CAMILLE AUVRAY
Gazeteci
Çeviri: GÜL İLBAY
Hindistan Başbakanı Narendra Modi, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırısından birkaç gün önce resmi bir ziyaret için Tel Aviv’e gitti. Ziyarette, “barış, yenilik ve kalkınma için özel ortaklık aracılığıyla ikili ilişkilerin güçlendirilmesi” kararı alındı. Yeni Delhi’ye dönen Modi, ABD ve İsrail’in saldırılarını kınamadı; yalnızca “duyduğu derin endişeyi” dile getirmekle yetindi.
Modi, 7 Ekim 2023’ün hemen ardından çok daha açık bir tavır sergiledi. Hamas’ın saldırısını kınayan ilk devlet başkanlarından biri oldu, saldırıyı “terörist” olarak niteledi ve Tel Aviv’e yönelik destek girişimlerini artırdı. Bu kapsamda, Gazze’den gelen işçilerin çalışma izinlerinin iptal edilmesiyle ortaya çıkan iş gücü açığını kapatmak amacıyla binlerce Hintli inşaat işçisini İsrail’e gönderdi. Modi’nin partisi Bharatiya Janata (BJP) ile bağlantılı üstünlükçü çevreler de kısa sürede devreye girdi: “Yaşasın Hindistan, yaşasın İsrail!” sloganlarıyla İsrail’e destek veren çok sayıda miting düzenlediler ve sosyal medyayı adeta istila ettiler: X platformunda #IsraelUnderAttack (İsrail saldırı altında) ve #IStandWithIsrael (İsrail’in yanındayım) etiketleriyle yayınlanan gönderilerin büyük çoğunluğunun Hindistan kaynaklı olduğu belirtiliyor. (1)
Mayıs 2024’te Filistin Devleti’nin Birleşmiş Milletler’e (BM) tam üye olarak kabul edilmesi yönünde oy kullanan Hindistan, son yıllarda İsrail’i eleştiren karar tasarılarına ilişkin oylamalarında çoğunlukla çekimser kaldı. Tüm bu gelişmeler, Modi’nin, Güney Asya devini, geleneksel Filistin yanlısı çizgisinden her geçen gün daha da uzaklaştıran stratejik bir yolu nasıl sistemli bir şekilde inşa ettiğini açıkça ortaya koyuyor.
HİNDİSTAN’IN
HEDEFİ: İSRAİL’İN
ASKERİ UZMANLIĞI
Özel İçerik
Bu içerik sadece gazeteye abone olan okuyucular içindir.Yazının devamını okumak için gazetemize abone olmak ister misiniz?
