JÉRÔME CAMUS, PIERRE CLÉMENT, BERTRAND GEAYE ve PIERIG HUMEAU
“La Reproduction au 21e siècle. Actualité de la sociologie de Bourdieu et Passeron – 21. Yüzyılda Yeniden Üretim: Bourdieu ve Passeron sosyolojisinin güncelliği” (Éditions du Croquant, Vulaines-sur-Seine, 2026) kitabının ortak editörleri.
Lise öğrencilerinin, eylül ayında başlayan geniş çaplı protesto hareketi, ortaöğretim kurumlarını etkileyen kötü maddi koşulları ve eşitsizlikleri gözler önüne serdi. Meslek liselerinden genel liselere kadar, denizaşırı topraklar da dâhil olmak üzere Fransa’nın dört bir yanında koca bir kuşağı harekete geçirmeyi başaran bu hareket, okullar arasındaki eşitsizlikleri yeniden siyasi tartışmaların merkezine taşıyor ve Pierre Bourdieu ile Jean-Claude Passeron’un 1970’te Éditions de Minuit yayınevi tarafından yayımlanan klasik eseri Yeniden Üretim’i yeniden okumaya davet ediyor.
İki sosyolog, 1960’ların ortalarından itibaren bir dizi araştırma yürüttü. Bu araştırmalar, eğitimdeki eşitsizliklerin ne kadar derin olduğunu ve okulun öğrenciler hakkında yaptığı değerlendirmelerin toplumsal sınıflar arasındaki eşitsizliklerin kuşaktan kuşağa aktarılmasına nasıl katkıda bulunduğunu gözler önüne serdi. (1) Böylece, o dönemde sol çevrelerde ve okulu “demokratikleştirmek” için reformdan geçirmek isteyenler arasında hâkim olan, “okulun herkesi kurtaracağı ve liyakati ödüllendireceği” yönündeki ideolojiyle aralarına mesafe koydular. O dönemde, ortaöğretime erişimi kolaylaştıran eğitim politikaları, “fırsat eşitliği” idealiyle meşrulaştırılıyordu. Maddi engellerin, örgütsel güçlüklerin ve yalnızca alışkanlıklardan kaynaklanan engellerin ortadan kaldırılması halinde, mütevazı ailelerden gelen öğrencilerin liselere ve üniversitelere girmesinin önündeki engellerin aşılacağı, bireyler arasındaki başarı farklılıklarının yalnızca “yetenek” farklılıklarından kaynaklanacağı varsayılıyordu. Bourdieu ve Passeron’un araştırmaları ise toplumsal sınıflar arasındaki ilişkilerin eğitim sisteminin işleyişinin bütününe nüfuz ettiğini ve bu nedenle kuşaktan kuşağa yeniden üretildiğini gösterdi.
Yeniden Üretim, geniş bir okur kitlesine ulaştı. Kitabın vardığı sonuçlar o günden bu yana defalarca doğrulandı. Günümüzde çok sayıda bilimsel çalışma, toplumsal köken ile okul başarısı arasındaki eşitsizlikleri belgeliyor. Bu çalışmalar, daha anaokulunda bile, öğrencilerin toplumsal kökenlerine bağlı olarak dil ve matematik alanlarındaki ulusal değerlendirme sınavlarında anlamlı başarı farkları bulunduğunu ve bu farkların eğitim yaşamı boyunca giderek büyüdüğünü ortaya koyuyor. Ortaöğretime erişim, farklı toplumsal sınıflardan gelen çocuklara zaman içinde giderek daha fazla açılmış olsa da öğrencilerin izlediği yollar büyük ölçüde birbirinden ayrılıyor. Örneğin, lise ikinci sınıfta uzmanlık alanları seçilirken ayrıcalıklı toplumsal kesimlerden gelen öğrenciler matematik veya fizik – kimya gibi fen alanlarına daha fazla yönelirken, mütevazı çevrelerden gelen öğrenciler beşeri bilimleri ya da beden eğitimi ve “spor kültürleri” alanlarını tercih ediyor. (2) Yükseköğretimde ise özellikle seçkin yükseköğretim kurumlarına erişimdeki eşitsizlikler sürekli derinleşiyor; bu durum, “demokratikleşme” vaatlerine inanmış olanların adaletsizlik duygusunu daha da körüklüyor.
Özel İçerik
Bu içerik sadece gazeteye abone olan okuyucular içindir.Yazının devamını okumak için gazetemize abone olmak ister misiniz?
