AKRAM BELKAÏD
İsrail ve ABD’nin 28 Şubat’ta İran’a karşı başlattığı saldırının üzerinden sekiz ay geçti. Körfez’deki jeopolitik ortam, gerginliklerin tırmanması ve bölgesel bir çatışma riski altında şekilleniyor. (1) İran’ın liderleri, ülkelerinin uğradığı ağır insani ve ekonomik kayıplara rağmen, ABD yönetimiyle yürüttükleri doğrudan ya da dolaylı müzakerelerde tavizsiz bir tutum sergiliyor. Bu kararlılık, imam Ruhullah Humeyni’nin tutumunu anımsatıyor: Humeyni’nin, 1980-1988 yılları arasında yaklaşık bir milyon kişinin hayatını kaybettiği savaşa son vermek için Irak’ın önerdiği barışı kabul edecek noktaya gelmesi için yıllar geçmesi gerekmişti. (2) İran, ABD karşısında limanlarına yönelik ablukanın kaldırılmasını, yaptırımların derhal sonlandırılmasını, Batılı devletler tarafından el konulan finansal varlıklarının iade edilmesini ve başta Lübnan’ın güneyi ile Gazze olmak üzere Orta Doğu’daki tüm düşmanca eylemlerin durdurulmasını talep ediyor. Buna karşılık, Hürmüz Boğazı’nı altı günden kısa bir süre içinde tamamen yeniden açmayı öneriyor. Tahran, Washington’un öncelik haline getirdiği nükleer enerji geliştirme projelerinin bu görüşmelerde ele alınmasını reddediyor; bu konudaki ciddi görüşmelerin ancak normalleşmenin sağlanmasının ardından yapılabileceğini düşünüyor.
Muhafazakâr basın zafer çığlıkları atmaktan çekinmiyor; İslami rejim ise taviz vermeyeceğini ve zamanlamayı belirleyen tarafın kendisi olduğunu göstermeye çalışıyor. Yaz boyunca sergilediği görece itidalli tutumun ardından Hürmüz Boğazı’ndaki petrol tankerlerine, dökme yük gemilerine ve konteyner gemilerine yönelik saldırılarını artırmaya başladı. Mesaj açık: Dünya petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ticaretinin beşte birinin geçtiği bu deniz geçidinin güney kıyısı boyunca gemilere eşlik etmeyi amaçlayan ABD donanmasının stratejisi, Devrim Muhafızları tarafından kullanılan mayınlar ve insansız su altı araçlarının sayısındaki artış nedeniyle artık bir güvenlik garantisi teşkil etmiyor.
İRAN’IN LEHİNE
SONUÇLANABİLECEK
İKİ ÖNEMLİ GELİŞME
Petrol fiyatlarının yükselmesine yol açan bu tırmanış, İran’ın ABD’deki siyasi duruma ilişkin değerlendirmelerini yansıtıyor. Dini Lider Mücteba Hamaney yönetimine göre, yakın gelecekte yaşanacak iki gelişme kendi çıkarlarına olacak. Bunlardan ilki, gazetemiz baskıya girdiği sırada devam eden ABD ara seçimleri kampanyası. Özellikle akaryakıt fiyatlarındaki artışlar nedeniyle kamuoyundaki desteği dibe vuran Başkan Donald Trump’ın İran’a karşı kapsamlı bir saldırı emri vermesi kolay görünmüyor. Beyaz Saray’daki başkan böyle bir operasyonu düzenli olarak gündeme getiriyor ama desteği zaten yerlerde sürünürken petrol piyasasını daha da altüst ederek savaşı desteklemeyen seçmenlerinin karşısına çıkma riskini göze alabilir mi?
Özel İçerik
Bu içerik sadece gazeteye abone olan okuyucular içindir.Yazının devamını okumak için gazetemize abone olmak ister misiniz?
