PRUNE ANTOINE
Roman yazarı ve gazeteci.
Çeviri: BEYZA TOPÇU
Sabah saat beş… Polis araçlarının tepe lambaları, Ostrava’nın kenar mahallesindeki bir sanayi bölgesinde karanlığı yarıyor. Silahlı adamlar metal kapıyı kırıp içeri giriyor. İçeride, uyuşturucu üretiminde kullanılan ham maddelerin bulunduğu variller tavana kadar yükseliyor, damıtma boruları döşeli ve ortama kaynayan efedrin’in keskin kokusu hâkim. Çökertilen bir yasa dışı laboratuvar daha…
Bu polis baskını, Çek Cumhuriyeti’nin ülke genelinde uyuşturucuya karşı yürüttüğü bitmek bilmeyen savaşı gözler önüne seriyor. Burada metamfetamin’den değil, İkinci Dünya Savaşı sırasında Wehrmacht (1) askerlerine toplu olarak dağıtılan uyarıcı olan pervitin’den bahsediyoruz. 80 yıl sonra bu madde hâlâ Orta Avrupa’nın sanayi bölgelerinde büyük ölçüde dolaşımda. Ona “fakir kokaini” deniyor. Bölgede bir gram kokain 150 Avro’ya satılırken, bir gram metamfetamin 30 Avro.
Pervitin, Bohemya’daki okul bahçelerinden Prag’daki ana tren istasyonuna kadar her yerde. Sazava Nehri kıyısındaki Svetla nad Sazavou kasabası, komünizm döneminden kalma eski bir yaz kampının bulunduğu alana kurulan ülkenin en büyük kadın cezaevine ev sahipliği yapıyor. Etrafı tarlalar ve çiftliklerle çevrili olan cezaevindeki 950 mahkûmun yüzde 60’ı uyuşturucuyla bağlantılı suçlardan hüküm giymiş. Yarısından fazlası metamfetamin bağımlılığından muzdarip. 33 yaşındaki Gabriela, (2) gri bir eşofmandan ibaret olan hapishane kıyafeti giyiyor. 16 yaşındayken ortaokul bahçesinde “meth” kullanmaya başlamış. Çok geçmeden okulu bırakmış, torbacısından hamile kalmış ve bir huzurevinde hasta bakıcılık işi bulmuş. Hafta sonları kızları büyükannelerinin evine kaçarken o kendine uyuşturucu enjekte ediyormuş. “Işığı söndürmek için düğmeye basmak gibi bir şey” diyor.
Uyuşturucu bütün sorunları yok ediyor; güvencesizliği, kaygıyı, zamanı… Amerikan kültürünün yaygınlaştırdığı, içilen ya da burundan çekilen “kristal” imajının aksine Çekya’da baskın tüketim şekli hâlâ enjeksiyon; yüksek riskli kullanıcıların onda dokuzundan fazlasında durum böyle. (3) Gabriela’nın artık ne damarı ne de parası kalınca biri ona “pişirmeyi”, yani geleneksel yöntemlerle meth sentezlemeyi teklif etmiş. Gabriela “Burada herkes tarifi biliyor” diyor. Huzurevinde aylık 25 bin koruna (56 bin TL) kazanıyormuş. Ona bunun on katını teklif etmişler. Başta Polonya sınırına yakın ormanlardaki terk edilmiş bir evde “sipariş üzerine” üretmeye başlamış. Siparişler hızla artmış, “üretim süresi” uzamış, Karpatlar’daki bu ıssız ormanlarda geçirilen saatler günlere dönüşmüş. Şebekenin ne kadar büyük olduğunu keşfetmiş; İngilizce, bazen de İspanyolca konuşulduğunu duymuş, tutuklanmadan önce ülkenin kuzeyine dağılmış 50 “aşçının” malzeme tedarikini yönetir hale gelmiş. “Hapishane, mümkün olan tek arınma yöntemi” diye konuşuyor.
DEMİR PERDE
YIKILINCA
HIZLA YAYILDI
Özel İçerik
Bu içerik sadece gazeteye abone olan okuyucular içindir.Yazının devamını okumak için gazetemize abone olmak ister misiniz?
