MUSTAFA K. ERDEMOL
Bir daha asla yaşanmayacağına nasıl inanmışsak, hayretle açılırdı gözlerimiz duyduğumuzda; ardından gelsin kahkahalar… Nasıl gülünmezdi ki? Abdülhamid döneminde padişahı kızdırır korkusuyla gazetelerin bazı sözcükleri kullanmayışlarını geride kalmış bir zaman dilimine ait tuhaflıklar olarak düşünür, eğlenir geçerdik. “Tahtakurusu” yazmak yasaktı örneğin, padişaha “tahtı kurusun” denmek isteniyor olabilirdi çünkü. “Burun” da diyemez ya da yazamazdınız, padişahın haşmetli burnunu kastetmiş olabilirdiniz pekala. Yıldız’dan söz etmek de ne? Yoksa padişahın yaşadığı Yıldız Sarayı’nı hedef mi gösteriyorsun diye sorgulanabilirdiniz. O dönem meslektaşlarımızın işlerini ne kadar zor yaptıklarına verilecek çok örnek var böyle. “Hayret, neler yaşanmış der”, şaşırırdık.
Gazetedeki masum bir dizgi yanlışı bile başınızı belaya sokabilirdi. Bir haberde geçen, “Şevketlu Abdülhamid” ifadesi, malum, yazı dili Arap harfleriyle Osmanlıcaydı, bir harfin düşmesi sonucu ”şu kötü Abdülhamid” anlamına dönüştüğü için haberin yer aldığı Sabah gazetesi kapatılmıştı. “Hoşgörüsüzlüğün bu kadarı da olur mu” diye sorar, iyi ki günümüzde yaşadığımıza şükrederdik.
O dönemlerin geride kaldığını sanmış, “modernitede” hükümet biçiminin hezeyanlar ya da kanaatler değil ilkeler üzerine kurulu olduğunu düşünmüştük. Yanıldığımız çok ortada. “Geçmiş zaman diliminin” o zor gazeteciliğinin bugün de nerdeyse tekrarlandığını söylemek çok acı gerçekten. Yasaklanmış kelimeler belki yok ama her cümleden, her sözden kendisine yönelik “tehdit” ya da “küçümseme” sonucu çıkaran, bir kanunsuzluğun üzerine gidiliyor derken bir kuruma, çalışanlarını işsizliğe mahkûm edecek biçimde el koyan bir yönetim tarzıyla iç içeyiz. Düne şaşıracak, dünde olana gülecek halde değiliz artık.
Bunun en son örneği Halk TV ile ona bağlı yayın kuruluşları oldu. Kurum sahibine yönelik yolsuzluk iddiaları soruşturması kurumun devlete devredilmesine, onlarca çalışanın işsiz kalmasına yol açtı. Hepsinden önemlisi, halkın haber alma hakkı elinden alınmış oldu. Yaşadıklarımız sadece medyamıza yapılanlarla sınırlı değil elbette. Yaşamın başka alanlarında da karşımıza çıkan engellemeler saymakla bitmez. Yaptığı şakalar yüzünden aylarca hapiste tutulan bir komedyenimiz var örneğin. Söylediği şarkılarda, sahne kıyafetlerinde “genel ahlaka aykırılık” iddiasıyla hakkında soruşturma açılan müzik grubumuz olduğu gibi.
Özel İçerik
Bu içerik sadece gazeteye abone olan okuyucular içindir.Yazının devamını okumak için gazetemize abone olmak ister misiniz?
