BURAK TATARİ
Kriz Birleşmiş Milletler zirvesinin yapıldığı New York’ta mı başladı? Yoksa başörtüsü kriziyle mi patlak verdi? Esas sorun İsrail ile ilişkiler mi, perde arkasında kamuoyuna yansımayan başka bir sorun mu var? Bu soruların net yanıtı henüz yok ama ipuçlarını birleştirince karşımıza gerilimle ilgili bir tablo çıkıyor.
Azerbaycan Bakanlar Kurulu, eylül ayında eğitim – öğretim kurumları için yeni bir kıyafet kararnamesi yayımladı. Bu kararnamede doğrudan “başörtüsü” ifadesi yer almasa da kimi okullarda tesettürlü öğrenci ve öğretmenlerin okullara alınmadıkları görüldü. Bu, Türkiye’deki muhafazakâr çevrelerde hızla 28 Şubat travması yarattı. İktidara yakın gazetelerde Bakü’ye yönelik tepkiler yer aldı. İktidar konuya mesafeli durmaya çalışırken Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral, “Azerbaycan’da başörtülü öğrencilerin eğitim hakkının engellenmesi kabul edilemez. Bu çağda böyle bir anlayışa asla geçit verilmemelidir” sözleriyle ateşe körükle gitti. Azerbaycan konsoloslukları önünde protestolar düzenlendi. Bakü’nün tepkisiyle birlikte, daha önce İran’a yönelik olduğu düşünülen Azerbaycan Devlet Başkanı Aliyev’in “Herkes yerini bilsin, bizim işlerimize karışmasın. Kimse hayat tarzımıza burnunu sokmasın ve bize yol göstermesin” sözlerinin asıl hedefinin Ankara olduğu konuşulmaya başlandı. İktidar cephesinde AKP’den Binali Yıldırım, Kürşad Zorlu, Ömer Çelik ve MHP Genel Başkanı Bahçeli, Bakü’nün Ankara için önemini vurgulayan açıklamalarla yangını söndürmeye çalıştı.
ERDOĞAN’IN
DAVET HAMLESİ
SONUÇ VERMEDİ
Özel İçerik
Bu içerik sadece gazeteye abone olan okuyucular içindir.Yazının devamını okumak için gazetemize abone olmak ister misiniz?
