NEBAHAT KOÇ
Almanya’nın en büyük kentlerinden Stuttgart’taki Kunstgebaude sanat merkezi her dönem çarpıcı sergileriyle adından söz ettiriyor. Kentin can damarı olan Schlossplatz’taki bu önemli sanat durağı, bir kez daha anlamlı bir sergiye ev sahipliği yapıyor. Alman edebiyatının önemli ismi Wilhelm Hauff’un Soğuk Kalp adlı masalı bu kez çağdaş sanat formatıyla ortaya konuluyor. Bir anlamda 200 yıllık bir masal ve dönemin sorunlarına günümüz güncel sanatıyla dikkat çekiliyor. İnsanlığın temel sorunları her dönem devam ettiği için…
Sergi ve eserleri birlikte gezmeden önce Wilhelm Hauff hakkında birkaç cümle etmekte fayda var. Kendisi, 19. yüzyıl Alman edebiyatının öne çıkan şair ve yazarı. Yedi yaşında babasını kaybedince büyükbabasının kütüphanesindeki kitapları arasında büyür. Tübingen Üniversitesi’nde teoloji eğitim alsa da aklı hikayeler kurgulamaktadır. Öyle ki bu isteği büyük bir tutkuya dönüşür. Bu tutkusu sonucu da üç masal almanağı ortaya çıkar. Eserlerinde fantastik öğeler ve eleştirel dil kullanmasıyla adından söz ettiren edebiyatçının en bilinen yapıtları arasında Das Kalte Herz (Soğuk Kalp), Der Kleine Muck (Küçük Çamur), Kalif Storch (Leylek Halife) gibi masalları yer alıyor. 1802 doğumlu yazar 25 gibi hayatının tam baharındaki bir yaşta vefat etse de ülkesi Almanya her noelde onu okumaya devam ediyor.
Hauff’un Soğuk Kalp masalına da kısaca göz atalım… 19. yüzyılın başında sanayileşmenin ve yükselen kapitalizmin toplum üzerindeki sonuçlarını; para bağımlılığı ve duygusal izolasyon olarak tanımlıyor. Bu hikayede, açgözlülük, statü için çabalama, duygusal soğukluk, pişmanlık gibi konulara dikkat çekiliyor. Yüz yıllar geçse de bu sorunlar günümüzün önemli sıkıntıları olarak karşımızda duruyor. Serginin amacı da bu değil mi zaten… Çağdaş sanatla bu sorunların altı tekrar tekrar çiziliyor.

ÇAĞDAŞ SANATIN ÖNEMLİ İSİMLERİ
Sergi de masaldaki, kimlik ile sosyal konum arasındaki ilişkiyi düşünmek için bir başlangıç noktası olmayı amaçlıyor. Bu kapsamda sanatçılar da eserlerinde kimlik, şiddet, iyileşme, etki ve ekolojik sömürüşün güncel bir yorumunu güncel bir şekilde sunuyor. Sergide titrek ışık sahneleri yanı sıra zorlama, ölüm gibi temalara yer veriliyor. Serginin sanatçıları arasında Jenny Holzer, Friedrich von Keller, Kader Attia, Tracey Emin, Rosamarie Trockem, Julius Pristauz, Troika, Nora Turato, Gabriela Oberkofler, Ricarda Roggan, Erik Sturm gibi isimler yer alıyor.
SOĞUK KALP ADLI ESER
Koleksiyondaki eserlerden bahsedecek olursak… Serginin öne çıkan yapıtları arasında masala ve sergiye adını veren Soğuk Kalp adlı eser yer alıyor. 2024 yılı Rasmus Myrup imzalı bu eser ‘Korunan Ama Geçilebilir’ başlığıyla ziyaretçileri selamlıyor. Bu çalışmanın odağında kalp şeklini almış bir çınar kütük heykeli var. Çalışmanın kimi parçaları alüminyumla sarılmış. Sanatçının eserinde, hasar sonrası yara izi olabileceğine dikkat çekiliyor. Yine bu kapsamda açık bir yaranın içgüdüsel olarak hem organik hem de yapay sistemlerle örtüldüğü bunun da yaralı bölgeyi pekiştirdiğine vurgu yapılıyor.

ESER ÇEŞİTLİLİĞİ
Koleksiyonun etkileyici diğer bazı eserleri de şöyle: Kader Attia’nın Ahşap Kafa adlı çalışması. 2023 yılına ait bu eser ‘Başka Bir Doğa Onarıldı’ başlığıyla sergileniyor. Friedrich von Keller’in 1910 yılı imzalı Taş Ocağında İşçi eseri, Tracey Emin’in Aşk Şiiri, Nora Turato’nun Sıcak Kalpli Uzun Kollar çalışması ile Pol Taburet’in ‘Çünkü Konuştu’ başlık yapıtı. Bir diğer çarpıcı çalışma da Gabriela Oberkofler’in seri çalışması Buggelkraxen. Ahşap kutu, sardunya ve iple birlikte sırtta taşınan enstalasyonlu fotoğraf serisi muhteşem. Serginin sonundaki renkli ışık dalgasıyla sunulan kareografi de oldukça çarpıcı. ‘Sana Baktığımda Dans Etmek İstiyorum’ başlıklı bu eser Julius Pristauz’a ait.
Serginin 4 Ekim tarihinde sona ereceğini de hatırlatalım.
