MAURICE LEMOINE
Gazeteci.
Kolombiya tarihinin ilk solcu cumhurbaşkanı Gustavo Petro, 7 Ağustos 2022 günü yemin etti. Hemen ardından sert bir dille kesin bir emir verdi: “Bana Bolivar’ın kılıcını getirin!” Latin Amerika’daki bağımsızlık mücadelelerinin kahramanına ait bu değerli yadigâr, birkaç dakika sonra önüne getirildi ve yeni devlet başkanı destekçilerinden oluşan kalabalığa şöyle seslendi: “Bu halkın kılıcıdır ve işte bu yüzden, onu şu anda, burada görmek istedik.”
Bu olay, coşkulu yorumlarla karşılandı. On yıllar süren ve 450 bin can alan silahlı iç çatışmanın, Alvaro Uribe (2002-2010) ve Ivan Duque’nin (2018-2022) temsil ettiği aşırı sağcı “Uribismo” döneminin ve 2021’deki büyük toplumsal patlamanın ardından, adaletsiz siyasal – ekonomik modelin nihayet çökeceği düşünülüyordu. (1) Ancak milletvekilliği, senatörlük ve Bogota Belediye Başkanlığı yapmış deneyimli bir siyasetçi olan Petro, aşırı bulduğu coşkuyu hemen söndürdü: “Kapitalizmi geliştireceğiz. Bu sistemi sevdiğimiz için değil; feodalizmden çıkıp modernliğe geçmek zorunda olduğumuz için.”
Asıl soru şuydu: Ülke nasıl ve kimlerle yönetilecekti? Yeni başkan oyların yalnızca yüzde 50.4’ünü alarak seçilmişti ve koalisyonu Tarihi Pakt, parlamento seçimlerinde yalnızca yüzde 17.35 oranında oy elde etmişti. Temsilciler Meclisi’ndeki 182 sandalyeden 24’ünü, Senato’da ise 108 sandalyeden 26’sını kazanmış olmaları sol için benzeri görülmemiş bir başarıydı ancak kendi programlarını dayatabilecek kadar güçlü değillerdi. Neyse ki Kolombiya’da köklü bir gelenek vardı: Seçimleri kaybeden birçok siyasetçi, önce yenilgiyi kabul eder ve ardından büyük fırsatçılık göstererek kazananın masasına otururdu. Liberal Parti, Sosyal Ulusal Birlik Partisi (ya da U Partisi) ve Muhafazakâr Parti gibi sağın bir bölümü ile merkezdeki Yeşil İttifak’ın hızla saf değiştirmesiyle Petro rahat bir çoğunluk elde etti. Ancak yeni “dostlarının” hangi mantıkla hareket ettiğinin farkındaydı ve durumu şöyle özetliyordu: “Hükümete (…) reformlarını yumuşatmak ve onu daha ılımlı hale getirmek için katılacağız.” Ancak Petro’ya göre başka bir güç daha ortaya çıkacaktı: “Daha fazla reform ve reformların daha derin olması talebiyle ayağa kalkan genç kadınlar ve erkekler.” Sonuç olarak ona göre, “hükümet bu iki güç arasında sıkışacak ve belki de her şey bir orta yolda sona erecekti”. (2)
Özel İçerik
Bu içerik sadece gazeteye abone olan okuyucular içindir.Yazının devamını okumak için gazetemize abone olmak ister misiniz?
