• Abonelik
  • Künye
  • Gizlilik İlkeleri
  • Yayın İlkeleri
  • Kullanım Koşulları
  • Çerez Politikası
  • Reklam
  • İletişim
Cumartesi, Ekim 3, 2026
Le Monde diplomatique Türkçe
No Result
View All Result
  • Anasayfa
  • LMd
  • Yazarlar
  • Konuk Yazarlar
  • Politika
  • Gündem
  • Dünya
  • Finans
  • Kültür-Sanat
  • Anasayfa
  • LMd
  • Yazarlar
  • Konuk Yazarlar
  • Politika
  • Gündem
  • Dünya
  • Finans
  • Kültür-Sanat
No Result
View All Result
Le Monde diplomatique Türkçe
No Result
View All Result
Anasayfa Konuk Yazarlar Hilal Köse

ŞAİR, ÇAĞINI KOKLAMALI

Fransa’daki Voix Vives Şiir Festivali’nde Türkiye’yi temsil eden Nisa Leyla, şiirin insanın “öz toprağı” olduğunu söylüyor. Kapitalizmin, teknolojinin ve yapay zekânın dünyayı dönüştürdüğü bir çağda sanatçının sanatçı olmanın getirdiği sorumluluğa dikkat çeken Leyla, kadın şairlerin hâlâ aşmak zorunda olduğu engellere de dikkat çekiyor. Leyla, sanatçının görevinin yaşadığı çağı bütün duyularıyla kavramak olduğunu savunuyor.

3 Ekim 2026
- Hilal Köse, Konuk Yazarlar, Kültür-Sanat
İMPARATORLUĞUN KUDRETLİ KANATLARI

HİLAL KÖSE

Nisa Leyla, dünya çapında tanınan, eserleri pek çok dile çevrilen şairlerimizden biri olarak bu yaz ülkemizi Fransa’da temsil etti. Sète’deki Voix Vives Şiir Festivali’nde sanat severlerle buluşan Leyla ile hem izlenimlerini hem de sanatını konuştuk. Şairin kapitalizmin vahşiliği karşısında çok net bir çağrısı var: “Her sanatçı gibi şair de yaşadığı dönemden sorumlu olduğu için, çağını köpek gibi koklayarak, hissederek, bilenerek yazmak zorundadır!”

Avrupa’nın en önemli uluslararası şiir buluşmalarından biri kabul edilen 29. Uluslararası Fransa Voix Vives Şiir Festivali’nde Türkiye’yi temsil ettiniz. Öncelikle festival izlenimlerinizi merak ediyorum.

Ben yurt dışında pek çok şiir festivaline katıldım fakat bu festivali umduğumdan daha büyük, çok etkili ve önemli buldum. Fransa’nın Akdeniz kıyısındaki Sète’de, 30’dan fazla ülkeden yaklaşık 70 şair ve anlatıcı ile şiir sokaklara, meydanlara, balkonlara, kanallara, denize ve tarihi mekânlara taşındı. Sète, şiirin evrensel diline ev sahipliği yaptı. Evrensel diyorum çünkü geçen yıl 77 binden fazla ziyaretçiyi ağırlamış bir festival bu. Dokuz gece on gün oyunca, yaklaşık altı yüz etkinlik gerçekleştirdik. Türkiye’yi temsil etmenin gururu da ayrı bir heyecan oldu benim için. Şiirlerim hem Türkçe hem de Fransızca’ya çevrilmiş olarak ülkem adına okundu. Yurt dışı festivalleri belki çocukluğumun belki de gençliğimin ruhuyla karşılaşmak gibi geliyor bana çünkü küçüklüğümden beri içinde kaydığım bu sonsuz şiir pisti orada rahatça dans ettiğim, oyunlar oynadığım kumdan kaleler yapıp yıktığım, yıkıp yeniden kurduğum bir dünya. Şiir festivallerinin benim ve belki de tüm şairler için coşku besleyici olduğunu söyleyebilirim.

Şiirimizin uluslararası arenada en etkili isimlerinden birisiniz. Şiir yazmak sizin için nasıl bir serüven?

“Poeta nascitur, non fit” diye eski bir Latin deyişi vardır: “Şair olunmaz doğulur.” Kendimi bildim bileli şiirle iç içeyim. Şiir; “benim için” doğuştur, doğuştandır, genetiktir; benim bütün parçam, belki de benden fazlasıdır. Şiir varoluştur, varoluşsallıktır, varlıktır, varlığın dilidir. En zor, en kolay, en yüksek, en dip, en kalabalık, en ıssızlık, en endir… Yazmak beni anlık rahatlatsa da yazacağım öteki şiire kadar, acılar, boşluklar içimde oyunlar oynar ta ki başka bir puzzle’da tutunup yepyeni oluşumlara gebe kalıncaya kadar. En ufak bir baskıda şiirim ve ben çıkmaza giriyoruz: Sözcükler kendilerini özgürce yaşadıkları yerde var olurlar ve disiplin, kural, sınır, korku, baskı, kaygıdan hoşlanmazlar. Bu yüzden mümkün olduğu kadar duygularımı rahat bırakmaya çalışıyorum. Dolayısıyla şiir benim öz toprağımdır. Şaşkınlığım, heyecanım, mutluluğum, yeniden doğuş yaşadığım, hücrelerimi yenileyen, besleyen sınırları olmayan ülkemdir. Şiirime var olan her şeyi yedirebilirim fakat bu şiir dilinin önüne geçemez, geçmemelidir. Şiir dilini korumak için de dil çalışırım ve dile nasıl bir katkı sağlayabilirim diye düşünürüm. Şiir, üzerine düşünmeyi gerektirir. Fakat şiir saf bilgi olmadığı için, şiirin bu varoluşsal yolculuğuna şairin ve hayatın yalvaç ruhu da dahil olur.

Dünya çok hızlı akıyor, yapay zekâ ile geleceği öngörmek de mümkün görünmüyor. Sizce bu dönemin şiire etkisi nasıl oluyor/olacak?

Saf insan olarak yaşadığımız bu son çağda, silahlı – silahsız, sanal ortamla, bilgisayarla, gıdayla, korkuyla, hastalıklarla, içtiğimiz suyla tehdit altındayız. Dünyayı oyuncak gibi elinde çeviren fizik kanunları değil artık kapitalizmdir. Kapitalizmin belirlediği ve beslediği bu ekonomik düzen, insan ruhu ve içgüdüsünü olumsuzluyor. Peki siyasetin gündemden düşmediği, hayallerin incindiği, hayal kırıklıklarının ve öfkenin arttığı bu ağır koşullarda yazmayacak mıyız? Ekonomik çıkmazları, yapay zekâyı, modern teknolojiyi, eşit olmayan milli gelir dağılımlarını yok saymayan bir şiir bakış açısına ve yaşadığımız bu geçiş dönemlerini; kendimizi, toplumu ve yazdıklarımızı bileyip çoğaltarak, geliştirerek daha çok yazmaya ihtiyacımız var. Bu çağ insan ırkına ve doğala bir saldırı niteliği taşıdığı ve her sanatçı gibi şair de yaşadığı dönemden sorumlu olduğu için, çağını köpek gibi koklayarak, hissederek, bilenerek yazmak zorundadır. Dünya şiiri daha büyük bir şiir bilinciyle yoğrulmak zorundadır.

Acı dolu bir dünyada bir şairin görevi belki de insanlara cesaret ve umut aşılamak… Katılır mısınız bu görüşe?

Sanatçının görevi umut ve cesaret aşılamaktır. Gerçek şiirin ya da genelleyerek söylersem, sanat eserinin insanı hayattan koparıp daha büyük hayatlara katmak gibi bir hüneri, bir hazzı vardır. Sanatçının görevi insanlığın büyük görevidir: Özgürlük, eşitlik ve kardeşlik özlemi içinde çabalamak ve yazmak… İnsana umut ve cesaret vermek… Tüm şiirlerimde umut ve cesaretin olmasına önem verdim ve bundan sonra da yazacaklarımın içinde umut ve cesaret daima olacaktır. Şair inandığını yazar. İnsana, umuda, güzel dünyalara hâlâ inanıyorum.

Coğrafyamızda kadın olmak zor. Sizin ise ilham verici bir sanat yaşamınız var. Bugünlere gelirken engellerle karşılaştınız mı?

Kadın, dünyaya kadın kimliğiyle gelir ama kadın kimliğiyle yaşayamaz. Hep başkalarının ona uydurduğu elbiseyi giymek zorunda kalmıştır. Hiçbir zaman en uygar ortamlarda bile, kadın kendi varoluşunu gerçekleştirememiş, kendini yaşamamıştır. Böylesi bir dünyada kadın şair olunca, ataerkil dünyanın fikri mi değişecektir? Elbette ki hayır. Sanat ortamında da zorluklar yaşayacaktır şüphesiz. Ben 8 yaşımdan beri mücadele veriyorum. Elbette ki kadın oluşuma kesilen cezayı yedim ve sonsuz engelle karşılaştım ve savaştım. Savaşım hâlâ sürüyor. Kadın erkeğe göre ‘yetersiz’ ve ‘mutfağa ait’. Her tarafımızı ataerkil düzen kuşatmış durumda. Bu yüzden biz kadınlar, erkeklere nazaran daha çok çalışmak zorundayız. Onlar bu maratonu yürüyerek götürüyorsa, kadınlar engelli atlamayla ilerlemek zorundalar. Yine de son yıllarda kadın şairlerde artış var ki, bu iç açıcı. Kendisini şiire/edebiyata adamış kadınlara önerim kendilerine odaklı yaşamalarıdır. Virginia Woolf’un Kendine Ait Bir Oda kitabında anlattığı gibi mümkünse alın teriyle kendi hayatını ve en önemlisi yalnızlığını kurmasını bilmelidir. Biz kadınlar kendimize olan inancımızı asla yitirmemeliyiz, öyle bir lüksümüz yok.

Etiketler: FestivalFRANSALe Monde diplomatique Türkçe Ekim 2026Nisa LeylaŞairSèteŞiirVoix Vives Şiir Festivali
Anka Haber Ajansı Anka Haber Ajansı Anka Haber Ajansı

Hakkında

Le Monde diplomatique Türkçe

Aylık olarak yayınlanır.

Kategoriler

  • LMd
  • Yazarlar
  • Konuk Yazarlar
  • Politika
  • Gündem
  • Dünya
  • Finans
  • Kültür-Sanat

Bağlantılar

  • LMd Dijital Abonelik
  • LMd Abonelik
  • Reklam
  • Arşiv
  • Dünyada LMd
  • Abonelik
  • Künye
  • Gizlilik İlkeleri
  • Yayın İlkeleri
  • Kullanım Koşulları
  • Çerez Politikası
  • Reklam
  • İletişim

© 2023 Le Monde Diplomatique Türkçe - Tüm hakları saklıdır.

No Result
View All Result
  • Anasayfa
  • LMd
  • Yazarlar
  • Konuk Yazarlar
  • Politika
  • Gündem
  • Dünya
  • Finans
  • Kültür-Sanat
  • ————
  • Abonelik
  • Künye
  • Gizlilik İlkeleri
  • Yayın İlkeleri
  • Kullanım Koşulları
  • Çerez Politikası
  • Reklam
  • İletişim

© 2023 Le Monde Diplomatique Türkçe - Tüm hakları saklıdır.

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

Bu internet sitesi çerezleri kullanır. Bu internet sitesini kullanmaya devam ederek çerezlerin kullanılmasına izin vermiş olursunuz. Çerez Politikası sayfamızı görüntüleyin.
Are you sure want to unlock this post?
Unlock left : 0
Are you sure want to cancel subscription?