CLÉMENTINE MARIUZZO
Gazeteci.
Çeviri: DİLAN YAVUZ
Aynasının önünde duran Fadia T., peçesini özenle bağlıyor ve çiçeklerle işlenmiş Filistin elbisesinin üzerine sade bir abaya geçiriyor. “Dikkat çekmemek için” diyen ellili yaşlarındaki bu anne, Ürdün Müslüman Kardeşler’ine yakın kadınlar tarafından yıllardır düzenli şekilde organize edilen ve sadece kadınlara açık olan bir toplantıya hazırlanıyor. Ancak son aylarda bu tür bir faaliyet, yetkililer tarafından “yasadışı etkinliklerin teşviki” olarak değerlendirilebilir hale geldi. Muhatabımız, “Biz sadece Kuran okuyoruz, din hakkında konuşuyoruz, kesinlikle siyasete girmiyoruz” diye konuşuyor.
Bu haftalık toplantılar, katılımcılar “İslam krizlerin çözümüdür” görüşünü dile getirmediği sürece yasal kabul ediliyor. 1928’de Mısır’da kurulan Müslüman Kardeşler’in ilk sloganlarından birine doğrudan gönderme yapan bu ifadenin sadece anılması bile Ürdün yönetimi tarafından suç olarak kabul ediliyor.
2020’de feshedilen örgüt, özellikle sosyal alanda bazı faaliyetlerine devam edebilmişti. 23 Nisan 2025’te tamamen yasaklandı ve varlıklarına el konuldu. Yasak kararı, Ürdün topraklarında bir saldırı planlamakla suçlanan 16 kişinin, 15 Nisan’da tutuklanmasının ardından, on günden kısa bir sürede, yargılama yapılmadan ve aceleyle verildi. Suçlanan kişiler daha sonra devlet televizyonunda, kameralar önünde sorgulandı ve Müslüman Kardeşler üyesi olduklarını söyledi. Bu açıklamalar, monarşinin, saldırı planının arkasında El-İhvan’ın (Kardeşler) olduğunu ilan etmesi için yeterli oldu. (1) Amman’a göre saldırı, Filistin’deki Hamas ile birlikte planlandı. Yasak kararı, resmi olarak krallığın güvenliği için alındı ancak siyasi muhaliflerin haklarını savunma konusunda uzman olan sanıkların avukatı Assem El-Omari, yasaklama kararının, “Müslüman Kardeşler’e karşı yıllarca süren siyasi şiddetin sonucu” olduğunu söylüyor. Nitekim Müslüman Kardeşler, kraliyet ailesi içindeki iktidarın babadan oğula geçmesi ilkesine karşı çıkıyor.
Avukatın ofisinde sürekli olarak onlarca erkek ve kadının bulunması da baskının boyutunu gözler önüne seriyor: Seküler solcu aktivistler, İslamcılar, gazeteciler… Hemen hemen hepsi ya hapisten yeni çıkmış ya da “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” ve “ulusal birliğe zarar verme” gibi suçlamalarla yargılanıyor. Avukat, Washington ve Tel Aviv’in müttefiki olan yetkililerin, Hamas’ın İsrail’e yönelik saldırılarını muhalefetle “hesaplaşmak için bir güvenlik bahanesi” olarak kullandığını savunuyor. 1987’de Gazze’de kurulan Hamas, İsrail işgaline tepki olarak Müslüman Kardeşler’in Filistin kolundaki bir bölünmeden doğdu. Ürdün’de terör örgütü olarak kabul edilmiyor ancak Kral II. Abdullah’ın tahta çıktığı 1999’da bu yana yasaklı. Bununla birlikte Ürdünlü Müslüman Kardeşler, Hamas ile tarihsel bağlarını korudu. Her iki hareket de, diğer unsurların yanı sıra Siyonizm karşıtlığıyla şekillenen ortak bir siyasi çerçeveyi paylaşıyor. Bu ortak ideolojik zemin ise köklerini bölgenin tarihinden alıyor.
MONARŞİ İÇİN
TOPLUMU BİR ARADA
TUTMA ARACIYDI
Özel İçerik
Bu içerik sadece gazeteye abone olan okuyucular içindir.Yazının devamını okumak için gazetemize abone olmak ister misiniz?
