PHILIPPE LEYMARIE
Gazeteci.
Çeviri: YAREN ŞAHİN
Fransa Savunma Bakanı Florence Parly, 18 Mart 2019 günü Amerikan düşünce kuruluşu Atlantic Council uzmanlarına, NATO üyeleri arasındaki ilişkiler konusunda sert eleştirilerde bulunuyordu. Washington’un Avrupa ülkelerini son teknoloji ürünü F-35 uçaklarını almaya güçlü bir biçimde teşvik ettiği bir dönemde, “NATO’nun dayanışma maddesi 5. maddedir, F-35 maddesi değil” diyordu. Dünyanın en büyük silah üreticisi Lockheed Martin tarafından üretilen beşinci nesil hayalet savaş uçağı “F-35 Lightning II”, İsrail bayrağı altında Suriye ve İran hava sahalarına ilk giren uçak oldu. Ardından 2025 ve 2026 yıllarında İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik saldırılarında da kullanıldı.
Yaşlanan F16 uçaklarının yerini almak üzere 2015 yılında hizmete giren F-35 dünyanın “en ölümcül, en dayanıklı ve en bağlantılı” savaş uçağı olarak tanıtılıyor. (1) ABD’nin en kapsamlı savunma programı olan F-35 için yılda 72 milyar dolar harcanıyor; bu rakam, Fransa Savunma Bakanlığı’nın toplam bütçesinden daha fazla. ABD Hava Kuvvetleri, Deniz Kuvvetleri ve Deniz Piyadeleri, 2 bin 456 adet sipariş verdi. Lockheed yılda 170 ile 190 uçak üretiyor; bu üretime bin 500 şirket katılıyor ve 250 bin çalışan görev alıyor.
Maliyetlerdeki büyük artışlara rağmen uçağın kendine has bazı avantajları bulunuyor. Piyasada benzeri olmayan F-35, radar görünmezliği ile çok yönlü taktik kapasiteyi aynı potada buluşturuyor. Radarlara yakalanma ihtimali çok düşük olan uçak havadan havaya ve havadan karaya görevleri başarıyla gerçekleştirebiliyor. Ayrıca hava kuvvetleri, deniz kuvvetleri ve hatta dikey kalkış için özel olarak geliştirilmiş farklı versiyonları da mevcut. Tasarımcıları bu aracı adeta bir “bağlantı merkezi” olarak kurguladı. Tehdit arşivlerinin yenilenmesi standartların güncellenmesi ve bakım planlaması gibi kritik süreçler Florida eyaletindeki Eglin Hava Kuvvetleri Üssü ile kurulan doğrudan bağlantı üzerinden yönetiliyor.
Uçağın ilk yıllarında göze çarpan görünürlük ve aşırı ısınma gibi tasarım sorunları zamanla kısmen giderilse de 2023 itibarıyla çözülememiş 873 hata bulunuyordu. Amerikan Kongresi’ne bağlı denetim kurumu tarafından geçen haziran ayında yayımlanan bir rapor oldukça çarpıcı bir gerçeği ortaya koydu. Rapora göre F-35’lerin 2025 yılı boyunca tam kapasiteli görevler için operasyonel hazırlık oranı yalnızca yüzde 28.5 seviyesindeydi. Amerikan Hava Kuvvetleri başlangıçta bu oranın yüzde 65 olmasını hedefliyordu. (2) Arızalı uçaklardan parça sökülerek diğerlerine takılması anlamına gelen “kanibalizasyon” (3) yöntemi sayesinde uçuş saatleri bir nebze kurtarılsa da bu durum bakım zincirlerinde ciddi aksaklıklara yol açtı. Başlangıçta uçakların yüzde 60 ile 70 oranında hazır olacağına güvenen NATO, planlarını gözden geçirmek zorunda kaldı. Pentagon ortaya çıkan bu açığı kapatabilmek için 8 milyar dolarlık devasa bir yeniden yapılandırma programı başlattı. Kullanım süreci ilerledikçe F-35’in motor gücünün yetersiz kaldığı ve yakın mesafe hava muharebesine (it dalaşı) pek yatkın olmadığı anlaşıldı. Bunun yanı sıra yakıt kapasitesi ve menzili sınırlı olan jet, havada sık sık yüksek maliyetli yakıt ikmaline ihtiyaç duyuyor. Söz konusu kısıtlamaları kısmen giderecek “Block4” standardına 2026 yılında geçilmesi planlanıyordu. Ne var ki bu hedef artık en iyimser ihtimalle 2031’e ertelendi. Yine de fark edilmeden düşmana saldırmak üzere tasarlanan bu uçağın birçok zayıf noktası tolere ediliyor. Zira, örneğin Fransız Rafale uçaklarına göre radarlarda çok daha zor tespit ediliyor.
Özel İçerik
Bu içerik sadece gazeteye abone olan okuyucular içindir.Yazının devamını okumak için gazetemize abone olmak ister misiniz?
