VEDI R. HADIZ
Melbourne Üniversitesi Asya Çalışmaları bölümü öğretim üyesi ve Redmond Barry Seçkin Profesörü.
Çeviri: AHMET ÖYLEK
2025 yılında Endonezya kentlerinde art arda protesto dalgaları yaşandı. Öğrenciler, kentli gençler ve güvencesiz çalışanlar, 2024’te seçilen Devlet Başkanı Prabowo Subianto’nun artan otoriterliğine, yolsuzluklara ve ekonomik güvencesizliğe karşı harekete geçti. Ancak bu hareket, protestoları taleplere, talepleri de siyasi stratejiye dönüştürebilecek bir siyasal karşılık bulamadı. Öfke yatıştı, yaşam normale döndü. (1)
Bu tablo daha geniş kapsamlı bir soruyu gündeme getiriyor: Suharto’nun “Yeni Düzen” diye anılan otoriter rejiminin (1965 – 1998) çöküşünün üzerinden çeyrek yüzyıldan fazla zaman geçmiş olmasına rağmen Endonezya’da neden hâlâ toplumsal öfke yaratan politikalara karşı durabilecek kalıcı örgütler ortaya çıkmıyor? Bu soruya yanıt verebilmek için yerel solun yapılanma biçimlerinin kökenlerine ve işçi sınıfının toplumsal meseleleri yorumlarken dayandığı ideolojik öncüllere bakmak gerekiyor.
Yeni Düzen rejiminin yıkılmasıyla başlayan siyasi dönem uzun süre demokratik geçiş süreci olarak tanımlandı. “Reform” olarak adlandırılan ilk yıllar, gerçekten de somut ilerlemelere sahne oldu: Asgari ücret yükseldi, sosyal koruma ve istihdam rejimleri genişledi. Batı Cava, Banten ve Orta Cava’daki sanayi bölgeleri işçi hareketlerinin merkezleri haline geldi. Devlet kontrolündeki tek örgüt olan Tüm Endonezya İşçileri Sendikası’nın (SPSI) yerini yeni sendikal federasyonlar aldı; 1 Mayıs gösterileri ve grevler kamusal yaşama geri döndü. O dönemde sendikacılar, Reform’un sadece daha demokratik kurumlar getirmekle kalmayacağına, aynı zamanda emek karşıtı olmayan bir ekonomi politikasına da yol açacağına inanabiliyordu.
Özel İçerik
Bu içerik sadece gazeteye abone olan okuyucular içindir.Yazının devamını okumak için gazetemize abone olmak ister misiniz?
