• Abonelik
  • Künye
  • Gizlilik İlkeleri
  • Yayın İlkeleri
  • Kullanım Koşulları
  • Çerez Politikası
  • Reklam
  • İletişim
Salı, Mart 3, 2026
Le Monde diplomatique Türkçe
No Result
View All Result
  • Anasayfa
  • LMd
  • Yazarlar
  • Konuk Yazarlar
  • Politika
  • Gündem
  • Dünya
  • Finans
  • Kültür-Sanat
  • Anasayfa
  • LMd
  • Yazarlar
  • Konuk Yazarlar
  • Politika
  • Gündem
  • Dünya
  • Finans
  • Kültür-Sanat
No Result
View All Result
Le Monde diplomatique Türkçe
No Result
View All Result
Anasayfa Konuk Yazarlar Rasıh Reşat

İngiliz ipi ve Epstein’in demokrasi turnusolu

Epstein dosyaları demokrasi turnusol kâğıdı gibi bir işlev görüyor. Bir ülkede basın özgürse, yargı bağımsızsa, muhalefet ses çıkarabiliyorsa dosyalar açılıyor. Demokrasi zayıfsa ya da hiç yoksa, aynı dosyalar ya rafta tozlanıyor ya da hiç gündeme gelmiyor. Gelse bile birkaç gün konuşuluyor ve öyle kalıyor.

3 Mart 2026
in 8, Konuk Yazarlar, Rasıh Reşat
Savaş başladı: İran’ı ne bekliyor?

RASIH REŞAT

“Asılacaksan İngiliz ipiyle asıl” lafı kötü ama önemli bir laftır. Eski bir İngiliz kolonisi olmakla övünen Kıbrıs ahalisinin eskileri hep söyler. Elbette birisinin kendini asarak intihar etmesi eyleminin sekteye uğramaması için kopmayan ya da esnemeyen İngiliz üretimi ip tercih etmesi gerektiğini anlatmaz. Ya da bir intihar tarifi değildir. İngilizlerin işlerini ne denli sağlam yaptıklarını, bir anlamda oluşturdukları standardı tarif eder. Büyük Britanya İmparatorluğu’nun dünyaya ihraç etmediği kötülük elbette yoktur; ama ihraç ettiği kötülüğü bile belli bir disiplinle, belli bir kuralla yapmış olması ironiktir. Bu bir İngiliz güzellemesi değil; standart meselesidir.

İşte o “standart” dediğimiz şey en çok adalette kendini gösterir. İngiltere’de kraliyet ailesinin bir mensubu olan Andrew Mountbatten Windsor’un adının Jeffrey Epstein dosyalarında geçmesi ve ardından açılan sivil dava süreci, bu standardın nasıl işlediğini gösterdi. Andrew, ABD’de görülen davada suçlamaları reddetti; ancak süreç öyle bir noktaya geldi ki kraliyet görevlerini bırakmak zorunda kaldı ve nihayetinde davayı mahkeme dışı anlaşmayla kapattı. Kimse onu Londra sokaklarında kelepçeyle yürütmedi belki ama “dokunulmaz” zannedilen bir figürün kamuoyu, yargı ve medya baskısıyla geri adım atmak zorunda kalması başlı başına bir mesajdı: Üniforma, taç ya da soyadı hukukun üstünde değildir… İngiliz ipi burada devreye girer; kopmaz. Yavaş gerilir ama sonunda taşır. “Ben Kraliçe Elizabeth’in ikinci oğluyum, bunu bana yapamazsınız” dediği iddialarına rağmen sürecin işlemesi, sistemin kişiye göre eğilip bükülmediğini gösterdi.

Son hükümet döneminde ABD Büyükelçisi olarak atanan Peter Mendelson’un da benzer tartışmaların odağında yer alması, İngiliz kamuoyunda etik ve hesap verebilirlik meselesinin ne kadar hassas olduğunu bir kez daha ortaya koydu.

Benzer bir tabloyu Kuzey Avrupa’da, “Nordik standart” diye andığımız anlayışta görüyoruz. Norveç’te eski başbakan Thorbjorn Jagland’ın adının Epstein bağlantılarıyla anılması sonrası başlatılan soruşturmalar, o ülkede de koltukların kişiye zırh olmadığını gösterdi. Norveç, dünyaya insan hakları dersi veren bir ülke olarak bilinir. Ama asıl sınav, o ilkelerin kendi siyasetçisine uygulanıp uygulanmadığıdır. Jagland hakkında yürütülen süreç, “bizden” olmanın kimseyi kurtarmadığını ortaya koydu. Nordik standart dediğimiz şey tam da budur: Adaletin soğukluğu. Kimliğe, makama, geçmiş başarıya bakmadan işleyen bir mekanizma.
Dikkat ettiniz mi bilmem; Epstein dosyaları bir demokrasi turnusol kâğıdı gibi bir işlev de gördü sanki.

GÜÇLÜ DEMOKRASİDE
SKANDALLAR SİSTEMİ
YIKMAZ, GÜÇLENDİRİR

Bu mesele en çok demokrasinin görece güçlü olduğu ülkelerde konuşuluyor. Basın özgürse, yargı bağımsızsa, muhalefet ses çıkarabiliyorsa dosyalar açılıyor, isimler tartışılıyor, siyasi bedeller doğuyor. Demokrasi zayıfsa ya da hiç yoksa, aynı dosyalar ya rafta tozlanıyor ya da hiç gündeme gelmiyor. Gelse bile birkaç gün konuşuluyor ve konuşulduğuyla kalıyor.

Amerika’da da tablo bu açıdan öğretici. Donald Trump’ın adının Epstein’la geçmişteki ilişkileri bağlamında kayıtlarda ve belgelerde on binlerce kez geçtiği biliniyor. Buna rağmen dosyaların tamamının açıklanması konusunda özellikle Demokrat kanat daha ısrarcı bir tutum sergilerken, Cumhuriyetçi cephede daha temkinli, hatta sessiz bir yaklaşım göze çarpıyor.

Dolayısıyla Epstein dosyalarının ele alınış biçiminin, ülkelerin demokrasi ve adalet standardıyla doğrudan ilişkili olduğunu söylemek herhalde abartılı olmaz. İngiltere’de bir prens yargı süreciyle karşı karşıya kalabiliyorsa, Norveç’te eski bir başbakan ve bir büyükelçi soruşturulabiliyorsa, meseleyi sadece kişilerin düşüşü olarak değil, günümüzde büyük tehditler altında olan demokrasinin bazı yerlerde hâlâ ayakta kalışı olarak da görmek mümkündür.

Güçlü demokrasilerde skandallar sistemi yıkmaz; tam tersine sistemi güçlendirir. Çünkü temizlik yapılır. Zayıf demokrasilerde ise skandallar ya bastırılır ya da unutturulur; fakat çürüme derinleşir.

Şimdi madalyonun bize yakın yüzüne bakalım. Epstein’in Türkiye bağlantılı olduğu iddia edilen faaliyetleriyle ilgili birçok dosya açığa çıktı. Maillerde birçok isim yer aldı; videolarda Türkçe konuşan kız çocuklarına ait olduğu iddia edilen ses kayıtları gündeme geldi. Malum televizyon kanalları, iki gece üst üste her konuda uzman olan kişileri bu kez Epstein uzmanı olarak ekranlara çıkardı; sonra konu unutulup gitti.

İki yıl önce bu konuda muhalefet milletvekilleri tarafından bir önerge verilerek Epstein’in Türkiye’deki faaliyetlerinin araştırılması istendi. Ancak ortaya çıkabilecek isimler ve doğurabileceği sonuçlar nedeniyle önerge, önerge olarak kaldı.

Bu sayfalarda “Gerçekten bir Epstein Türkiyesi var mıydı?” başlıklı yazının yazarı olarak bugün şuna inanıyorum: Sadece Türkiye değil, demokrasinin sorunlu olduğu birçok ülke Epstein’in avlağı hâline gelmiş olabilir. Asıl mesele, Epstein ile ilişki yürütenlerin hesap verip vermediğinin demokrasi seviyesiyle ters orantılı görünmesidir.

“Asılacaksan İngiliz ipiyle asıl” sözü belki serttir ama şunu hatırlatır: Standart dediğiniz şey kriz anında belli olur. Adalet ipi güçlünün boynundayken kopmuyorsa, işte o zaman gerçekten vardır. Epstein dosyaları da bize şunu söylüyor: Mesele sadece kimlerin adının geçtiği değil, o isimlere sistemin nasıl davrandığıdır.

Bütün kötülüğüne rağmen Epstein dosyası, bir demokrasi turnusolu olması bakımından öğretici oldu.

Tags: EpsteinEpstein belgeleriEpstein DosyalarıİNGİLTERELe Monde diplomatique Türkçe Mart 2026Prens AndrewTrump
Anka Haber Ajansı Anka Haber Ajansı Anka Haber Ajansı

Hakkında

Le Monde diplomatique Türkçe

Aylık olarak yayınlanır.

Kategoriler

  • LMd
  • Yazarlar
  • Konuk Yazarlar
  • Politika
  • Gündem
  • Dünya
  • Finans
  • Kültür-Sanat

Bağlantılar

  • LMd Dijital Abonelik
  • LMd Abonelik
  • Reklam
  • Arşiv
  • Dünyada LMd
  • Abonelik
  • Künye
  • Gizlilik İlkeleri
  • Yayın İlkeleri
  • Kullanım Koşulları
  • Çerez Politikası
  • Reklam
  • İletişim

© 2023 Le Monde Diplomatique Türkçe - Tüm hakları saklıdır.

No Result
View All Result
  • Anasayfa
  • LMd
  • Yazarlar
  • Konuk Yazarlar
  • Politika
  • Gündem
  • Dünya
  • Finans
  • Kültür-Sanat
  • ————
  • Abonelik
  • Künye
  • Gizlilik İlkeleri
  • Yayın İlkeleri
  • Kullanım Koşulları
  • Çerez Politikası
  • Reklam
  • İletişim

© 2023 Le Monde Diplomatique Türkçe - Tüm hakları saklıdır.

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

Bu internet sitesi çerezleri kullanır. Bu internet sitesini kullanmaya devam ederek çerezlerin kullanılmasına izin vermiş olursunuz. Çerez Politikası sayfamızı görüntüleyin.
Are you sure want to unlock this post?
Unlock left : 0
Are you sure want to cancel subscription?