• Abonelik
  • Künye
  • Gizlilik İlkeleri
  • Yayın İlkeleri
  • Kullanım Koşulları
  • Çerez Politikası
  • Reklam
  • İletişim
Cuma, Temmuz 3, 2026
Le Monde diplomatique Türkçe
No Result
View All Result
  • Anasayfa
  • LMd
  • Yazarlar
  • Konuk Yazarlar
  • Politika
  • Gündem
  • Dünya
  • Finans
  • Kültür-Sanat
  • Anasayfa
  • LMd
  • Yazarlar
  • Konuk Yazarlar
  • Politika
  • Gündem
  • Dünya
  • Finans
  • Kültür-Sanat
No Result
View All Result
Le Monde diplomatique Türkçe
No Result
View All Result
Anasayfa Konuk Yazarlar Hazal Ocak

Esmiyor, hiç esmiyor!..

Haziran ayının son günlerini olağanüstü sıcaklıklarla geçiren Avrupa, tamamen hazırlıksız yakalandı. İnsanlar sıcakla mücadele için alışılmadık yollara başvururken böyle bir durumun bundan 50 yıl önce imkansız olduğuna dikkat çeken uzmanlar, “Bu durumun sorumlusu doğa değil, biziz” diyor.

3 Temmuz 2026
- Gündem, Hazal Ocak, Konuk Yazarlar
HERKES YAPAY ZEKÂDAN NEFRET EDİYOR

HAZAL OCAK

Yaz başladı ve sıcak hava dalgaları gündemin tepesine oturdu. Avrupa’da durum adeta felaket; yüzlerce kişi sıcak hava dalgası nedeniyle yaşamını yitirdi. Bu yazıyı, sıcaklığın 40 dereceyi aştığı Berlin’den yazıyorum. Adana doğumlu ve sıcağı seven biri olarak bu kadarını Adana’da bile görmediğimi söyleyebilirim. Almanya’da sıcak havaya TOMA’yla müdahale edildiğini görünce Adana’da güneşe ateş açan vatandaş geldi aklımıza ve çaresizliğin insana neler yaptırabileceğine tanık olduk bir kez daha.

İstanbul’da hava çok sıcak olduğunda, ağaç altları, gölgeler bile serinlemeye yetmediğinde kliması olan kafelerde zaman geçirirdik en kötü. Metroda, otobüste klimalar sonuna kadar açıldığında “hasta olacağız” diye söylenirdik. Türkiye için sınıfsal bir mesele olsa da; herkes satın alamasa da hayatımıza bir şekilde giriyordu klimalar: Klimasız bir yaşamı bilmiyoruz. Ama burada klima yok… Evleri geçtim, okullar ve hastanelerde bile klima yok. Kapalı mekanlar adeta fırın gibi; bir türlü serinlemiyor.

Nedeni de şu: Almanya’nın bugüne kadar en büyük problemi soğuktu. Örneğin Berlin’deki yapılar çok eski ve izolasyonları tamamen soğuğa göre yapılmış; sıcağı içeride tutuyor. Ayrıca klima bir lüks olarak görülüyor; daha fazla sulak alan ve yeşil koridor oluşturarak serinletme yöntemleri deniyorlar.

Klimayla ilgili şöyle bir gerçek de var: Evlerdeki sıcak havayı alıp dışarıya verdiği için şehir içindeki hava sıcaklığını arttırabiliyor. En önemlisi de elektrik üretiminin fosil yakıta dayalı ülkelerde, elektrik tüketimini ve dolayısıyla karbon salınımını artırdığı için tercih edilmiyor. Ancak iklim kriziyle artan sıcaklıklar birlikte Almanya’da da klima ve diğer soğutma sistemlerine yönelik üretimin de arttığını görüyoruz. Bu üretimin kayıtların en sıcak yılı olan 2019 ile 2024 arasında yüzde 75 arttığı belirtiliyor.

Verilere göre bir hanenin klima kullanımı yıllık 1.5 – 2 ton arasında karbondioksit üretiyor ve bu durum “lüks” olarak eleştiriliyor. Ancak tek bir özel jet aynı miktarı tek bir uçuşta, hatta bir saatte aşabiliyor.

Başa dönelim: Aslında Almanya’da güneşli gün sayısı çok az. Zaten güneşi gören – hava aslında soğuk da olsa – mayosunu, bikinisini giyip parklarda güneşlenmeye çıkıyor; bir damla güneş bile ziyan edilmiyor. Hal böyleyken hiç kimse bu sıcak hava dalgasına hazır değildi. Belli ki yetkili kurumlar da hazırlanamamış.

Sıcak hava dalgası 17 Haziran’dan itibaren hissedilmeye başlandı. Sıcaklık gün geçtikçe artarken insanlar marketlere, alış veriş merkezlerine akın ediyordu. Önce vantilatörler tükendi, ardından portatif klimalar. Dükkanlara, “vantilatör yok, klima yok” yazıları asıldı. Ben de en azından bir vantilatör almaya çalıştım ama hiçbir yerde bulamadım; internetten sipariş vermek istedim ama yoğun talep nedeniyle gelmedi.

22 Haziran’dan itibaren iyice bunaltmaya başlayan sıcaklık 27 ve 28 Haziran’da adeta çığrından çıktı. Termometreler 40 derecenin üstünü gösteriyordu ama hissedilen sıcaklık bunun kat ve kat üzerindeydi. Camlara alüminyum folyolar yapıştırıldı, perdeler sıkı sıkıya kapatıldı. İnsanlar göllere akın etti, sokaklar yarı çıplak dolaşanlarla doldu. Ben de serinlemek için sokağa çıktım ama asfalttan yansıyan sıcak nedeniyle daha çok bunaldım. Metroya bineyim dedim; içerisi bisikletlerini terk etmek zorunda kalanlar ve yürüyemeyecek halde olanlarla tıklım tıklım doluydu. Metronun içi dışarıdan daha sıcaktı. Mutsuz ifadelerle birbirimize bakıyor, yelpazesi ya da küçük el vantilatörleri olanlara gıptayla bakıyorduk. Gittiğim nehir kenarı da hiç serin değildi. Biraz ağaç altları, biraz da parklardaki gölgelikler bir nebze olsun rahattı. Sokaklarda bunalanların üzerine TOMA’lardan su sıkılması ise bu dönemin fotoğrafı olarak hafızalara kazındı.

Çaresizce eve döndüm: Akşam oluyordu, hava biraz olsun serinlerdi… Ama burada yazın hava akşam 22.00’den önce kararmıyor. Yani hava gece bile hiç soğumadı; hiç esmedi… Bu durumun bilimsel adı “Tropik geceler”… Gece boyunca hava sıcaklığının 20 derecenin altına hiç düşmediği dönemleri ifade ediyor. Dolayısıyla serinleyemeyen vücut, sabahları da bunalmış halde kalkıyor.

Peki, soğuk havasıyla ünlü Avrupa’da ne oldu da hava bu kadar ısındı ve hatta ölümcül hale geldi. Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı’ya göre Avrupa, tarihin en sert erken – yaz sıcak hava dalgalarından birini yaşadı ve bu yılki Avrupa sıcak dalgasını özellikle tehlikeli kılan şey, bir “ısı kubbesi” altında gelişmesi. Kuzey Afrika’dan gelen sıcak hava, yüksek basınç sistemi tarafından kıtanın üzerine adeta bir kapak gibi oturdu. Bu durgun sistem altında hava dağılamıyor, ısı her gün bir önceki günün üzerine birikiyor ve geceler de yeterince serinlemiyor. Yavaşlı, Avrupa’da yaşananların, Türkiye’de Temmuz ve Ağustos aylarında beklenen sıcak hava dalgaları için önemli dersler içerdiğini belirtiyor.

Bu arada Dünya Hava Olayları İlişkilendirme Girişimi’nin (WWA) çalışması, insan kaynaklı iklim değişikliği ile süregelen sıcak dalgası arasındaki nedensel bağlantıyı net olarak ortaya koyuyor. Analize göre bu sıcak dalgası sırasında gözlemlenen en yüksek gündüz ve gece sıcaklıklarının bu mevsimde meydana gelmesi, bundan 50 yıl önce neredeyse imkânsızdı.

Son olarak bence Imperial College London Çevre Politikası Merkezi İklim Bilimi Profesörü Dr. Friederike Otto’nun şu ifadeleri durumun aciliyetini gözler önüne seriyor: “Bilim insanları olarak giderek daha da yükselen aşırı sıcaklıklara tepki olarak benzer açıklamalar yapıyoruz. Evet, nedeni iklim değişikliği. Evet, sorumlusu biziz. Hayır, El Niño değil. Evet, çözümlerimiz var. Hayır, bu çözümleri yeterince hızlı uygulamaya almıyoruz…”

Etiketler: AVRUPALe Monde diplomatique Türkçe Temmuz 2026Sıcaksıcak havasıcak kubbesiyaz
Anka Haber Ajansı Anka Haber Ajansı Anka Haber Ajansı

Hakkında

Le Monde diplomatique Türkçe

Aylık olarak yayınlanır.

Kategoriler

  • LMd
  • Yazarlar
  • Konuk Yazarlar
  • Politika
  • Gündem
  • Dünya
  • Finans
  • Kültür-Sanat

Bağlantılar

  • LMd Dijital Abonelik
  • LMd Abonelik
  • Reklam
  • Arşiv
  • Dünyada LMd
  • Abonelik
  • Künye
  • Gizlilik İlkeleri
  • Yayın İlkeleri
  • Kullanım Koşulları
  • Çerez Politikası
  • Reklam
  • İletişim

© 2023 Le Monde Diplomatique Türkçe - Tüm hakları saklıdır.

No Result
View All Result
  • Anasayfa
  • LMd
  • Yazarlar
  • Konuk Yazarlar
  • Politika
  • Gündem
  • Dünya
  • Finans
  • Kültür-Sanat
  • ————
  • Abonelik
  • Künye
  • Gizlilik İlkeleri
  • Yayın İlkeleri
  • Kullanım Koşulları
  • Çerez Politikası
  • Reklam
  • İletişim

© 2023 Le Monde Diplomatique Türkçe - Tüm hakları saklıdır.

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

Bu internet sitesi çerezleri kullanır. Bu internet sitesini kullanmaya devam ederek çerezlerin kullanılmasına izin vermiş olursunuz. Çerez Politikası sayfamızı görüntüleyin.
Are you sure want to unlock this post?
Unlock left : 0
Are you sure want to cancel subscription?