AYKUT KÜÇÜKKAYA
Kamuoyunda “casusluk davası” olarak anılan soruşturma kapsamında yargılanan meslek büyüğümüz, gazeteci Merdan Yanardağ geçen ay başlayan yargılamada savunma yaptı. Hakkında 20 yıla kadar hapis cezası istenen Yanardağ duruşmada savcılığın iddialarını çürütürken neden Silivri’de yargılandıklarına dair önemli tespitlerde bulundu. Yanardağ’ın savunma metnini gazetemizin iç sayfalarında okuyacaksınız. Şimdi o savunmadan bir bölüme hep birlikte göz atalım…
“Başka kanıt bulamamışlar CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptığımız programı casusluk örgütünün yönlendirmesiyle gerçekleştirilmiş bir televizyon etkinliği olarak planlamışlar. Vallahi ben savcılığın Kemal Kılıçdaroğlu aşkını anlayabilmiş değilim. Aralarından su sızmıyor, bütün güçleriyle Kemal Bey’i korumaya çalışıyorlar. Nasıl yapmışız bunu? Kemal Bey’i sıkıştırmışız sorularımızla… Yahu gazetecinin görevi sıkıştırmaktır. Ama Ekrem İmamoğlu lehine algı yaratmışız. Niye? Ne demişiz? Ya bir değişim tartışması var o dönemde CHP’de bir değişim tartışması var. 14 ve 28 Mayıs 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimleri bitmiş Kemal Kılıçdaroğlu kaybetmiş ve 29 Mayıs’tan itibaren bir değişim tartışması başlamış. Biz de 22 Haziran’da Sayın Kılıçdaroğlu ile Ankara’da bir program yapıyoruz. Burada sorduğumuz bütün sorular o dönemde kamuoyunun merak ettiği, gündemde olan sorular. Peki, savcılık burada hangi suçu bulmuş ve hangi soru bana talimatla gelmiş ve onu sormuşum bu yok. 23 Haziran’da yaptığımız programda Ekrem Bey’i çok sert bir şekilde eleştiriyorum. Şimdi savcılığın gerçeği gizlediği burada çok açık. Bakın 29 Mayıs programını almamış. 7 Haziran programını almamış. 19 Haziran programını almamış. 20 Haziran’ı almamış. İki gün önce yapmışız Kılıçdaroğlu programından ve 23 Haziran Kılıçdaroğlu programından bir gün sonraki programı almamışlar. Dolayısıyla bu bizim ancak bağımsız bir medya kuruluşu olduğumuzu gösterir. Peki savcılık ne yapmış? 20-30 sayfa bant çözümünü yayınlamış, nasıl işse casusluk belgesidir. Hadi oradan ya! Böyle bir casusluk iddianamesi olabilir mi? Sonuç olarak ortada siyasal bir iddianameyle karşı karşıyayız.”
Bu savunmadan 10 gün sonra siyasallaşan yargının “mutlak butlan” kararıyla Kemal Kılıçdaroğlu, seçilmiş Genel Başkan Özgür Özel’in yerine CHP Genel Başkanlığı’na atandı. Karar sonrası Ankara’da yaşananları bu köşede yinelemeye gerek yok. Tüm kamuoyu Türk siyasi tarihine kara leke olarak geçecek görüntüleri televizyonlarda canlı yayınlarda izledi. Benim merak ettiklerim başka; sorularım var:
– Sayın Kılıçdaroğlu, Merdan Yanardağ’ın savunmasını okudu mu?
– Kılıçdaroğlu kendisiyle yapılan bu röportajı “casusluk” faaliyeti olarak mı görüyor?
– Acaba Kılıçdaroğlu, savcılığa bir yazı yazarak “ne casusluğu, bu bir gazetecilik faaliyetidir” dedi mi, der mi?
Merdan Yanardağ, Ekrem İmamoğlu’yla birlikte yargılandıkları davanın bu ay içinde görülecek karar duruşmasını Silivri zindanında beklerken mutlak butlan kararıyla Genel Başkan olan Kemal Kılıçdaroğlu Genel Merkez önünde toplanan kalabalığa şöyle sesleniyordu: “Bu milletin kurtuluşu, adalet ve aydınlık geleceği için başlattığım o kutsal yürüyüşe arkamızdan sinsice sızan ruhunu satmış FETÖ ajanlarını zamanında fark edemediğim için sizden özür diliyorum.”
Bu sözü duyunca insanın içinden, “Ne özrü kardeşim, sandık elden gidiyor” diyesi geliyor!..
(*) Yazının başlığında eski Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım’ın 14 Şubat 2012’de şike davası duruşmasında söylediği “Ne şikesi kardeşim, memleket elden gidiyor!” sözünden esinlenilmiştir. Yıldırım’ın bu sözü FETÖ’nün devlet içindeki yapılanmasına ve kurumları ele geçirme çabalarına o dönemde dikkat çeken tarihi bir uyarıdır.
