MUSTAFA K. ERDEMOL
Tek bir barış vardır ama sembolleri çoktur. Güvercin mi zeytin dalı mı? Her ikisi de güzeldir güzel olmasına ama barışı ararken hangisinin simge olacağı konusu taraflar arasında halen süren bir tür “savaştır”. İroniktir elbette.
İnsanlık, güne uyan semboller bulma konusunda da “düne” takılı kalmıştır. Örneği işte bu güvercin ya da zeytin dalıdır. Kimin aklına geldiyse Tanrıça İştar için kutsal olan güvercini bulup çıkardı karşımıza barışın simgesi olarak. Aşkın, bereketin tanrıçası İştar’ın bir bildiği var diye düşünülmüş belli ki. Biraz Mısır medeniyetinden haberdar olanlar için de bu seçim yerindedir, çünkü antik Mısır’da da güvercinler sükuneti, masumiyeti temsil ederdi.
Nuh ya da onun meşhur gemisi olmazsa eksik kalır hikaye. Tufanın bittiği, Tanrı’nın insanlıkla barıştığı, güvercinin Nuh’un gemisine geri dönmesiyle anlaşılmıştır. Güvercin nereden bilsin ağzında zeytin dalıyla gemiye gelmesinin bir başka barış simgesini ortaya çıkaracağını? Uzun zaman, hem güvercin hem zeytin dalı ayrı ayrı simge kabul edildiler. Ağzında zeytin dalı tutan güvercinde karar kılınması çok sonradır. Mutlu bir buluşmadır bu. Güvercin huzuru, zeytin dalı dayanıklılığı ifade eder. Arzuladığımız barış bu özellikleri taşısın isteriz.
İnsanlık yaşadığımız çağdan barışa uygun nesne ya da sembol çıkaramamıştır ama hakkını yemeyelim, kimi denemeler olmuştur az da olsa. Pablo Picasso’nun 1949 tarihli “La Colombe” adlı eseri, ki o da bir güvercin resmidir, Uluslararası Barış Kongresi’nin amblemi olarak seçilmişti. Bildiğimiz güvercin ile zeytin dalının yarattığı etkiye ulaşamadı bile bana sorarsanız. Picasso da efsaneleri, mitleri bilirdi herhalde ama La Colombe’in ilham kaynağı oralardan gelme değildir. Ressam arkadaşı Henri Matisse tarafından hediye edilen bir Milano güvercinidir aslında çizdiği.
Özel İçerik
Bu içerik sadece gazeteye abone olan okuyucular içindir.Yazının devamını okumak için gazetemize abone olmak ister misiniz?
