AIMEE – NOEL MBIYOZO
Güney Afrika’nın Pretoria şehrindeki Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü’nde (ISS) araştırmacı.
Güney Afrika’daki göçmen karşıtı sivil gruplar, Aralık 2025’te bir ültimatom yayımlayarak tüm belgesiz göçmenlerin 30 Haziran 2026’ya kadar ülkeden ayrılmasını talep etti. Hiçbir resmi niteliği olmayan bu ültimatom, aylar süren ve ağır maddi hasara yol açan, yüz binlerce kişiyi göçe zorlayan ve en az dört kişinin ölümüne neden olan şiddet dolu eylemlerin ardından geldi. 30 Haziran, Polis Bakanlığı’nın 9 ilde sadece o gün içinde yürütülecek operasyonlara 600 milyon rand (32 milyon Avro) ayırması sayesinde büyük çaplı bir şiddet olayı yaşanmadan geçti. Göçmen karşıtı hareketin başını çeken March and March grubu, “son tarihi” 30 Eylül’e erteledi ve şirketlere bu tarihe kadar belgesiz kişileri çalıştırmayı bırakmaları çağrısında bulundu.
Güney Afrikalı yetkililere göre, 14 Haziran ile 20 Ağustos arasında 80 binden fazla yabancı uyruklu kişi sınır dışı edilmek veya ülkelerine geri gönderilmek üzere işlemden geçirildi. Çok daha fazlası ise kendi imkânlarıyla ülkesine gitti. Yaklaşık 115 bin Zimbabweli, 56 bin Malavili ve binlerce Nijeryalı, Ganalı, Lesotholu ve Mozambikli’nin ülkelerine döndüğü belirtiliyor.
“Yerli” yanlısı sivil gruplar, yabancı düşmanı olmadıklarını, sadece “yasadışı” göçe karşı çıktıklarını savunuyor (1) ve göçmenlik yasalarını uygulamadığı için eleştirdikleri hükümetin kendi vatandaşlarına öncelik vermesini istiyorlar. Ancak çok sayıda haber, kapı kapı dolaşan bu grupların, belgeli olsun ya da olmasın tüm yabancıları veya yabancılara ait işletmeleri hedef aldığını ortaya koyuyor. (2) Hatta Bazı gruplar, “fazla siyah” olduklarını düşündükleri insanlara ya da başörtüsü takan Güney Afrikalı kadınlara bile saldırıyor. Bu düşmanlık, taciz ve şiddeti en iyi ifade edebilecek kelime “Afrofobi – Afrikalı karşıtlığı” olabilir; zira bu eylemler neredeyse tamamen Afrikalı göçmenler ve bazı Güney Asyalılar ile özellikle düşük gelirli mahallelerde seyyar satıcılık veya küçük esnaflık yapan kişileri hedef alıyor. Çoğu varlıklı bölgelerde yaşayan yüz binlerce Avrupalı göçmen bu durumdan etkilenmiyor.
Hükümeti komşu ülkelerden gelen göçmenlerin Güney Afrika’ya denetimsiz biçimde girmesine izin vermekle suçlayan göçmen karşıtı gruplara göre bu insanlar, yerel halkın işlerini çalıyor, orantısız ölçüde suç işliyor, vergi ödemiyor, sağlık ve eğitim gibi kamu hizmetleri üzerinde baskı oluşturuyor. Oysa ortada bir göçmen istilası yok. 2022 nüfus sayımına göre, Güney Afrika’da kayıtsızlar da dahil olmak üzere yaklaşık 2.4 milyon yabancı uyruklu kişi bulunuyordu. Bu sayı, göçmenlerin toplam nüfusa oranının yüzde 3.9 olduğu anlamına geliyor. Ülkedeki göçmen sayısı 2015’te 3.2 milyonla zirve yaptıktan sonra, BM Ekonomik ve Sosyal İşler Dairesi’nin verilerine göre son 10 yıldır geriliyor. Aynı verilere göre Güney Afrika’da yaşayan göçmenlerin yaklaşık yüzde 90’ı dört komşu ülkeden geliyor: Zimbabve (yüzde 48.5), Mozambik (yüzde 20), Lesotho (yüzde 10.9) ve Malawi (yüzde 9.5). Ayrıca çok sayıda araştırma, göçmenlerin ekonomiye olumlu katkı sağladığını, gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 9’unu oluşturduklarını ve her bir göçmen işçinin ortalama iki yeni istihdam yarattığı ortaya koyuyor. (3) Belgesiz yabancı tutuklu sayısı, toplam tutukluların yüzde 2.3’üne denk geliyor. Temel Eğitim Bakanlığı’nın verilerine göre, yabancı öğrenciler devlet okullarındaki toplam öğrenci sayısının yalnızca yüzde 1.8’ini oluşturuyor.
Özel İçerik
Bu içerik sadece gazeteye abone olan okuyucular içindir.Yazının devamını okumak için gazetemize abone olmak ister misiniz?
