HİLAL KÖSE
Fransız endüstriyel mühendislik grubu Fives’ın Türkiye Ülke Müdürü Devrim Üstünkol, ekonomik ve siyasi olarak çok büyük sıkıntılar yaşadığımız bugünlerde her şeye rağmen umudunu kaybetmiyor. Türkiye’nin potansiyelini henüz açığa çıkaramadığını söylüyor. Özellikle de iyi eğitimli gençlerin akın akın yurt dışına gittiği dönemde Üstünkol’un sözleri dikkate değer, ayrıca hayata yeni yeni atılmaya hazırlanan gençlere de önemli tavsiyeleri var. “Korkmayın” diyor, “Farklılıklarınızı öne çıkarın, sınırlarınızı zorlayın ve hayata meydan okuyun!” Üstünkol ile yoğun iş temposunun arasında bir araya geldik ve hem iş fırsatlarından, hem ülkemizden hem de gelecekten söz ettik…
Sizi biraz yakından tanıyabilir miyiz? Fives yolculuğunuz nasıl başladı?
Lisans ve yüksek lisans eğitimimi makine mühendisliği alanında yaptım. Endüstri odaklı bir kariyerim var. Bir ağır sanayii kuruluşu olan Erdemir’de işe başladım ve ardından Habaş’ta, bir dönem yurt dışında proje yöneticisi olarak çalıştım. Ardından Siemens Endüstri bölümünde satış yöneticisi olarak görev aldım. 2014 yılında Fives’e katıldım ve bir yıl sonra da ülke müdürlüğü görevini üstlendim.
Tüm dünyanın etkilendiği çoklu kriz ortamında böyle önemli bir görevi sürdürürken başarıyı yakalamanın incelikleri neler sizce?
Bana göre başarının kısaca formülü değer artı şans. Başarıyı değer yaratmakla başlatabiliriz ama çoklu şans faktörünün de etkisinin olduğunu düşünüyorum. Şirketiniz için verdiğiniz çabayla ve emekle bir değer yaratabilirsiniz, ama bu değerin karşılığı her zaman finansal getiri olmayabilir. Bu değer kartopu gibi büyüdükçe ve mevcut durumunuz da güçlendikçe değişken ekonomik koşullarda cazip fırsatları yakalayabiliyorsunuz. Önceliklerden biri iş çevrenizi artırmak ve yarattığınız değeri hedef kitlenize iyi anlatabilmek olmalı. Rakamlar sonuçtur veya istenilen kumaştır, ancak bu kumaşı ilmek ilmek meydana getiren her aşama da sonuç kadar önemlidir. Bu sürecin en büyük çimentosu iletişimdir. İletişimde ise yan yana gelmenin önemine inanırım. Batılılar gibi yalnızca dijital araçlarla iletişim kuran bir yapıyı tercih etmeyiz. Ülkemde her müşterimin misafiri olur ve çayını içerim.
Yapay zekânın gelişimiyle ilgili ne düşünüyorsunuz, iş dünyasını ve toplumu nasıl etkiliyor?
Medeniyetin evrimleşmesi, tarım, sanayii, teknoloji ve en son yapay zekâ olarak ilerliyor. Bugün hayatımızı belki kolaylaştırıyor ama ileride yapay zekânın yönlendirdiği insan zihni bir tehdit olabilir mi? Yapay zekânın bir çok mesleğin yerini alacağı iddia ediliyor; bu hızlı değişim tüm dünyada geleceğe dair bir belirsizlik yaratıyor. Bizim önceki dönemlere göre en büyük zorluğumuz her şeyin çok hızlı ilerlemesi ve bunları sindirecek gerekli zaman olmaması. Her toplum kendini ticari savaşlardan ve korumacılığın getirdiği yeni ticari sınırlardan uzak tutmak isterken aradaki etkileşimi kaybediyoruz. Ben inanıyorum ki insanlık bu dönemdeki sıkıntıları da aşacaktır. Umarım bunun bedeli çok ağır olmaz.
İş fırsatları ve yatırım açısından ülkemizi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Fives olarak Türkiye’de ayak izimizi daha da kuvvetlendirmek, daha da büyümek istiyoruz. Türkiye bizim için coğrafi olarak iyi bir lokasyon, bölgede eğitimli ve yabancı dil konuşan insan sayısının yüksek olması, yeniliğe açık rekabetçi bir sanayi alt yapısının olması, burada iş yapmayı teşvik ediyor. Demir çelikte, cam, çimento gibi sektörlerde ihracata dayalı oldukça güçlü bir sanayimiz var, bunun yanı sıra savunma sanayi içerisinde de büyük atılımlar gerçekleştirmekteyiz. Üretilen ürün yelpazesini ithal edilenleri de kapsayacak şekilde genişletebilirsek ilerleyen yıllarda daha iyi sonuçlar alacağımızı düşünüyorum. Önümüzdeki dönemleri düşünürsek nicelik olarak endüstriyel tesislerde çalışan insan kaynağı açısından Türkiye, Avrupa’ya göre daha avantajlı konumda. Biz şirket olarak yetişmiş insan gücümüzü Avrupa’daki şirketlerimizle birleştirmeyi düşünüyor, yetişmiş insan havuzu ile Türkiye’den yurt dışına hizmet vermeyi planlıyoruz. İlerleyen yıllar için amacımız hem ülkemizdeki mühendislik havuzunu genişletmek hem de donanım ve eğitim açısından mühendisliğe katkı sağlamak.
Biz daha çok olumsuzlukları fark ediyoruz, özellikle de gençler için umut verici cümleler kurdunuz…
Bütün felsefelerde ikilik öne çıkar; iyi ve kötü ya da siyah ve beyaz, hepsi bir bütün aslında. Beyaz en güzel siyahta gösterir kendini yani büyük başarılar hep zor aşamaların sonucudur. Zayıf ve güçlü yanlarımızı dengeli bir şekilde tanımlamamız gerekir ki bu hem hedeflerimizi doğru seçmemize, hem de ileride onlara ulaşmak için doğru yapılanmayı kurmamıza yardımcı olsun.
Gençlere ne tavsiye edersiniz peki? İş başvurusu için karşınıza geldiler diyelim…
Her şeyden önce fark yaratacak bir şey yapsınlar ve farklılıklarını öne çıkarsınlar. Şimdi her aday bir kaç lisan biliyor ve yurt dışında eğitim almış. Adayları değerlendirirken farklılıklarına göre eleme yapmayı tercih ederim. Mesela karşımdaki adaya son okuduğu kitabı sorarım. Alt yapısı geniş ve zengin olan, kendini geliştiren, hobi sahibi, okuyan, araştıran kişiler öne çıkar. Sadece akademik başarının bir zenginlik olduğunu düşünmüyorum. Sınırlarınızı zorlayın, hayata meydan okuyun.
Fransızlarla çalışmak nasıl diye sorsam… Türkleri seviyorlar mı?
Fransızlar kibar, sıcak insanlar. Yazmayı çok seviyorlar, bizim bir kaç cümlelik anlatımımız, onların bir kaç paragrafına eş değer. Haklara ve emeğe çok saygılılar. Türkiye’yi çok beğeniyorlar; buraya gelmeyi seviyorlar. İş dışındaki motivasyonu artıran unsurların başında geleneksel Türk mutfağı, deniz mahsülleri ve mezelerimiz geliyor. Ayrıca ulu önderimiz Atatürk’ün hayatına karşı da merakları var; birçok konuda sorularını duyuyor, keyifle yanıtlıyorum.
Bir günü nasıl yaşarsınız, rutinleriniz var mı? Nasıl bir yöneticisiniz?
Hayatta rutin sevmiyorum, yani çok tekrardan hoşlanmıyorum. En basiti eve gelirken farklı güzergâhlar tercih ederim. Sabah işe erken başlarım. Ofiste çok vakit geçirmem, hatta tercihim değildir, daha çok müşterilerimle görüşme planı yaparım. Yoğun çalışmayı severim. Seyahatten kaçınmam. Benim için tatil ders arasındaki teneffüs gibidir. Nasıl bir yönetici olduğuma gelirsek, mümkün olduğu kadar empati yaptığımı düşünüyorum. Eskiden tez canlıydım, yaş ilerledikçe sakin karar verebilme yönümün geliştiğine inanıyorum. Bir işyerinde uyumun esas olduğunu düşünüyorum ve bunu geliştirmek için tüm çalışanla bire bir iletişim kurarım.
Peki iş dışında neler yapıyorsunuz?
Kitap okumayı seviyorum. Kitap kokusunu duymam gerek, bazen üzerine notlar alacağım, arasına bir şeyler koyacağım. Kitap sevgimden dolayı her sene yeni yıl hediyesi olarak yazarının imzasıyla müşterilerime ve arkadaşlarıma kitap hediye ederim. Okumayı teşvik etmek benim için çok güzel bir duygu. Bunun yanı sıra ailemle gezmeyi, yeni yerler görmeyi, yeni kültürler keşfetmeyi ve yöresel tatlar denemeyi çok severim.
Son sorum, geleceğe baktığınızda umutlu musunuz?
Türkiye her zaman tahmin edilemez bir ülke, müthiş bir potansiyeli var, bunu bazen harekete geçirebiliyor, bazen geçiremiyor. Yetişmiş bir çok insan yurt dışına gitti, yurtdışında kürsüsü olan Türk sayısı arttı, gidenler bir şekilde geri gelecek veya onların ardılları gelecek. Bu bilgi birikimi iyi organize olduğu zaman bugün Çin’in yaptığı teknolojik hamleleri bizim yapıyor hale geleceğimize inanıyorum. Gelecekten korkarak bir yere varamayız. Korkuyu yanımıza alarak onu evcilleştireceğimizi düşünüyorum. Karşınıza alırsanız direnç yaratırsınız, direnç değil sinerji yaratmak lazım.
ŞİRKETİN İSMİ BİR SEMTTEN GELİYOR
Şirketin faaliyetleri, 200 yıl önce Fransa’nın kuzeyindeki Lille şehrinde yer alan Fives adlı bir semtte başlıyor ve ilk olarak şeker endüstrisine küçük el aletleri üretiliyor. Daha sonra Fransa’nın modernizasyonunda öncü rol üstlenen şirket, köprü, asansör ve demiryolu altyapısında büyük işler başarıyor, hatta Eyfel Kulesi’nin asansörleri en büyük referanslarından biri. Türkiye’deki serüveni 2008’de İstanbul ofisiyle başlıyor ancak ilk temas 1905’te Bağdat demiryolu ile oluyor. 1954’te Kayseri’de kurulan şeker fabrikasında da Fives imzası var. Grup, büyük sanayi grupları için makineler, ekipmanlar ve üretim hatları tasarlayıp yapıyor.
