiren” bu araçla ne yapılmalı?
Özel İçerik
Bu içerik sadece gazeteye abone olan okuyucular içindir.Yazının devamını okumak için gazetemize abone olmak ister misiniz?
