AMBRE BRUNETEAU ve CORENTIN LÉOTARD
Sırasıyla: Paris 1 Panthéon-Sorbonne Üniversitesi’ne bağlı Avrupa Sosyoloji ve Siyaset Bilimi Merkezi’nde siyaset bilimi doktora öğrencisi ve Budapeşte merkezli Courrier d’Europe Centrale dergisinin genel yayın yönetmeni.
Çeviri: YAREN ŞAHİN
Skoda Octavia marka bir araç park ediyor. Peter Magyar araçtan iniyor, bir teknisyen yaka mikrofonunu düzeltiyor ve günün üçüncü bir saatlik Facebook canlı yayını için onay veriyor. 12 Nisan’daki genel seçimlerde başbakanlık koltuğunu Viktor Orban’dan almayı hedefleyen siyasetçi sözlerine başlıyor. Elinde Macar bayrağı tutan bir çocuk ve meraklı birkaç kişiye seslenen Magyar, magnetler ve Tisza Partisi (Saygı ve Özgürlük, merkez sağ) dergilerini dağıtan küçük karşılama heyetini selamlıyor. Kültür merkezinin içinde ise ülkeyi “küçük sultandan ve onun ulusal suç sisteminden” kurtaracağını iddia eden bu siyasetçiyi görmek isteyen yaklaşık iki yüz kişi bekliyor.
Budapeşte’nin yaklaşık otuz kilometre doğusunda bulunan 11 bin nüfuslu Isaszeg, iki gün sonra başkentte görkemli bir finalle sona erecek olan Seksen Günde Macaristan Turu’nun son duraklarından biri. Kırk dört yaşındaki hukukçu Magyar, “Ülkenin en ücra köşelerine, en uzak köylerine, Orban’ın ve başka hiçbir siyasetçinin asla gitmediği yerlere; insanlara neyin yolunda gitmediğini, nerede canlarının yandığını, neye ihtiyaç duyduklarını ve onlara nasıl yardım edebileceğimizi sormak için gittik. Ve ‘Büyük Vezir’e kötü bir haberim var: Kırsal kesim ona artık vaktinin dolduğunu söylüyor!” sözleriyle kalabalığa sesleniyor.
Seçimlerin kaderi, başkentten çok uzakta belirleniyor. 9.5 milyonluk toplam nüfusun üçte biri, 5 bin kişiden az nüfusa sahip 2 bin 886 yerleşim biriminde yaşıyor. Bunlar 1990’ların sanayisizleşme sürecinden, kooperatiflerin dağılmasından ve kamu hizmetlerinin gerilemesinden en çok etkilenen bölgeler. Szeged Üniversitesi’nden coğrafyacı Bálint Csatári’nin de anımsattığı gibi, “eski Sovyet bloku ülkelerinin kırsal bölgeleri, rejim değişikliğinin getirdiği büyük ekonomik ve siyasi dönüşümün tartışmasız en büyük mağdurları” konumunda. (1) Kamu hizmetlerinin ve mahalle esnafının kan kaybı; Covid-19 pandemisi, enerji fiyatlarındaki artış ve hayat pahalılığıyla birlikte daha da hız kazandı. 2019’dan bu yana yüzde 56’ya ulaşan rekor enflasyon bu süreci daha da ağırlaştırdı. Merkezi İstatistik Ofisi’nin verilerine göre, son yıllarda sağlık hizmetlerine erişim ciddi şekilde kötüleşti; boş kalan pratisyen hekim kadrolarının sayısı 2016 ile 2024 yılları arasında üç katına çıktı. Gençlerin göçü ve iyi ücretli işlerin azalması, başkent ile ülkenin geri kalanı arasındaki uçurumu derinleştirdi; taşrada yüzlerce postane kapatıldı ve son on beş yılda her iki yerel kafeden biri kapısına kilit vurdu.
Özel İçerik
Bu içerik sadece gazeteye abone olan okuyucular içindir.Yazının devamını okumak için gazetemize abone olmak ister misiniz?
