AYKUT KÜÇÜKKAYA
2025 yazında yitirdiğimiz meslek büyüğümüz Altan Öymen, beş yıl önce genç iletişim fakültesi öğrencilerine gazeteciliği şu cümlelerle anlatmıştı:
“Gazetecilik mesleğinden vazgeçmeyin. Gazetecilik mesleği dünyanın en iyi mesleğidir. Yaşadığımız dönemden tedirgin olmayın, bunlar geçecek. Gazetecilik yaparken insanın canı sıkılmaz, her şeyi, herkesten önce öğrenirsiniz, Türkiye’yi görür, Dünyayı görür, öğrenirsiniz. Bu mesleği çok severek yaptığım için başka hobim olsun diye düşünmedim, zaten çok sevdiğim işi yapıyorum…”
Bu kısa yazı birlikte çalışma şansına eriştiğim Altan Öymen üzerine değil; mesleğimiz üzerine…
***
Öymen gazeteci adaylarına mesleğimizi “dünyanın en güzel mesleği” olarak tarif ediyordu. Bence gazetecilik “dünyanın en özel mesleği!..”
Ne var ki günümüzde roller değişti!.. Gazeteciliğin “bitkisel hayatta” olduğu ülkemizde artık meslektaşlarımız kanaat önderine, her konuyu derinlemesine bilen yeni bir insan türüne dönüştü. Bu onu bağlı bulunduğu çıkar grubunun, siyasinin, partinin, patronun sözcüsü konumuna dönüştürmüş durumda. Ne var ki bu dönüşümden çok mutlular. Çünkü cepler doluyor; gelecek “maddi” olarak garanti altına alınıyor!.. Ancak unuttukları bir “kırmızı çizgi” var, “gazeteciliğin mesafe mesleği” olduğu gerçeği!..
Gazetecinin iki büyük güçle, siyasilerle ve işadamlarıyla arasındaki mesleki çizgiyi – mesafeyi koruması elzem. Korumadığında “gazeteci” değil, “kukla” oluyorsun!.. Ve maalesef ülkemizde kuklaların sayıları, gerçeğin peşinden koşan gazetecileri kat kat geçmiş durumda!..
***
Şimdilerde 2025 biterken patlayan uyuşturucu, fuhuş, rüşvet, kara para aklama operasyonlarının ardından birileri çıkmış “gazetecilik, etik ilkeler” üzerine ahkâm kesiyor. Bir de bunu yıllarca gücü elinde tutanların dalkavukluğunu yapmış isimler yapmıyor mu, insanın gözleri yerinden fırlayacak gibi oluyor!..
Karamsar, puslu havaya karşın umudumuzu ve inancımızı kaybedecek miyiz? Tabii ki hayır!… Şimdi onlarca, yüzlerce gazeteci kalem oynatacak; büyük çoğunluğu şaşalı gazetecilik cümleleriyle egosunu tatmin edecek ne var ki çıkış yolu göstermeyecek. “Beyin ölümü” gerçekleşmeden gazeteci milleti için çıkış yolu örgütlü, sendikal mücadeledir. “Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanlara” inat, meslek örgütlerinin desteğiyle bu mücadele verilmelidir. Sonrası gelecektir!..
***
Yazıya Altan Öymen’le başladık, onunla bitirelim. Sevgili Altan ağabey, İstanbul’da Zincirlikuyu’da huzurla uyu… Dertleşmek için uğrayacağım… Kim bilir bizim, genç meslektaşlarımızın, gazeteci milletinin kulağına fısıldarsın: “Gazetecilik mesleğinden hiç vazgeçme!..”

Gazeteci Merdan Yanardağ’la dayanışma
Son kitabı “İsyanın ve Felsefenin Diyalektiği’ni” tamamladıktan sonra, kitabının yayımlandığını göremeden casusluk soruşturması kapsamında 24 Ekim 2025’te tutuklanarak Silivri’deki Marmara Ceza İnfaz Kurumu’na konulan gazeteci Merdan Yanardağ için gazeteciler bir araya geldik. Yanardağ’ın durumuna dikkat çekmek için 42. İstanbul Kitap Fuarı’nda 20 Aralık 2025 günü gerçekleştirilen dayanışma etkinliğinde Yanardağ’ın kitapları eşi Sevim Kahraman Yanardağ, Tele2 Haber emekçileri ve dostları tarafından imzalandı.
