BEHÇET DARĞIN
Kitap eleştirmeni.
Dünyaca tanınmış Norveçli yazar Knut Hamsun’un (1859-1952) asıl adı Knut Pedersen’dir. Hamsun, soyadını ailesinin yerleştiği Hamsund köyünden almıştır. 1885’te çok etkilendiği Mark Twain hakkında kaleme aldığı bir yazısında Knut Hamsund’u mahlasını kullanır fakat; matbaadaki “d” harfi bozuk olduğu için soyadı Hamsun şeklinde basılır. O da düzeltmeye yanaşmayınca o günden itibaren ismi böyle eksik kalır.
Herkes Hamsun’un iyi bir yazar olduğu konusunda hemfikirdir. Öyledir öyle olmasına da onun romanlarını ve hayatını bilen herkes başka bir gerçek üzerinde de hemfikirdir: Eserleriyle Norveç milli edebiyatını yücelten Hamsun, aynı zamanda kendi ülkesini işgal edenlere alkış tutmuş, onlara methiyeler dizmiştir.
Gizemli bir yazardı Hamsun; gizemi sanatında değil, faşist görüşünde saklıydı. İngiltere karşıtıydı, Alman hayranlığı vardı. İkinci Dünya Savaşı’nın başlaması ve Nazi Almanyası’nın 1940 yılında Norveç’i işgal etmesi de düşüncelerini değiştirmedi. Hatta; işgalden önce Nazileri destekleyerek, bu yönden propaganda yaparak Norveç’in istilasına zemin hazırladı: “Almanlar bizim için savaşıyor ve şimdi İngiltere’nin bizim ve tüm tarafsızların üzerindeki zulmünü eziyor…” Çeşitli rivayetlere göre; 1920 yılında kazandığı Nobel Edebiyat Ödülü’nü 1943 yılında Adolf Hitler’in propaganda bakanı Joseph Goebbels’e göndermişti.
Yazarın dileği gerçekleşti. Ülkesi ele geçirildi ve acı dolu günler başladı. 1943 yılında Hitler’le görüşmeye gitti, ona Norveç’teki Alman sivil yönetici Josef Terboven’in Norveçlilere yaptığı zulmü anlattı ve tutuklu Norveç vatandaşlarının serbest bırakılmasını istedi. Hitlerin sırdaşı Jacob Otto Dietrich, anılarında Hamsun – Hitler tartışması için, “Bir yabancının Hitler’le bu kadar ters bir şekilde konuşabildiği tek zamandı” diyor.
Adolf Hitler, 30 Nisan 1945 tarihinde intihar etmiş, Nazi Almanyası yenilmiş, savaşın sonuna gelinmişti. Norveçliler kurtuluşu, Führer’in ölümünü kutlamaya hazırlanıyordu. Hamsun ise 7 Mayıs 1945 tarihinde Aftenposten gazetesinde Hitler’i öven kısa bir yazı yayımlıyor, onu bir savaşçı ve tüm insanların haklarını savunan bir peygamber olarak niteliyordu. O yazısı, o dönem büyük çaplı bir depreme daha yol açtı. Bütün memleket genel şaşkınlık içinde; onun yaptıklarına, yaşattıklarına anlam veremiyordu. Onun hakkında bildikleri yetmiyordu, yazdıklarını anlatmaya, tanımlamaya.
Knut Hamsun’un bu politik tavrı ülkesinde olduğu gibi ülke dışında da büyük ses getirdi. Ona karşı birçok kampanya düzenledi. Norveç’te yankılar çığ gibi büyüdü. Halkı, yazara sırtını döndü, kitaplarını teker teker evinin önüne bırakarak zarif ama dokunaklı tavırlarını ortaya koydu; hak ettiği halde ona bağırmadan, hiçbir şey söylemeden. Hamsun ise pencerenin ardında, elleri cebinde, yıllarca eserlerini okuyan insanların şimdi kitaplarını kendisine geri getirişini sessizce izliyordu. Okurlarının artık kendisine inanmadığını, onların kalbinde yerinin kalmadığını düşünmüştür herhalde. Norveç’in büyük şehirlerinde öfkeli kalabalıklar kitaplarını herkesin önünde yaktı. Hakkında soruşturma başlatıldı, tutuklandı ve bir süre psikiyatrik gözlem altında tutuldu. Yaşının ilerlemiş olması ve sağlık durumu nedeniyle vatana ihanet suçlamasıyla cezalandırılmadı ancak Nazi yanlısı örgütle ilişkileri nedeniyle rekor miktarda para cezasına çarptırıldı ve utanç içerisinde şu notu karaladı: “Yüksek mahkeme suçlu buldu, yazarlığıma son veriyorum…” Otobiyografik romanı Göçebe’ deki yaşlı kahramanı gibi huzurevine yerleştirildi ve 92 yaşında banyoda ölü bulundu. Cenazesi yakıldı.
Edebi ve ideolojik çizgilerinin birbirine taban tabana zıt olması Hamsun’un temel paradoksudur. Okurlarını, insanlarını hayal kırıklığına uğratan da bu çelişkidir. Hamsun kitaplarıyla Norveç’in dilini, kültürünü, edebiyatını zenginleştirmiştir. O edebiyat söz konusu olduğunda Hamsun’un kitapları ilk sıraya yazılır. Norveç edebiyatının eksik kalmaması için onun kitaplarının görülmesi gerekir. “Açlık”, “Gizemler”, “Pan” ve “Toprağın Bereketi” gibi eserleri, modern romanın gelişimine önemli katkılarda bulunmuştur. Bugün bile kitapları hâlâ dünyanın birçok ülkesinde okunuyor. Büyük sancılarla kaleme aldığı “Açlık”, modern edebiyatın öncü eserlerinden biri olarak kabul ediliyor. İskandinav anlatılarında en çok gönderme yapılan ya da istifade edilen kaynakların başında Hamsun’un metinleri gelmektedir.
Dostoyevski, “Hepimiz Gogol’un Palto’sundan çıktık” der. Benzer bir sözü de Harold Bloom kullanır ve der ki “Bizi Shakespeare icat etmiştir…” Bu sözlerden hareketle biz de Norveç romanı, Knut Hamsun’un kaleminden akmıştır dersek yanlış olmaz herhalde. Bu yönüyle Norveç halkı, edebi dehasını takdir etse de Nazi sempatizanı Hamsun’u hâlâ utançla anıyor. O, edebiyatla olan imtihanını kazandı; siyasetle olanını çok ağır bir şekilde kaybetti.
