HÉLÈNE RİCHARD
Çeviri: YAREN ŞAHİN
Ukrayna’da, savaşın dördüncü yıl dönümünden önce bir barış sağlanması beklenmiyor. Kasım ayı sonunda başlatılan yeni müzakere turu da tıkanmış durumda. Kremlin, halihazırda dörtte üçünü işgal altında tuttuğu Donbas’ı “asgari kazanım” olarak görüyor; bunun uluslararası alanda tanınmasını ve Kiev’in bölgeyi askeri yollarla geri almasını engelleyecek çeşitli kısıtlamaların hayata geçirilmesini amaçlıyor. (1) Avrupa ülkeleri ise sınırların güç kullanılarak değiştirilmesine karşı: “Böyle bir adımın emsal oluşturacağını ve Moskova’yı yayılmacı politikasını sürdürmeye teşvik edeceğini savunuyorlar.” (2) Bu nedenle, adil ve kalıcı bir barış için Rusya üzerindeki baskıyı artırırken, Ukrayna’yı uzun vadede desteklemeye devam edeceklerini söylüyorlar. Ancak, gerekli imkânlardan yoksun olan Avrupalıların bu kararlı tutumu, onları Washington’a her geçen gün daha fazla bağımlı hale getiriyor. Zira Washington, hem ana silah tedarikçisi hem de olası bir barış anlaşması çerçevesindeki güvenlik garantilerinin temel direği konumunda. Üstelik bütün bunlar, tam da Donald Trump yönetiminin, Avrupa Birliği’ne yönelik husumetini 2025 Ulusal Güvenlik Stratejisi’ne dahil ettiği dönemde yaşanıyor.
Ortaya çıkan tablo bir paradoksu gözler önüne seriyor: Avrupalılar, Rusya’dan gelebilecek olası bir saldırı ihtimalini sürekli gündemde tutarken, ABD’nin Grönland’ı işgal etme yönündeki – son derece gerçek – tehditleri ise hafife alma eğiliminde. (XX. Sayfa’daki makale) Avrupalı ülkeler adaya sembolik sayıda asker gönderiyor ancak bunu hemen Rusya ve Çin’den gelebileceği iddia edilen hayali saldırılara karşı bir önlem olarak sunuyor. Almanya Başbakanı ise “olası her türlü tırmanmayı mümkün olduğunca önlemek” gerekçesiyle askerlerini geri çekti ve Paris’i de daha yumuşak bir dil kullanmaya çağırdı. Hedefin hâlâ “birleşik bir Avrupa ve güçlü bir NATO” olduğunu vurguladı. Avrupa’nın, ABD’nin kıtaya yönelik düşmanca tutumunu görmezden gelmesi, Moskova’yı Avrupalıların yalnızca Washington’un güdümünde olduğu düşüncesine daha da ikna ediyor. Bu nedenle Rusya, Trump’ın Ukrayna’ya ilgisini kaybetmesini bekleyerek çatışmaları sürdürmeyi tercih ediyor. Moskova’ya göre böyle bir durumda Avrupalılar da aynı yönde hareket edecektir. Ancak Avrupalıların Şubat 2022’den bu yana Ukrayna’ya yaptığı yatırım (190 milyar dolar) – ki bu tutar bugün ABD’nin katkısını aşmış durumda – dosyayı kapatmaya istekli olmadıklarını gösteriyor.
Özel İçerik
Bu içerik sadece gazeteye abone olan okuyucular içindir.Yazının devamını okumak için gazetemize abone olmak ister misiniz?
