HİLAL KÖSE
Türkiye, demokrasi ve insan hakları açısından çok karanlık bir dönemden geçiyor; bu bir gerçek. Halk ekonomik krizle boğuşurken, medya hiç olmadığı kadar büyük baskı altında, muhalif medya kanalları birer birer yok ediliyor. Gazeteciler bu ablukayı dağıtmak için ciddi mücadele içinde ancak şartlar gerçekten zor; 19 gazeteci tutuklu. YouTube ya da X gibi platformlar aracılığı ile işini yapan, ayakta kalmaya çalışan pek çok gazeteci her an hapis tehdidiyle karşı karşıya, sosyal medya hesapları, haber siteleri kapatılıyor. 2009’da yayın hayatına başlayan ve geniş bir kadroya sahip internet haber sitesi T24’e erişim engeli getirildi. Bağımsız yayıncı, gazeteci Merdan Yanardağ, casusuluk iddiasıyla tutuklandı, (İmamoğlu ile yargılanıyor) kurduğu Tele1 TV’ye el konuldu. Ekibi YouTube kanalı açtı, RTÜK anında kapılarına dayandı ve istenen lisans bedelini ödeyemeyince Tele2 Haber’i kapattılar; Tele3 Haber adıyla devam ediyorlar ancak gelecekleri belirsiz. Ana akım denen, çok geniş kitlelere ulaşan televizyonların hemen hemen hepsi tek sesli olsa da iktidar gerçeği halktan gizlemek için her geçen gün yeni bir sansür operasyonu düzenliyor.
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve Yeni Parti’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun Silivri’de süren davasında da bu gerçek gün gibi ortadaydı. İBB davası, yargı eliyle siyasetin dizayn edilmesinin çarpıcı bir örneği olduğu kadar, medyanın içinde bulunduğu durumu da gözler önüne seriyor. İmamoğlu, 19 Mart 2025’ten bu yana tutuklu. Hakkında 15 ceza davası var; diploması iptal edildi. Savunmasından oluşan kitaba baskı sırasında el konuldu… Mahkemede yaptığı savunmasına jet hızıyla soruşturma açıldı. Yargı sürecine dahil olan 23 hâkim sürüldü.
İmamoğlu, hakkındaki ana davada yani İBB dosyasında, ilk kez geçen ay savunma yapabildi. Savunmanın ilk günü, basın tarihimizin kara günlerinden biri olarak tarihe geçti; ülkenin en kitlesel muhalif kanalına el konuldu: Halk TV duruşmanın başlamasına saatler kala susturuldu. Halk TV muhabiri Gamze Altunay’ın yeri duruşma salonunda boş kaldı… Altunay, savunmanın üçüncü gününe yetişti ama artık bambaşka şartlarda habercilik yapıyor. İmamoğlu’nun savunmasını takip eden gazetecilerin çoğu bağımsızdı, yani hiçbir kuruma bağlı olmadan, anlık tweetler paylaşarak olanı biteni duyurmaya çalışanlardan oluşuyordu. Normal şartlarda cezaevinin önü canlı yayın araçlarıyla dolu olurdu; ben bir tane araç gördüm. Muhalif yayınlardan muhabirler, bağımsız gazeteciler ve İBB basın ekibi, ciddi bir emekle savunmayı kamuoyu ile paylaştı ancak yeni medya araçlarından uzak milyonlarca kişiye İmamoğlu’nun sözlerinin ne kadarı ulaşabildi; kocaman bir soru işareti. İmamoğlu ise sözünün millete ulaşacağına yürekten inanıyor. Halk TV operasyonunu şöyle değerlendirdi:
“Ferhan Şensoy’undu galiba, ‘Tesadüfün iğne deliği’ diye bir lafı var. Bu da herhalde tesadüfün iğne deliği. Bugüne… Tesadüf! Türkiye Cumhuriyeti operasyon cumhuriyetine döndü. Nerdeyse Kuzey Kore’ye rahmet okuyacağız. Son 20, 25 günde Lale Özan Arslan tutuklu, Fatih Ergin tutuklu, Tuğba Tekerek tutuklu, Mustafa Balcı Sözcü gazetesinde bir fotoğraf yayınladı diye tutuklu, Şaban Sevinç tutuklu, Selahattin Günday tutuklu, Ali Tarakçı ‘Bu hafta önemli bir bakan istifa edebilir’ dedi diye tutuklu. Şaşılacak bir durum ya! Tutuklu, tutuklu, tutuklu… İsmail Saymaz, Murat Ağırel ev hapsinde. (Ağırel daha sonra, yapmadığı bir haber nedeniyle tutuklandı) Niye? Millet bir şey duymasın! Akıl alır gibi değil. Herkes sosyal medya hesaplarını kaybediyor. Bana kaç tane yasak geldi hatırlamıyorum… Ve son medya vurgunu Halk TV operasyonu. Neymiş, ihaleye fesatmış; boy boy yalanlar! Boy boy iftiralar! Operasyon bağımlısı bakan ne yazık ki bu iktidarı da bağımlı hale getirdi. Yalancılar girdabına tüm Ak Parti’yi sürüklemiştir. (…) Millet daha çok takip edecek benim duruşmamı. Bir sözüm de halkımıza, onlar sizlerin haber alma hakkınız için kelle koltukta cesaretle çalıştılar, lütfen Halk TV’yi yalnız bırakmayın. Özgür basını savunmak halkı savunmaktır.”
İmamoğlu, dört gün boyunca kürsüdeydi. İddialara tek tek yanıt verdi, İBB’de hayata geçirdikleri projelerden örnekleri gösterdi. Başkanlığı süresince yaşadığı baskıları, kim olduğunu, nereden gelip nereye gittiğini, Türkiye için kurduğu hayalleri, ülkenin girdiği karanlık yolu anlattı. Savunmanın tamamı istanbulyargiliyor.net’te okunabilir. “Cesaret edemediler, korktular. 87 milyon insan canlı izleseydi bu dava ilk haftada biterdi, ilk haftada. Bu korkaklık unutulmasın” dedi. Temposu hiç düşmeyen, zaman zaman izleyenleri ağlatan bir konuşmaydı, önceki günlere nazaran mahkeme heyeti de savunmayı hiç kesmedi. İmamoğlu, “Bu dosyaların arasında kaybolmayacağım” diyerek, iktidara meydan okudu, muhalefete de birleşme çağrısı yaptı:
“En kötüsü hapishanenin siyasi hayatın olağan parçası haline getirilmesi. Ey halkım bunu sakın kanıksamayın. Bu vurgunculara karşı birlik olun, bunun siyasi partisi yok, ey muhalifler bir araya gelin. Asrın soygunu fon vurgununu yapanlara karşı birlikte olun. (…) Bu davanın hiçbir durağında belge yok, siparişle yazılmış iftiraname var. Bu dosyada suç yok, siyaset var, sandık var. Milletin iradesi var. Açık ve net söylüyorum kumpasın nedeni, 2019’dan beri İBB’de yolsuzluk yapılmamasıdır. Kamu malının peşkeş çekilmemesidir. Biz İstanbul’da kişiye, gruplara, cemaatlere, yandaşlara hizmet dönemini bitirdik onun için buradayız. İçim Türkiye hayalimi hakikate geçirme tutkusuyla çarpıyor. Bu, milletin evlatları için, geleceği için bir hayaldir, bu yolculukta asla yılmayacağım.”
