• Abonelik
  • Künye
  • Gizlilik İlkeleri
  • Yayın İlkeleri
  • Kullanım Koşulları
  • Çerez Politikası
  • Reklam
  • İletişim
Cuma, Temmuz 3, 2026
Le Monde diplomatique Türkçe
No Result
View All Result
  • Anasayfa
  • LMd
  • Yazarlar
  • Konuk Yazarlar
  • Politika
  • Gündem
  • Dünya
  • Finans
  • Kültür-Sanat
  • Anasayfa
  • LMd
  • Yazarlar
  • Konuk Yazarlar
  • Politika
  • Gündem
  • Dünya
  • Finans
  • Kültür-Sanat
No Result
View All Result
Le Monde diplomatique Türkçe
No Result
View All Result
Anasayfa Konuk Yazarlar Serkan Ozan

Amerika’nın futbolu

Futbol yıllardır ABD’ye girmeye, Amerikalılar ise yıllardır futbolu sevmeye çalışıyor. Bu çabanın son durağı olan 2026 Dünya Kupası, tartışmalı uygulamalarla başladı, tartışmalarla devam ediyor. Ortadaki soru ise açık: Futbol hâlâ eski futbol mu yoksa Amerikanlaşıyor mu?

3 Temmuz 2026
- Gündem, Konuk Yazarlar, Serkan Ozan
HERKES YAPAY ZEKÂDAN NEFRET EDİYOR

SERKAN OZAN

Önce Pele gitti… Büyük golcü, kral, Brezilya’nın “siyah incisi”, kariyerinin sonuna yaklaşırken New York’un yolunu tuttu. Yıl 1975’ti; dünya bu haberle çalkalanıyor, spor basınınıda yer yerinden oynuyordu. Yapılan yorumlar hep aynı cümleyle başlıyor ya da bitiyordu: Neden ABD? Yanıt basitti aslında; futbol çok değerli bir üründü ve ABD çok büyük bir pazardı. Ama olmadı. Bir spor fenomenini görmek, ana tanıklık etmek için stadları dolduran ABD’lilerin eğlencesi, Pele futbolu bırakınca bitti. Başka bir spor futbol için yapılmış statlar yine boş kaldı.

Franz Beckenbauer, Johan Cruyff ve George Best gibi diğer pek çok futbol efsanesi de Pele’nin yolundan geçti; ABD’ye futbolu sevdirme çabasının neferleri oldu. Ama bir türlü olmuyordu; birçok spor dalına yön veren sporcuları yetiştiren, olimpiyat şampiyonları çıkaran, beyzbola, basketbola, buz hokeyine bayılan ABD’liler, kendi futbollarından başka futbolla ilgilenmiyordu. Önce takımlar kapandı birer birer, ardından ligin kapısına kilit vuruldu.

Ama futbol, vazgeçilemeyecek kadar değerli bir üründü ve bir kez daha denemeye değerdi. Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği (FIFA) 4 Temmuz 1988 günü, 1994 Dünya Kupası’nın ev sahibi olarak ABD’yi seçince aynı soru yine soruldu: Neden ABD? Yanıt da aynıydı: Çünkü ABD dünyanın en büyük reklam sahnesiydi, çok büyük televizyon gelirleri sunuyordu, büyük sponsorlar vardı ve futbolun bir türlü gelişmediği dev bir pazardı… Eğer dünya kupası başarırsa futbolun giremediği son büyük kale de düşecek, gelirler, kazançlar katlanacaktı.

Ortada bir sorun vardı: ABD’de profesyonel bir lig bile yoktu. ABD’liler için Avrupalıların oyunu, yavaş, düşük skorlu ve bu nedenle çok sıkıcıydı. Dolayısıyla medya da ilgilenmiyordu. Sadece Güney Amerikalı ya da Avrupalı göçmenler futbol izliyor; sadece çocuklar futbol oynuyordu; zaten adı “çocuk sporuna” çıkmıştı… Sorun varsa çözümü de hazırdı. Kampanyalar başladı: Büyük bir festival yaklaşıyordu ve ülkece çok eğleneceklerdi; taraftar merkezleri kuruldu, kültürel etkinlikler, konserler, festivaller düzenlendi. Pele başta olmak üzere büyük futbol insanları, ABD’li büyük sporcular, sinemanın büyük yıldızları kampanyalarda boy gösterdi ve en azından profesyonel bir lig kuruldu. (Major League Soccer’ın (MLS) ilk sezonu dünya kupasından iki sene sonra başladı.)

Sonuçta Avrupalıların sıkıcı sporu ABD’deki en büyük başarısını elde etti. Stadyumlar doldu, taştı. Maç başına taraftar rekorları kırıldı. İnsanların, medyanın ilgisi üst düzeydeydi, “ABD’de futbol tutmaz” algısı yıkılıyordu ki her güzel şey gibi dünya kupası da bitti… Ama korkulan olmadı; yani en azından korkulduğu kadar kesin bir ilgi kaybı yaşanmadı bir anda. Futbol tek elle de olsa tutunmayı başardı. MLS tökezleyerek ilerliyordu, maçlar yeterince ilgi görmüyordu, reytingler zayıftı, kulüpler zarardaydı belki ama çocuklar okullarında hâlâ futbol oynuyor, üniversite futbolu gelişiyor, kadın futbolu dünyanın süper gücü oluyor, MLS kulüpleri Amerikan futbolu stadlarını terk edip kendi stadlarında oynamaya başlıyor ve en önemlisi yıldızlar ABD’ye kayıyordu.

Önce giden David Beckham, sadece bir futbol yıldızı olmaktan çıkıp popüler bir ikon haline dönüştü. Thierry Henry, Zlatan Ibrahimovic ve Andrea Pirlo gibi isimlerin ardından son imparator Lionel Messi de ABD yolunu tuttu. Messi transferi, ABD’yi, küresel futbol ekonomisinin vitrinine iyice yerleştirdi. Uzun süredir endüstriyelleşen ve ticarileşen futbol Amerikan mantığıyla yeniden ambalajlanırken, artık son darbeyi indirmenin, futbolu ABD pazarına kesin ve geri dönüşü olmayacak şekilde sokmanın, tam bir kazanç kapısı haline getirmenin zamanı gelmişti. Peki ne yapmalıydı? Futbol da biraz taviz veremez miydi mesela? Ragbi ya da kriket gibi sporlar zamanla Amerikanlaşıp Amerikan futbolu ve beyzbola dönüşmemiş miydi? Avrupa’da gelenek ve mühendisliğe dayalı olan Formula 1, ABD’ye gelince hafta sonu eğlence paketinin reklam yüzü olmuyor muydu? Futbol da birazcık Amerikanlaşsa ne olurdu sanki?

Diğer Amerikan sporlarında olduğu gibi, bir “etkinlik paketine” dönüşse, bilet fiyatları talebe göre artsa, stadyumlar dev gösteri alanlarına dönüşse, devre aralarında konserler, gösteriler düzenlense, maçlar arada bir dursa, “su molası” denilen o aralar biraz uzasa ve fırsattan istifade hemen reklama gidilse, bir dakikalık videolardan bile sıkılan TikTok gençliği bir nefes alsa, yayınlar ve yorumlar reklama boğulsa, her yerden bir sponsor fırlasa, takımlardan çok hepsi birer markanın yüzü olan yıldızlar konuşulsa, sportif deneyim, öncesi ve sonrasıyla bitmek bilmeyen bir tüketim deneyimine dönüşse… Peki bu yeni futbolu dünyaya tanıtmak için dünya kupasından daha görkemli bir sahne bulunabilir miydi?

Sonuçta 2026 Dünya Kupası, ABD’de devam ediyor. Kanada ve Meksika ise yardımcı ev sahibi rolünde. Futbol dünyası aylardır, vize skandallarını, bilet fiyatlarını, ulaşım giderlerini, artan katılımcı sayısını, astronomik yayın hakkı bedellerini konuştu, konuşmaya devam ediyor. Yapılması gereken asıl tartışma ise giderek daha da netleşiyor. Futbol hiçbir zaman sadece futbol olmadı kuşkusuz ama artık futbolun ne olduğunu değil neye dönüştüğü konuşmak gerek. Futbolun eski futbol olmadığını kabul etme ve bunun farkında olarak maç izleme zamanı gelmiş olabilir mi? Bu soruyu ABD’nin dünya kupası yanıtlayacak.

Etiketler: 2026 Dünya KupasıDünya KupasıFUTBOLLe Monde diplomatique Türkçe Temmuz 2026MessiPele
Anka Haber Ajansı Anka Haber Ajansı Anka Haber Ajansı

Hakkında

Le Monde diplomatique Türkçe

Aylık olarak yayınlanır.

Kategoriler

  • LMd
  • Yazarlar
  • Konuk Yazarlar
  • Politika
  • Gündem
  • Dünya
  • Finans
  • Kültür-Sanat

Bağlantılar

  • LMd Dijital Abonelik
  • LMd Abonelik
  • Reklam
  • Arşiv
  • Dünyada LMd
  • Abonelik
  • Künye
  • Gizlilik İlkeleri
  • Yayın İlkeleri
  • Kullanım Koşulları
  • Çerez Politikası
  • Reklam
  • İletişim

© 2023 Le Monde Diplomatique Türkçe - Tüm hakları saklıdır.

No Result
View All Result
  • Anasayfa
  • LMd
  • Yazarlar
  • Konuk Yazarlar
  • Politika
  • Gündem
  • Dünya
  • Finans
  • Kültür-Sanat
  • ————
  • Abonelik
  • Künye
  • Gizlilik İlkeleri
  • Yayın İlkeleri
  • Kullanım Koşulları
  • Çerez Politikası
  • Reklam
  • İletişim

© 2023 Le Monde Diplomatique Türkçe - Tüm hakları saklıdır.

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

Bu internet sitesi çerezleri kullanır. Bu internet sitesini kullanmaya devam ederek çerezlerin kullanılmasına izin vermiş olursunuz. Çerez Politikası sayfamızı görüntüleyin.
Are you sure want to unlock this post?
Unlock left : 0
Are you sure want to cancel subscription?