HAZAL OCAK
17 Ağustos 1999 Marmara Depremi bize önemli bir gerçeği öğretti: Doğa olayları kaçınılmaz olabilir ama felakete dönüşmeleri önlenebilir. İstanbul depreminin ne zaman olacağı ve şehrin bina stoğunun hazır olup olmadığı yıllardır konuşuluyor. Ancak bilim insanları, artık bu soruların yanına yenilerini de ekliyor. Son araştırmalar ise olası bir depremin herkesi eşit şekilde etkilemeyeceğini ortaya koyuyor.
Bir deprem olduğunda kim daha kırılgan olacak? Bir şehrin dayanıklı olması ne demek? Birleşmiş Milletler’e göre dayanıklılık; bir toplumun afetin etkilerini karşılama, direnme ve kısa sürede toparlanma kapasitesi. Yani güçlü bir şehir yalnızca yıkılmayan binalardan ibaret olmuyor. Güçlü bir şehir, afet sonrasında çocuklarını, yaşlılarını, engellilerini koruyabilen, insanların sağlık hizmetlerine ulaşılabildiği, ekonomik olarak yeniden ayağa kalkabilen bir şehir anlamına geliyor.
Geçen yıl Nature Portfolio’nun bilimsel dergilerinden “npj Natural Hazards”ta yayımlanan “Deprem Temelli Çok Tehlikeli Dayanıklılık Değerlendirmesi: İstanbul, Türkiye Örneği (Mahalle Düzeyinde)” başlıklı araştırma, (1) İstanbul’un deprem gerçeğine tam da bu açıdan baktı. Bilim insanları, İstanbul’u yalnızca fay hattı ve bina stoku üzerinden değerlendirmedi. 39 ilçe ve 961 mahallede; fiziksel yapıların yanı sıra sosyal, ekonomik, çevresel ve toplumsal göstergeleri de inceledi. Çalışmada 28 farklı dayanıklılık göstergesi kullanıldı. Bunların arasında, gelir düzeyi, nüfus yoğunluğu, çocuk nüfusu, yaşlı nüfusu, engelli nüfusu, sağlık hizmetlerine erişim, çocuk bakım hizmetleri, bina yaşı ve yapı özellikleri de yer aldı.
Araştırmada, İstanbul’un genel dayanıklılık skoru 0.48 olarak hesaplandı. Bu değer, kentin tamamen hazırlıksız olmadığını; ancak büyük bir deprem sonrasında hızla toparlanabilecek düzeyde de olmadığını gösteriyor. Başka bir ifadeyle İstanbul orta düzeyde bir dayanıklılığa sahip. Ancak bu ortalama rakam, kentin içindeki büyük farklılıkları gizliyor. Çünkü İstanbul’da deprem riski mahalleden mahalleye değişiyor. Araştırmaya göre en yüksek dayanıklılık skoruna sahip ilçe Çatalca (0.58) olurken onu Adalar (0.57) ve Arnavutköy (0.55) izliyor. En düşük dayanıklılık skoruna sahip ilçeler ise Esenler (0.34) ve Güngören (0.38). Nüfus yoğunluğu, eski yapı stoku, ekonomik imkanlar ve kırılgan grupların yoğunluğu da bu sonuçlarda etkili oluyor.
Özel İçerik
Bu içerik sadece gazeteye abone olan okuyucular içindir.Yazının devamını okumak için gazetemize abone olmak ister misiniz?
