BURAK TATARİ
Tam 22 yıl sonra Türkiye’de düzenlenen ilk NATO Zirvesi… Gazeteciler, hele ki dış haberciler olarak tüm dünyayı ilgilendiren, ülkemizin başkentindeki zirveyi yerinde takip etmek ve toplumu bilgilendirmek kuşkusuz çok önemliydi. Akreditasyon için Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın yönlendirmesiyle NATO’nun sitesinden başvurumuzu yaptık. 7 Haziran’da başvurular sona erdi. Ama tam 17 gün boyunca yanıt gelmedi. Aldığımız bilgiler, akreditasyon işinde sorun çıkacağının işaretiydi.
Ve endişelerimizde haklı çıktık. Aralarında Deniz Zeyrek, Duygu Güvenç, Cansu Çamlıbel gibi “diplomasi ve parlamento gazeteciliği” denildiğinde akla gelen ilk isimlerin de bulunduğu, Sözcü televizyonu, Halk TV, Cumhuriyet, Birgün, Medyascope’da çalışan gazetecilerin yanı sıra, bağımsız medya çalışanlarının başvuruları reddedildi. Hem de son derece garip bir ifadeyle. Ret yanıtını aldığımız e-postada yer alan, “Bu nihai kararın sebeplerini açıklayamıyorum” ifadesinin hem birinci tekil şahıs olarak, hem de son derece otoriter bir şekilde yazılması saygıdeğer bir kurumun vereceği yanıta benzemiyordu.
Tepkiler büyüyünce NATO sözcüsü, “NATO, genel merkezi dışındaki zirve ve bakanlar toplantıları için ev sahibi ülkenin kendi vatandaşı olan gazeteciler hakkındaki değerlendirmesine güvenmektedir” sözleriyle Ankara’yı adres gösterdi. Akreditasyon başvurumuzu bekleme sürecinde görüştüğümüz İletişim Başkanlığı yetkilisi ise kararın tamamen NATO kaynaklı olduğunu belirmişti. Gazeteciler olarak başka bir ülkede düzenlenen NATO Zirvesi’ne akredite olabilecekken, ülkemizdeki zirveyi izlemekten uzaklaştırıldık. Tepkiler üzerine Murat Yetkin 27 Haziran günü, daha önce cevap alamadığı başvurusuna olumlu yanıt geldiğini aktarırken, bu yazı yazılırken yeni sürecin zirveye kısa süre kala tamamlanıp tamamlanmayacağı meçhul…
Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye raportörü Nacho Sanchez Amor ise yaşananlara Batı’dan gelen en sert tepkiyi gösterdi: “NATO hiçbir zaman demokrasi kulübü olmadı. Otoriter bir hükümet zirveye ev sahipliği yaptığında keyfi medya akreditasyonu ve 200 kişinin önleyici operasyonlarla gözaltına alınması gibi durumlarla karşılaşıyorsunuz.”
Amor, mutlak butlan kararına Batı başkentlerinden tepki gelmemesini de eleştirirken, Sözcü televizyonu için yaptığım söyleşide altında imzası bulunan Avrupa Parlamentosu raporunun Türkiye’deki iktidara olduğu kadar, Avrupa Birliği’nin yöneticilerine kınama mahiyeti taşıdığını da söyledi. Aralarında piknik yapan TEMA vakfı gönüllülerinin de bulunduğu yüzlerce kişi NATO zirvesi öncesinde gözaltına alınırken, 170’den fazla kişi tutuklandı. Gözaltıların sebebi “Eylem yapma ihtimali” olarak açıklanırken, Ankara’da NATO güzergâhında istenmeyen görüntüler oluşmaması maksadıyla “makyaj” yapıldı.
Batı’dan iktidara yeni meşruiyet mi?
Rusya – Ukrayna savaşı, ABD Başkanı Donald Trump ile Avrupa Birliği ülkeleri arasındaki gerginlik derken Ankara ile ilişkilerini güvenlik, savunma sanayisi ve göçle sınırlayan Brüksel, uzun süredir son yerel seçimin kazananı, ana muhalefet CHP üzerindeki baskılarla ilgili artık “kaygı” dahi duymuyor. ABD’nin her açıklamasıyla tepki toplayan Türkiye Büyükelçisi, Irak ve Suriye özel temsilcisi Barrack’ın “Trump, Erdoğan’a meşruiyet verdi” sözleriyle açık ettiği durumu, NATO zirvesiyle ABD’den tüm Batı’ya genişletmek mümkün… Türkiye’de muhalefet ise baskılar karşısında yapayalnız…
İşte bu çelişkilerle başlayan NATO zirvesi, büyük tartışmalara aday… ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun “Tarihin en önemli zirvesi” olacağını iddia ettiği toplantıya, ABD Başkanı Donald Trump da Cumhurbaşkanı Erdoğan için geleceğini söyledi. Yola koyulmadan önce de jest yaparak savaş uçağı Kaan için 700 milyon dolarlık motor satışını Kongre’ye bildirdi.
Ankara’da gözler Trump ile Avrupa Birliği ülkeleri arasındaki gerginlikte olacak. Peki, Trump’a yaranma yarışında sınır tanımayan NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, olası çatışmanın önüne geçebilecek mi? Trump son dönemde arası bozulan İtalya Başbakanı Giorgia Meloni ile barışacak mı? Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile yeniden el güreşine tutuşacak mı? Özel davetle Ankara’ya gelecek Suriye Geçici Devlet Başkanı Ahmet Şara’dan Hizbullah’la savaşmasını isteyecek ve bunu yaparken ona yine parfüm sıkacak mı? Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan baş başa görüşmesinde övgülerle bahsederken skandal bir açıklamaya imza atacak mı? Aktör Trump olunca tüm seçenekler masada… Ama şurası kesin; NATO Zirvesi’nin rüzgârı dindiğinde, Türk seçmenin dikkati yine mutlak butlan kararında ve Özgür Özel ile arkadaşlarının bundan sonra atacağı adımlarda olacak.
