PIERRE RIMBERT
Çeviri: BEYZA TOPÇU
“Dışarıda kızışan bir savaş var. Yakında titretecek pencerelerinizi, sarsacak duvarlarınızı.” Bob Dylan’ın değişen zamanla ilgili bu şarkısının (1) ezgisi, geçen 15 Mayıs günü Eski Google CEO’su Eric Schmidt’in aklından geçmiş miydi acaba? Bir dönem Pentagon’a danışmanlık da yapan Schmidt, o cuma günü, püsküllü mezuniyet kepini ve sarı yakalı cübbesini kuşanmış, Arizona Üniversitesi’nin mezuniyet töreninde öğrencilere hitap etmeden önce halinden memnun bir gülümseme takınmıştı. Her şeyi altüst edecek yapay zekâ hakkındaki o bildik konuşmasını, aynı mekanik tonda belki elli, belki de yüzüncü kez yapıyordu. Konuşması, yuhalamalar ve öfkeli haykırışlarla aniden kesildi; o çok sevdiği “Y” ve “Z” harflerini telaffuz eder etmez kargaşa daha da arttı. Yüzündeki gülümseme dondu, zoraki bir sırıtışa dönüştü. Serveti 60 milyar doları aşan Schmidt, sırtlarına ortalama 35 bin dolar borç yükü binen ve gelecekteki iş imkanları yapay zekâ tarafından tehdit edilen öğrencilere “Çoğunuzun ne hissettiğini biliyorum. (…) Korkunuzu anlıyorum” dedi.
Bu münferit bir olay değil. ABD’de otomasyon kültüne, her şeyin dijitalleşmesinin bıraktığı tahribata, veri merkezlerinin çoğalmasına, teknoloji elitlerinin kibrine ve gücüne, bu elitlere secde eden siyasetçilerin yozlaşmasına karşı büyüyen bir protesto dalgası var. Nisan ayında, OpenAI’ın kurucusunun evine molotofkokteyli atılması, Indianapolis’e veri merkezi kurulmasına sıcak bakan belediye meclisi üyesinin evine ateş açılması, yerel gösteriler… Büyük bıkkınlığın işaretleri üst üste geliyor. OpenAI ve Anthropic gibi sektörün öncüleri halka arzlarını duyururken Wall Street Journal endişeyle şu yorumu yapıyor: “Yapay zekâ sektöründen daha hızlı büyüyen bir şey varsa o da Amerikalıların yapay zekâya karşı olumsuz duyguları olsa gerek.” (2) Kamuoyu araştırmalarına bakılırsa durum Amerikalıların çoğu için gerçekten de böyle; üçte ikisinden fazlası, bu yeni teknolojinin gelişimini “çok hızlı” buluyor. Buna 18-29 yaş grubunun yüzde 64’ü de aynı fikirde. (3)
Çoğu büyük teknolojik değişimde olduğu gibi yapay zekânın toplumlara hızla nüfuz etmesi ne kolektif bir müzakereye ne de kamusal tartışmaya konu oldu. Bu tablo 19’uncu yüzyılın sonundan beri özünde değişmedi: Devlet ekonomik ilerleyişin önünde engel oluşturduğu düşünülen zanaatkârlar, köylüler, işçiler, çalışanlar gibi “geri kalmış” sınıfları tasfiye etmekten ibaret bir anlayış olan “modernleşme” için şirket dayatmalarının önünü açıyor. Ama bu kez şokun boyutu ve hızı, benzeri görülmemiş bir toplumsal yapıya sahip olan bir isyana yol açıyor. Yeni Ludistler (4) hem öğrenciler, hem hayvancılıkla uğraşanlar, hem “yapay zekâyı silahsızlandırmaya” çağıran papalık genelgesi Magnifica humanitas ile harekete geçirilen Katolikler arasından hem de MAGA (Amerika’yı Yeniden Yüce Kıl) tarzı milliyetçi – muhafazakâr burjuvazinin bağrından geliyor. Şimdilik öfkeleri birbirinden farklı üç nedenden kaynaklanan bu grupları bir araya getiren hiçbir şey yok.
Özel İçerik
Bu içerik sadece gazeteye abone olan okuyucular içindir.Yazının devamını okumak için gazetemize abone olmak ister misiniz?
