BENOÎT BRÉVİLLE
Çeviri: GÜL İLBAY
Her şehrin kendine özgü bir konut krizi vardır ve yerel seçim dönemlerinde çözüm sözleri verilir. Vaucluse bölgesindeki L’Isle-sur-la-Sorgue’daki adaylar, kent sakinlerini şehir merkezinden uzaklaştıran ve fiyatları yükselten turistik amaçlı eşyalı kiralamalara daha sıkı düzenlemeler getirme sözü veriyor. Morbihan’daki Carnac’ta ise eleştiriler yazlıklara odaklanıyor: Yılın on ayı boyunca kepenkleri kapalı olan bu evler, konut stokunun yüzde 40’ını, bazı mahallelerde ise yüzde 70’ini oluşturuyor. Büyük şehirlerdeki kiralık konut sıkıntısı, kira sınırlaması tartışmalarını yeniden alevlendirirken Nevers veya Châtellerault gibi diğer yerlerde ise boş konutların sayısı artıyor ve kent merkezleri canlılığını yitiriyor. Nedenleri farklı olsa da sonuçlar aynı: İnsanlığın temel ihtiyaçlarından biri olan barınma, dünyanın en gelişmiş ülkelerinden birinde giderek büyük bir sınava dönüşüyor.
Rakamlar durumun boyutunu ortaya koyuyor. Fransa’da bugün 350 bin evsiz var. Bu rakam, 2012’deki sayının iki katı. Dört milyon kişi, sağlıksız ortam, sıhhi tesisat eksikliği, aşırı kalabalık gibi “kötü koşullarda” barınıyor. 12 milyon kişi ise evini yeterince ısıtamıyor, enerji faturalarını ödemekte zorlanıyor, kira borcu riski yaşıyor ya da kalabalık konutlarda hayatını sürdürüyor. (1) Yaklaşık üç milyon kişi sosyal konut bekliyor; bu rakam on yıl önce 1.8 milyondu. Bekleme süreleri ise bölgelere göre iki ile 47 ay arasında değişiyor. Bu aşırı durumların ötesinde, sorun neredeyse herkesi etkiliyor. Hane halkı harcamalarının başlıca ve en büyük kalemini konut giderleri oluşturuyor. Gelirlerin ortalama yüzde 27’si, devletten değil özel sektörden ev kiralayan bazı ailelerde ise yüzde 50’si barınmaya gidiyor.
Bu yük her zaman bu kadar ezici değildi. 1950’li yıllar ile 2000’li yılların başı arasında, gelirlerden konut harcamalarına ayrılan pay yüzde 10 ile 15 arasında değişiyordu. O dönemde devlet, inşaat ve imar alanlarında yoğun bir şekilde faaliyet gösteriyor ve emlak fiyatları maaşlardaki artışla paralel seyrediyordu. Ancak 2000’lerin başından bu yana, konut fiyatları maaşlardan yaklaşık beş kat daha hızlı yükseldi. 2022’de faiz oranlarının yükselmesi, yüz binlerce hanenin mülk sahibi olmasını daha da zorlaştırdı. Kiracı olarak kalmak zorunda olan bu aileler, yetersiz olan kiralık konut stoku üzerindeki baskıyı iyice artırdı.
Özel İçerik
Bu içerik sadece gazeteye abone olan okuyucular içindir.Yazının devamını okumak için gazetemize abone olmak ister misiniz?
