AKRAM BELKAÏD VE ANNE-CÉCİLE ROBERT
Çeviri: YAREN ŞAHİN
Mali, son 14 yıldır ölümcül ve istikrarı bozan cihatçı saldırıların hedefi konumunda. 2015 yılında imzalanan ancak hiçbir zaman gerçekten uygulanamayan Cezayir Barış Antlaşmaları, 2024 yılında Bamako yönetimi tarafından tamamen feshedildi. Bölgede bugüne kadar binlerce askerin seferber edildiği pek çok yabancı müdahale gerçekleşti. İslamcı silahlı grup Ensarüddin ile Azavad Ulusal Kurtuluş Hareketi’nin (MNLA) 2012’deki ilk saldırılarına karşı Çad askeri destek verdi. Fransa, 2013 – 2022 yılları arasında “Serval” ve “Barkhane” adlı operasyonları yürüttü. Ardından 2013 – 2023 yılları arasında BM Mali Çok Boyutlu Entegre İstikrar Misyonu (Minusma) ve Paris destekli G5-Sahel ortak gücü (Mali, Burkina Faso, Nijer, Moritanya, Çad) devreye girdi. Ancak tüm bu uluslararası çabalara rağmen, ülkenin kuzeyi ve merkezi bugün hâlâ doğrudan ya da dolaylı olarak isyancıların kontrolü altında bulunuyor. Mali Silahlı Kuvvetleri (FAMA) ise toprak bütünlüğünü kalıcı olarak sağlamayı ve sivil halka yönelik katliamları engellemeyi başaramadı; ülkede 2021’den bu yana her yıl ortalama 10 bin sivil hayatını kaybediyor. (1) Azavad Kurtuluş Cephesi (FLA) mensubu ayrılıkçı Tuareglerle ittifak kuran El-Kaide bağlantılı İslam ve Müslümanları Destekleme Grubu (GSIM) bünyesindeki cihatçılar, 2025 sonbaharından bu yana başkent Bamako’yu kuşatma altında tutuyor. Bu abluka kentte ciddi bir kıtlığa ve güvensizliğe yol açtı. Savunma Bakanı Sadio Camara, bu iki grubun başkent ile ülkenin çeşitli bölgelerinde 25 Nisan’da düzenlediği operasyon sırasında, evinde suikasta kurban gitti.
2020 ve 2021 yıllarında düzenlediği iki darbe ile yönetimi ele geçiren ve beş yıllık bir “geçiş dönemi” için iktidarda olan askeri cunta, General Assimi Goita’nın liderliğinde hareket ediyor. Askerler, yaşanan bu vahim olayların geçici birer aksaklıktan ibaret olduğunu ve “tam bağımsızlıkçı” olarak nitelendirdikleri ülkeyi geri alma stratejilerini geçersiz kılmadığını savunuyor. Bu stratejinin temelini ise etkisiz ve sömürgeci olarak görülen Fransa ile işbirliğinin reddedilmesi oluşturuyor. Cunta, 2022’de Fransız “Barkhane” birliklerinin, 2023’te de Minusma’nın ülkeden ayrılmasını istedi.
Mali, Eylül 2023’te Burkina Faso ve Nijer’le birlikte Sahel Devletleri İttifakı’nı (AES) kurdu. Bu iki ülke de sırasıyla 2022 ve 2023 darbeleriyle işbaşına gelen cuntalar tarafından yönetiliyor. AES, 2024’te darbeleri kınayıp yaptırım uygulayan Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu’yla (Cedeao) bağlarını kopardı. Üye ülkeler tarafından finanse edilen ve dış destek almayan AES Birleşik Gücü (FU-AES), altı bin askerden oluşuyor. Ancak ortaklıklarını çeşitlendiren ittifak, Çin, İran, Rusya ve Türkiye’den de silah tedarik ediyor. Mali’nin “bağımsızlıkçı” politikası, ülkenin kuzeyindeki askeri operasyonları yürütmek için Rus milis gücü Wagner (2023’ten sonraki adıyla Africa Corps) ile çalışmasına da engel olmadı. Ne var ki bu iş birliği, güvenlik açısından tatmin edici sonuçlar vermedi. Hatta Rus birlikleri, 25 Nisan’da sembolik öneme sahip Kidal kentinde aşağılayıcı bir yenilgi aldı ve GSIM savaşçıları karşısında geri çekilmek zorunda kaldı. AES Birleşik Gücü, Şubat – Mart 2025 tarihlerinde üç ülkenin kesişim noktasında yer alan“üç sınır” bölgesinde düzenlenen “Yereko” operasyonu gibi bazı başarılar elde etse de bölgede istikrarlı ve kesin bir hâkimiyet kurmayı başaramıyor. Cihatçı ve ayrılıkçı gruplar, operasyonel kaynaklarını (silah, motosiklet, yakıt, İHA vb.) taşımak ve hareket edebilmek için geçirgen idari sınırlardan rahatça faydalanmaya devam ediyor.
Özel İçerik
Bu içerik sadece gazeteye abone olan okuyucular içindir.Yazının devamını okumak için gazetemize abone olmak ister misiniz?
