HAZAL OCAK
İstanbul’un en önemli simgelerinden biri Galata Kulesi. Tarihiyle, ihtişamıyla şehrin eşsiz silüetinin önemli bir parçası. Mülkiyetinin kime ait olduğu ise son dönemde önemli bir tartışma konusu haline geldi. Tarihi yapı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) mülkiyetindeyken Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne geçti. İBB bu işlemin iptali istemiyle dava açmıştı ve davanın karar duruşması geçen günlerde görüldü. Bilirkişi raporlarına karşın dava reddedildi.
Dava sürecinde bazı ayrıntılar dikkatimi çekti. Ama önce sürece yakından bakmakta fayda var. On yıllardır İBB mülkiyetinde olan tarihi yapının tapusu 17 Nisan 2019’da İBB’den Kule-i Zemin Vakfı adına, yani Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredildi. Bu devire Vakıflar Kanunu’nun 30. Maddesi gerekçe gösterildi. Maddenin özü şuydu: Bir taşınmazın vakıf yoluyla meydana geldiği, yani bir vakfa ait olduğu ya da vakıf tarafından oluşturulduğu tespit edilirse, Vakıflar Genel Müdürlüğü adına tescil edilir ve devri yapılır.
İBB bu işleme itiraz etti ve müdürlüğe karşı dava açtı. Avukatlar tescil işleminin açıkça hukuka aykırı olduğunu savundu. Bu süreçte birden fazla bilirkişi raporu hazırlandı. Buna göre özetle kulenin Kule-i Zemin Vakfı ile net bir ilişkisi bulunmadığı ve devri için şartların oluşmadığından bahsedildi. Bu süreçte söz konusu 30. maddede bir değişiklik yapıldı. Geçen sene kasım ayında mevzuatta yapılan değişiklikle “Vakıf kültür varlıklarının devri” başlıkla bölümdeki tartışma konusu 30. Madde genişletildi ve şu bölüm eklendi: “Birinci fıkrada sayılan tüzel kişilerin mülkiyetinde olup doğrudan vakfedilen veya mevcut olup olmadığına bakılmaksızın vakıf kaynaklarından inşa edilmiş, onarılmış veya ilaveler yapılmak suretiyle katkı sağlanmış vakıf kültür varlıkları, vakıf yoluyla meydana gelmiş sayılır.” Yani bir kültür varlığında geçmişte yapılan tadilatlar dahi tescil nedeni sayıldı.
Gelelim duruşma gününe… Davanın duruşması geçen 26 Mart’ta görüldü. İBB avukatları duruşmada “Dosya kapsamında birbirini teyit eden alanında uzman akademik unvana sahip iki farklı heyetten bilirkişi raporları alınmış ve taşınmazın yolsuz olarak davalı idare adına tescil edildiği kanıtlanmıştır” diyerek işlemin iptalini istedi. Ayrıca şunları ekledi:
“Dosyadaki bilirkişi raporları hüküm kurmaya ve denetime elverişlidir, Vakıflar Kanunu 30. Maddesi uygulama yönetmeliğinin 178. Maddesinde belirtilen bir arada gerçekleşmesi gereken şartların gerçekleşmediği, taşınmazın vakıf malı olmadığı, taşınmazdaki tescili tarihi eserin vakıf tarafından vücut bulmadığı Ceneviz Eseri olduğu, Osmanlı zamanındaki tadilatların Şehremaneti tarafından yapıldığı, padişah fermanıyla yönetim tasarrufu Şehremaneti’ne verildiği, dosyada yapılan Osmanlıca çevirilerde de görüleceği üzere bu husus sabit olmuştur, kanun ve yönetmelikteki bir arada gerçekleşmesi gereken şartların gerçekleşmediği sabittir, tescil yolsuzdur, davamızın kabulüne karar verilsin.”
Karşı tarafın avukatlarının ifadelerindeki ayrıntılar dikkat çekti. Avukatlar kulenin vakıf tarafından onarımlarının ve ilavelerin yapıldığını gerekçe göstererek yukarıda belirtilen Vakıflar Kanunun 30. Maddesi’nde yapılan son yasa değişikliğini işaret etti. Davanın reddini isteyen avukatlar şu ifadeleri kullandı: “Aralık 2025 tarihinde yapılan değişiklik kapsamında, Vakıflar Kanunun 30. Maddesinde yapılan değişiklikle vakıf yoluyla meydana gelme kavramı genişletilmiş ve tartışmaya mahal bırakmayacak şekilde açıklığa kavuşmuştur.”
Mahkeme dosyayı inceledikten ve avukatları dinledikten sonra davanın reddine karar verdi. İş yoğunluğu nedeniyle gerekçeli kararın yazılması daha sonraya bırakıldı. İBB karara itiraz edecek.
