BURAK TATARİ
ABD ve İsrail’in, İran’a karşı başlattığı savaşın 200. gününün dolduğu hafta, bir grup gazeteciyle birlikte İran’ın Tebriz kentindeydik. İran halkının dayanışmasını, dayanılması giderek zorlaşan yaptırımların yol açtığı zorlukları ve Türkiye’ye verilen önemi yerinde gözlemledik.
Van’a sadece 330 kilometre mesafede, hem bize çok benzeyen, hem de bizden çok farklı kadim medeniyet İran’ın Doğu Azerbaycan eyaletinin başkenti Tebriz’deyiz… Yaklaşık iki milyon nüfuslu Tebriz, Türkiye dışındaki en büyük Türk kentlerinden biri. Dört gün boyunca sadece Türkçe konuştuğumuz Tebriz’de benzersiz bir misafirperverlikle karşılandık. Belediye başkanından vali yardımcısına, esnaftan ticaret odası başkanına birçok kişiyle konuştuk. ABD’nin başlattığı askeri savaşın ve ekonomik savaşın etkilerini yerinde gözlemledik.
Ata Airlines adlı özel havayolu şirketinin uçağıyla İstanbul’dan direk gittiğimiz Tebriz’e ayak basar basmaz, hemen her yerde İran İslam Cumhuriyeti kurucusu Ayetullah Humeyni ile 28 Şubat günü ABD saldırısında hayatını kaybeden Ali Hamaney’in portrelerini görüyoruz. Onların portrelerinin yanında, yeni dini rehber Mücteba Hamaney’in portreleri asılı. Havaalanından şehir merkezine giden yolun iki tarafında hem önceki savaşlarda hem de ABD-İsrail saldırılarında hayatını kaybeden kişilerin resimler var: Savaşın gündelik hayatın içine ne kadar işlediğinin bir göstergesi daha…
Kuzeydeki Tebriz, savaşın başında, ABD ile İsrail tarafından düzenlenen saldırılarında en çok kaybı veren şehirlerden biriydi. Ateşkesin ardından çatışmalar Hürmüz’de yoğunlaşınca, buradaki saldırılar azaldı. Ama bunun, savaşın etkilerinin silindiği anlamına asla gelmediğini hemen görüyoruz.
Savaşın 200. gününün akşamında İran’ın dört bir yanında yüz binlerce kişi ABD ve İsrail’i lanetlemek üzere birçok noktada bir araya geldi. Tebriz’deki en büyük gösteri, ünlü Saat Meydanı’nda. Din adamları, devrim muhafızları, askerler, polisler, kadınlar ve çocuklar… Çoğunun elinde İran bayrağı var. Kimileri yere attıkları İsrail bayrağının üzerine basıyor. Bazı çocukların tüfek kullanmayı öğrendiğini gözlemliyoruz. Humeyni ile baba oğul Hamaney’lerin portrelerinin asıldığı meydanda atılan sloganlardan dolayı birbirimizi duymakta zorlanıyoruz. Tebrizliler verdikleri kayıplara rağmen “Pes etmeyeceğiz, vazgeçmeyeceğiz” diyor.
Savaş öncesinde muhalif seslerin gür çıktığı ve geniş katılımlı protestoların düzenlendiği bir İran vardı; ABD ve İsrail’in uluslararası hukuku hiçe sayan saldırıları karşısında İran toplumu bir araya gelmişe benziyor. Konuştuğumuz Tebrizliler, istisnasız saldırılara karşı çıktıklarını söylüyor.
İran sokaklarında başını çok az örten veya hiç örtmeyen çok sayıda kadına rastladık. Dönüşte pasaport kontrolünden sonra geçtiğimiz bekleme salonunda neredeyse bütün kadınların başı açıktı. Bunun nasıl olabildiğini sorduğumuzda, savaş koşullarında yönetimin giderek daha fazla kadının başörtüsüz sokağa çıkmasını “görmezden geldiği” yorumlarını duyduk.
Tebriz sokaklarında en dikkat çekici durumsa giderek ağırlaşan yaptırımların etkisi ve savaşın yarattığı ekonomik kriz… Tebriz’deki ilk günümüzden üçüncü günümüze kadar, sadece 48 saat içinde İran tümeni kayda değer bir düşüş yaşadı, dolar değer kazandı. Bozdurduğumuz biner Türk lirası karşılığında cüzdanlarımıza zor sığdırdığımız bir tomar tümen aldık. Ve bu parayla da hatırı sayılır alışveriş yapabildik.
İran’a uluslararası uçuşlar dururken, Hark Adası ve limanlardaki ihracat da kesilmiş durumda. Resmi enflasyon yüzde 87’i aşıyor; maaşlara aynı ölçüde zam yapılamamış. Devlet aradaki farkı sübvanse ettiği ucuz akaryakıt, elektrik, Tahran’da ücretsiz metro gibi desteklerle aşmaya çalışıyor. Alım gücündeki erime, temel gıda maddeleri dışındaki tüketimi ve alışverişi azaltmış… İthal edilen bazı ilaçlara erişmek mümkün değil. Üstelik ABD’nin başlattığı “ekonomik savaş” diğer ülkelerin de İran’la ticaretini sınırlıyor, hatta sıfır noktasına çekmeyi amaçlıyor.
Ekonomik krizin izlerini sürdüğümüz Orta Doğu’nun en büyük kapalı çarşısı olan ve Unesco Dünya Mirası listesinde yer alan Tebriz Bazar’daki esnaf, normal şartlarda 25 bin dolar eden halıların fiyatlarının 10 bin dolara kadar düştüğünü anlatıyor. ABD’ye ve Avrupa’ya halı ihraç edememekten yakınan esnaf, lüks halı satışlarının ancak Körfez ülkelerine yapılabildiğini anlatıyor. Tebriz Ticaret Odası Başkan Yardımcısı, şartların daha da ağırlaşacağını öngördüklerini ve bunu da göğüslemeye hazır olduklarını aktardı.
Biz İran’dayken, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), Trump yönetiminin baskısıyla Bank Mellat’ın faaliyet iznini durdurdu. Mahan Havayolları’nın uçuşları iptal edilirken, Türk Hava Yolları, Pegasus ve Ajet savaş nedeniyle durdurduğu İran uçuşlarını başlatmama kararı aldı. Tebriz’in Türkiye ile İran arasında köprü olduğunu söyleyen İranlı yetkililer, limanların işlevsizleşmesinin ardından Türkiye’den İran’a karayolu ticaretinin daha da büyük önem kazandığını vurguluyor.
Tebrizliler, Türk halkının İran’a desteğinden memnun… Diplomatik olarak da Ankara’nın şu ana kadar izlediği dengeli yaklaşımın İran’da mutlulukla karşılandığını söylemek mümkün. İran’ı askeri hamlelerle yenemeyen Trump yönetimi, uyguladığı “ekonomik baskıyla Tahran’ı müzakere masasına oturtmak istese de İranlılar daha zor günlere hazır. Ancak işleri kolay değil. Bu noktada dünya kamuoyunun ve Türkiye’nin desteğine her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyorlar.
